Sonunda r olan 5 harfli 465 kelime var. R harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde r harfi olan kelimeler listesine ya da başında r harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

VİZÖR

Kelime Kökeni: Fransızca viseur

  1. [isim] Kamera, fotoğraf makinesi ve dürbünde bulunan, görüntüyü tam sınırlarıyla kesmeden veya taşırmadan alabilmeyi sağlayan düzenek; bakaç
    • "Vizörden baktığınızda dalgalı, dağınık bir görüntüyle karşılaşırsınız." (Pınar Kür)
HEZAR

Kelime Kökeni: Farsça hezār

  1. [isim] Bakınız bülbül
NEFİR

Kelime Kökeni: Arapça nefīr

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yuf borusu
HIZIR

Kelime Kökeni: Arapça ḫiżr

  1. [isim] "Birinin en sıkışık zamanında, beklemediği biri, yardımına yetişmek" anlamındaki Hızır gibi (imdadına veya yardımına) yetişmek deyiminde geçen bir söz
    • "Ya annem ya ninem babamın çıkardığı gürültüyü işitip mutlaka Hızır gibi imdadıma yetişir." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
AMPİR

Kelime Kökeni: Fransızca empire

  1. [isim] XIX. yüzyıl başlarında Fransa'da ortaya çıkıp daha sonra Avrupa'ya yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vb.ne ait bir üslup
    • "Ampir koltuklu, keten masa örtülü bir lokantaydı." (Selçuk Erez)
FUJER

Kelime Kökeni: Fransızca fougère

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız eğrelti otu
KAHIR

Kelime Kökeni: Arapça ḳahr

  1. [isim] Yok etme, ezme, perişan etme, mahvetme
    • "Her zulmü, kahrı boğmaya bir parça kan yeter." (Aka Gündüz)
  2. Derin üzüntü veya acı, sıkıntı
    • "Hayatını alnının teriyle kazanan, yirmi yıllık geçmişi yalnız kahırlarla dolu bir Türk köylüsü." (Orhan Veli Kanık)
ZECİR

Kelime Kökeni: Arapça zecr

  1. [isim, eskimiş] Yaptırmama, yasaklama
  2. Bakınız zorlama
  3. Eziyet etme
TEPİR

  1. [isim, ağızlardan] Tahılı saman ve kavuzlardan ayırmaya yarayan, kıldan veya kamıştan yapılmış elek
ZAHİR

Kelime Kökeni: Arapça ẓāhir

  1. [sıfat] Bakınız belli (II)
    • "Bu işte de Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük hevesi ve iyi niyeti çok zahirdir." (Tevfik Rüştü Aras)
  2. [isim] Bakınız dış yüz
  3. [zarf, ağızlardan] Bakınız kuşkusuz
    • "Zahir, o anda başıma kan çıkmış, yüzüm kızarmış olacak ki..." (Sermet Muhtar Alus)
ENSAR

Kelime Kökeni: Arapça enṣār

  1. [isim, din bilimi] Hz. Muhammed'e hicret zamanında yardım eden Medineliler
VİTİR

Kelime Kökeni: Arapça vitr

  1. [isim, din bilimi] Bakınız vitir namazı
YUVAR

  1. [isim, anatomi] Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genellikle yuvarlak veya oval küçük cisim
  2. [gök bilimi] Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim
EKLER

Kelime Kökeni: Fransızca éclair

  1. [isim] İçi krema ile doldurulmuş bir pasta türü
LAZER

Kelime Kökeni: Fransızca laser

  1. [isim, fizik] Çok güçlü pırıltılar oluşturan, değişik alanlarda kullanılan yoğunlaşmış ışık kaynağı
AYGIR

  1. [isim] Damızlık erkek at
    • "Aygır, gelir gelmez kısrağı koklamaya başladı." (Abbas Sayar)
KUTUR

Kelime Kökeni: Arapça ḳuṭr

  1. [isim, eskimiş, matematik] Daire ve kürede çap
  2. Bakınız köşegen
YARAR

  1. [isim] Bir işten elde edilen iyi sonuç; getiri, kazanç, fayda, kâr, avantaj
    • "Al takke ver külah, kırsal kesimi çocuğunu okutmanın yararına inandırdık." (Attilâ İlhan)
  2. Bakınız çıkar
    • "Kızılay yararına bir balo."
  3. [sıfat] Yarayan, elverişli, uygun olan
    • "Sanat yalnız insanları ıslah etmeye yarar bir vasıtadır." (Yahya Kemal Beyatlı)
NEŞİR

Kelime Kökeni: Arapça neşr

  1. [isim, eskimiş] Yayma, dağıtma, saçma
  2. Bakınız yayım
FAKİR

Kelime Kökeni: Arapça faḳīr

  1. [sıfat] Bakınız yoksul, zengin karşıtı
    • "En fakir köyler taştandır ve üstü kiremittir." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [mecaz] Olması gerekenden az
    • "Seni fakir, soluk bir dekor içinde görmek istemem." (Mahmut Yesari)
  3. [isim] Hindistan'da yokluğa, eziyete kendini alıştırmış derviş
  4. [mecaz] Zavallı, kimsesiz olan
    • "Hey gidi kahpe felek, gençliklerine doymadan gitti fakirler." (Haldun Taner)
  5. [isim, mecaz] Kişinin alçak gönüllülük göstermek için kendisine verdiği san
    • "Fakir dün ziyaretinize geldimse de bulamadım." (Şemseddin Sami)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü