Sonunda r olan 3 harfli 61 kelime var. R harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde r harfi olan kelimeler listesine ya da başında r harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇİR

  1. [isim, ağızlardan] Kayısı, erik, zerdali vb. meyvelerin kurusu
    • "Neler getirmiş neler... Herkese bir şeyler... avuç avuç leblebi, şekerleme, kuş üzümü, pestil, çir, ceviz..." (Ali Balkız)
CER

Kelime Kökeni: Arapça cerr

  1. [isim, eskimiş] Çekerek, sürükleyerek götürme
MİR

Kelime Kökeni: Farsça mīr

  1. [isim, eskimiş] Bakınız komutan
  2. Bey, emîr. mirim “beyim, aziz dostum, arkadaşım” anlamlarında bir seslenme sözü
    • "Hızır Bey, mirim, çoktan beri göründüğünüz yoktu." (Vâlâ Nureddin)
FER

Kelime Kökeni: Farsça fer

  1. [isim] Bir şeyin parlak olması
  2. Bakınız canlılık
    • "Otuz yaşıma gelmeden gözlerimin feri sönmüştü." (Halide Edip Adıvar)
  3. Bakınız güç (I)
FIR

  1. [zarf] Bakınız fırıl fırıl
  2. [isim, argo] Bakınız piç
PER

Kelime Kökeni: Fransızca paire

  1. [isim] Bazı iskambil oyunlarında farklı renklerden iki benzer kartın bir arada bulunma durumu
YIR

  1. [isim, ağızlardan] İslamlık öncesi sözlü Türk edebiyatında koşma ve türkülere verilen genel ad
SÖR

Kelime Kökeni: Fransızca soeur

  1. [isim] Katolik mezhebinde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın
  2. Katolik mezhebinde dinle ilgili bir yükümlülük almayan ancak din uğruna hemşirelik, hasta bakıcılık vb. işlerde çalışan kadın
TIR

Kelime Kökeni: İngilizce (İng. Transport International Routier sözünden)

  1. [isim] Genellikle uluslararası kara yolu taşımacılığında kullanılan, dingil sayısı fazla olan uzun kamyon
FAR

Kelime Kökeni: Fransızca phare

  1. [isim] Taşıtların ön bölümünde bulunan, kısa ve uzun mesafeyi aydınlatmaya yarayan ışık düzeneği
    • "Taksi yaklaşırken farların ışıkları gittikçe güçlenerek yukarılara doğru tırmandı." (Necati Cumalı)
PÜR

Kelime Kökeni: Farsça pur

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız dolu (II)
PİR

Kelime Kökeni: Farsça pīr

  1. [isim] Yaşlı, koca, ihtiyar kimse
    • "Ak sakallı pir, bunları söyleyerek sırra kadem basmış." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bir tarikat veya sanatın kurucusu
    • "Büyük Itri'ye eskiler derler / Bizim öz musikimizin piri" (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. [zarf] Adamakıllı, iyice
    • "Ancak, sarhoşluk zamanlarında bazen dili bir açılırmış ama pir açılırmış..." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. [mecaz] Herhangi bir konuda, bir meslekte deneyim kazanmış, eskimiş kimse; guru
SUR

Kelime Kökeni: Arapça sūr

  1. [isim] Kale duvarı
    • "Kıyamet kopar gibi bir velvele koptu, bütün ordu surların üstüne atıldı." (Yahya Kemal Beyatlı)
SER

Kelime Kökeni: Farsça ser

  1. [isim, eskimiş] Bakınız baş
  2. “Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün” anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz
    • "Sertabip. Sermürettip."
YAR

  1. [isim] Bakınız uçurum
    • "Aşağıda daimî akislerle seslenen gürültülü, derin yarlar tehlike hissini kalbimizden ayırmıyordu." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
TÖR

  1. [isim, eskimiş] Bakınız başköşe
CAR

  1. [isim, ağızlardan] Tellal ile duyurma
  2. Bakınız duyuru
  3. Tehlike durumu
TAR

  1. [isim] Doğu Anadolu ile Azerbaycan'da çalınan bir çalgı türü
YER

  1. [isim] Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk; mahal, mevzi
    • "İzinsiz bir yere gitmek ne haddime?" (Memduh Şevket Esendal)
  2. Gezinilen, ayakla basılan taban
    • "Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu." (Haldun Taner)
  3. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge; mevki
    • "Anadolu'nun bazı yerlerinde eski bir kocakarı itikadı vardır." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Bakınız konum
    • "Türkiye stratejik bakımdan önemli bir yerdedir."
  5. Bakınız ülke
  6. Geçim sağlamak için çalışılan iş yeri
    • "Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz?" (Memduh Şevket Esendal)
  7. Bakınız önem
    • "Uçağın yurt savunmasındaki yeri."
  8. Bakınız iz
  9. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arsa
    • "Deniz kıyısında bir yer aldılar, ev yapacaklar."
  10. Ekime elverişli toprak parçası; arazi
    • "Çorak yerde ot bitmez."
  11. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan; mahal, nokta
    • "Toplantı yeri. Kaza yeri."
  12. Otel, motel vb.nde kalınacak oda
    • "Yeriniz var mı?"
  13. [coğrafya] Bakınız yerküre
  14. [mecaz] Bakınız durum
    • "Sen benim yerimde olsan ne yapardın?"
GAR

Kelime Kökeni: Fransızca gare

  1. [isim] Demir yolu ile yolculuk edenlerin gereksinimlerinin geniş ölçüde karşılandığı büyük tren istasyonu
    • "Bu beylerle Selânik Garı'nın civarında bazı bahçelerden geçerek gidiyorduk." (Yahya Kemal Beyatlı)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü