Sonunda r olan 5 harfli 465 kelime var. R harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde r harfi olan kelimeler listesine ya da başında r harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- CEVİR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Eziyet, cefa, üzgü
- "Kendi kafamın cevrinden kurtulmak için de geldim." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Eziyet, cefa, üzgü
- KILIR
-
-
[isim]
Maydanozgillerden, bir yıllık ve özel kokulu otsu bir bitki (Ammi visnaga)
-
[isim]
Maydanozgillerden, bir yıllık ve özel kokulu otsu bir bitki (Ammi visnaga)
- MOHER
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Tiftik
-
[sıfat]
Tiftikten yapılmış olan
-
[isim]
Tiftik
- İSPİR
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
At veya araba uşağı
- "Aşçı yamakları, kilerci, ispir ile arabacı çocukları arabalarla paytonda." (Ahmet Rasim)
-
[isim]
At veya araba uşağı
- TOMAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Dürülerek boru biçimi verilmiş deri, kâğıt
-
Topun içini silmekte kullanılan, ucu fırçalı çubuk
-
Yığın, küme
-
[isim]
Dürülerek boru biçimi verilmiş deri, kâğıt
- BİNER
-
-
[sıfat]
Bin sayısının üleştirme biçimi, her birine bin, her defasında bini bir arada olan
-
[sıfat]
Bin sayısının üleştirme biçimi, her birine bin, her defasında bini bir arada olan
- BÖBÜR
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Memelilerden, sıcak ülkelerde yaşayan, derisi benekli, yırtıcı hayvan (Hyrax syriensis)
-
Böbürlenme, kibir
- "Evet ağzı ile değilse de sakalı ile böyle der, kendine için için böyle bir üstünlük böbürü yaratırdı." (Haldun Taner)
-
[isim]
Memelilerden, sıcak ülkelerde yaşayan, derisi benekli, yırtıcı hayvan (Hyrax syriensis)
- ÇIKAR
-
-
[isim]
Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar
- "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz." (Anayasa)
-
[isim]
Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar
- EZBER
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Bir metni veya bir sözü eksiksiz tekrarlayabilecek biçimde akılda tutma
- "En az yirmi şiiri ezberimdeydi." (Necati Cumalı)
-
Ezberleme ve akılda tutma yeteneği
-
Ezber edilecek ders
-
[isim]
Bir metni veya bir sözü eksiksiz tekrarlayabilecek biçimde akılda tutma
- NEHİR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Irmak
-
[isim]
Irmak
- SAFİR
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Mavi renkli, değerli bir korindon türü, gök yakut
-
[isim]
Mavi renkli, değerli bir korindon türü, gök yakut
- ŞATIR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Neşeli, keyifli, şen
-
Tören ve alaylarda padişahın, vezirin yanında yürüyen görevliler
-
[sıfat]
Neşeli, keyifli, şen
- ÇAKIR
-
-
[sıfat]
Açık mavi, hareli ela (göz)
- "Soluk esmer renkli, çakır gözlü, ağır tavırlı, az konuşur bir delikanlıydı." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
Çakırdoğan
-
[sıfat]
Açık mavi, hareli ela (göz)
- BİLAR
-
-
[isim]
Katranlı kıldan yapılan ve kalafat işlerinde kullanılan bir tür macun
-
[isim]
Katranlı kıldan yapılan ve kalafat işlerinde kullanılan bir tür macun
- ÇINAR
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
İki çeneklilerden, 30 m'ye kadar uzayabilen, gövdesi kalın, uzun ömürlü, geniş yapraklı bir ağaç (Platanus)
-
[isim]
İki çeneklilerden, 30 m'ye kadar uzayabilen, gövdesi kalın, uzun ömürlü, geniş yapraklı bir ağaç (Platanus)
- DUYAR
-
-
[sıfat]
Duygulu, duygun, duyarlı, hassas
-
Beden üzerinde uyarıldığında hızlı ve güçlü tepkilere yol açan
- "Duyar bölge."
-
[sıfat]
Duygulu, duygun, duyarlı, hassas
- NASİR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Nesir yazan, nesir ustası
-
[isim]
Nesir yazan, nesir ustası
- NAZAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, insanlara, özellikle çocuklara, evcil hayvanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere de zarar veren, bakıştaki çarpıcı ve öldürücü güç, göz
- "Hele marangoz Halil'in gözünü de denemiş. Nazara gelmemek için kendi kendine okuyup üflüyor, nerede tahta görürse tak tak vuruyor." (Haldun Taner)
- "Ona düşman nazarıyla bakıyor."
-
Bakış, bakma, göz atma
- "İlk nazarda mağrur, azametli tesirini veriyor." (Sermet Muhtar Alus)
-
[isim]
Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, insanlara, özellikle çocuklara, evcil hayvanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere de zarar veren, bakıştaki çarpıcı ve öldürücü güç, göz
- RÖGAR
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Kanalizasyona inmek ve tıkanıklığı gidermek üzere yapılmış özel baca
-
[isim]
Kanalizasyona inmek ve tıkanıklığı gidermek üzere yapılmış özel baca
- TATAR
-
-
[isim]
Postayı süren kimse
-
[isim]
Postayı süren kimse