Sonunda r olan 3 harfli 61 kelime var. R harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde r harfi olan kelimeler listesine ya da başında r harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇİR
-
-
[isim, ağızlardan]
Kayısı, erik, zerdali vb. meyvelerin kurusu
- "Neler getirmiş neler... Herkese bir şeyler... avuç avuç leblebi, şekerleme, kuş üzümü, pestil, çir, ceviz..."
-
[isim, ağızlardan]
Kayısı, erik, zerdali vb. meyvelerin kurusu
- CER
-
Kelime Kökeni: Arapça cerr
-
[isim, eskimiş]
Çekerek, sürükleyerek götürme
-
[isim, eskimiş]
Çekerek, sürükleyerek götürme
- MİR
-
Kelime Kökeni: Farsça mīr
-
[isim, eskimiş]
Bakınız komutan
-
Bey, emîr. mirim “beyim, aziz dostum, arkadaşım” anlamlarında bir seslenme sözü
- "Hızır Bey, mirim, çoktan beri göründüğünüz yoktu."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız komutan
- FER
-
Kelime Kökeni: Farsça fer
- FIR
-
-
[zarf]
Bakınız fırıl fırıl
-
[isim, argo]
Bakınız piç
-
[zarf]
Bakınız fırıl fırıl
- PER
-
Kelime Kökeni: Fransızca paire
-
[isim]
Bazı iskambil oyunlarında farklı renklerden iki benzer kartın bir arada bulunma durumu
-
[isim]
Bazı iskambil oyunlarında farklı renklerden iki benzer kartın bir arada bulunma durumu
- YIR
-
-
[isim, ağızlardan]
İslamlık öncesi sözlü Türk edebiyatında koşma ve türkülere verilen genel ad
-
[isim, ağızlardan]
İslamlık öncesi sözlü Türk edebiyatında koşma ve türkülere verilen genel ad
- SÖR
-
Kelime Kökeni: Fransızca soeur
-
[isim]
Katolik mezhebinde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın
-
Katolik mezhebinde dinle ilgili bir yükümlülük almayan ancak din uğruna hemşirelik, hasta bakıcılık vb. işlerde çalışan kadın
-
[isim]
Katolik mezhebinde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın
- TIR
-
Kelime Kökeni: İngilizce (İng. Transport International Routier sözünden)
-
[isim]
Genellikle uluslararası kara yolu taşımacılığında kullanılan, dingil sayısı fazla olan uzun kamyon
-
[isim]
Genellikle uluslararası kara yolu taşımacılığında kullanılan, dingil sayısı fazla olan uzun kamyon
- FAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca phare
-
[isim]
Taşıtların ön bölümünde bulunan, kısa ve uzun mesafeyi aydınlatmaya yarayan ışık düzeneği
- "Taksi yaklaşırken farların ışıkları gittikçe güçlenerek yukarılara doğru tırmandı."
-
[isim]
Taşıtların ön bölümünde bulunan, kısa ve uzun mesafeyi aydınlatmaya yarayan ışık düzeneği
- PÜR
-
Kelime Kökeni: Farsça pur
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız dolu (II)
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız dolu (II)
- PİR
-
Kelime Kökeni: Farsça pīr
-
[isim]
Yaşlı, koca, ihtiyar kimse
- "Ak sakallı pir, bunları söyleyerek sırra kadem basmış."
-
Bir tarikat veya sanatın kurucusu
- "Büyük Itri'ye eskiler derler / Bizim öz musikimizin piri"
-
[zarf]
Adamakıllı, iyice
- "Ancak, sarhoşluk zamanlarında bazen dili bir açılırmış ama pir açılırmış..."
-
[mecaz]
Herhangi bir konuda, bir meslekte deneyim kazanmış, eskimiş kimse; guru
-
[isim]
Yaşlı, koca, ihtiyar kimse
- SUR
-
Kelime Kökeni: Arapça sūr
-
[isim]
Kale duvarı
- "Kıyamet kopar gibi bir velvele koptu, bütün ordu surların üstüne atıldı."
-
[isim]
Kale duvarı
- SER
-
Kelime Kökeni: Farsça ser
-
[isim, eskimiş]
Bakınız baş
-
“Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün” anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz
- "Sertabip. Sermürettip."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız baş
- YAR
-
-
[isim]
Bakınız uçurum
- "Aşağıda daimî akislerle seslenen gürültülü, derin yarlar tehlike hissini kalbimizden ayırmıyordu."
-
[isim]
Bakınız uçurum
- TÖR
-
-
[isim, eskimiş]
Bakınız başköşe
-
[isim, eskimiş]
Bakınız başköşe
- CAR
-
-
[isim, ağızlardan]
Tellal ile duyurma
-
Bakınız duyuru
-
Tehlike durumu
-
[isim, ağızlardan]
Tellal ile duyurma
- TAR
-
-
[isim]
Doğu Anadolu ile Azerbaycan'da çalınan bir çalgı türü
-
[isim]
Doğu Anadolu ile Azerbaycan'da çalınan bir çalgı türü
- YER
-
-
[isim]
Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk; mahal, mevzi
- "İzinsiz bir yere gitmek ne haddime?"
-
Gezinilen, ayakla basılan taban
- "Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu."
-
Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge; mevki
- "Anadolu'nun bazı yerlerinde eski bir kocakarı itikadı vardır."
-
Bakınız konum
- "Türkiye stratejik bakımdan önemli bir yerdedir."
-
Bakınız ülke
-
Geçim sağlamak için çalışılan iş yeri
- "Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz?"
-
Bakınız önem
- "Uçağın yurt savunmasındaki yeri."
-
Bakınız iz
-
Üzerine yapı kurulmaya elverişli arsa
- "Deniz kıyısında bir yer aldılar, ev yapacaklar."
-
Ekime elverişli toprak parçası; arazi
- "Çorak yerde ot bitmez."
-
Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan; mahal, nokta
- "Toplantı yeri. Kaza yeri."
-
Otel, motel vb.nde kalınacak oda
- "Yeriniz var mı?"
-
[coğrafya]
Bakınız yerküre
-
[mecaz]
Bakınız durum
- "Sen benim yerimde olsan ne yapardın?"
-
[isim]
Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk; mahal, mevzi
- GAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca gare
-
[isim]
Demir yolu ile yolculuk edenlerin gereksinimlerinin geniş ölçüde karşılandığı büyük tren istasyonu
- "Bu beylerle Selânik Garı'nın civarında bazı bahçelerden geçerek gidiyorduk."
-
[isim]
Demir yolu ile yolculuk edenlerin gereksinimlerinin geniş ölçüde karşılandığı büyük tren istasyonu