Başında pa olan 6 harfli 67 kelime var. Pa ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde pa olan kelimeler listesine ya da sonu pa ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında pa bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PAÇALI
-
-
[sıfat]
Herhangi bir biçimde paçası olan
- "Boyanmış dar dizlik ahlak sayılıyor da sımsıkı bağlanmış paçalı don müstehcenleşiyor." (Falih Rıfkı Atay)
-
Tüyleri ayaklarına kadar uzanan (kuş veya kümes hayvanı)
- "Paçalı güvercin, paçalı tavuk."
-
[sıfat]
Herhangi bir biçimde paçası olan
- PAVYON
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir kuruluşun, bir kurumun, bir bahçe içindeki yapılarından her biri
- "Gölün karşı yanında kalan büyük pavyonların gölgeleri, gittikçe kendilerine doğru uzanıyordu." (Necati Cumalı)
-
Bir fuarda ürünleri bağımsız sergileme yeri
-
Geceleri geç vakte kadar açık, içkili eğlence yeri
-
[isim]
Bir kuruluşun, bir kurumun, bir bahçe içindeki yapılarından her biri
- PAPYON
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Kelebek biçiminde, bir çengelle veya lastik bağla yakaya tutturulan kravat, papyon kravat
-
[isim]
Kelebek biçiminde, bir çengelle veya lastik bağla yakaya tutturulan kravat, papyon kravat
- PANCAR
-
-
[isim]
Ispanakgillerden, vitamince zengin bir bitki (Beta vulgaris)
-
Bu bitkinin şeker elde edilen kalın ve etli kökü
-
[isim]
Ispanakgillerden, vitamince zengin bir bitki (Beta vulgaris)
- PASPAL
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Çok kepekli un
- "Dört sene çamurlu paspaldan ekmek yiye yiye bıktılar." (Aka Gündüz)
-
Bu un karıştırılarak hazırlanan yem
- "Bu boğayı iyi besle, kepeğini, paspalını eksik etme." (Halikarnas Balıkçısı)
-
[sıfat]
Bakımsız, dağınık, pis (kimse, kılık vb.)
-
Kötü cins esrar
-
[isim]
Çok kepekli un
- PATNOS
- ...
- PASTİŞ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Başka sanatçıların eserlerini taklit yoluyla meydana getirilen sanat eseri
-
Bir ekolün özelliklerine göre meydana getirilmiş eser
-
[isim]
Başka sanatçıların eserlerini taklit yoluyla meydana getirilen sanat eseri
- PAYDAŞ
-
-
[isim]
Bir ortaklık veya mal üzerinde payı olan kimse, hissedar
-
[isim]
Bir ortaklık veya mal üzerinde payı olan kimse, hissedar
- PATLAK
-
-
[sıfat]
Patlayarak açılmış, yırtık, yarık
- "Patlak davul."
- "Kim bilir belki o zamana kadar savaş da patlak verecek." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Patlamış yer
- "Karşısındakini kalpağından ta patlakları gözüken kunduralarına kadar bir süzdü." (Ömer Seyfettin)
-
[sıfat]
Patlayarak açılmış, yırtık, yarık
- PANDÜL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Sarkaç
-
[isim]
Sarkaç
- PASTEL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Resim yapmakta kullanılan renkli boya kalemi
- "Duvarda Nadir'in pastelle yapılmış çerçevesiz bir portresi." (Peyami Safa)
-
Böyle kalemlerle yapılan resim
-
[sıfat]
Soluk (renk)
-
[isim]
Resim yapmakta kullanılan renkli boya kalemi
- PAPARA
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Ekmek, peynir ve et suyu veya süt ile yapılan bir tür yemek
- "Mebrure ... Nesrin'in paparasını yedikten sonra başını yere eğerek kuyruğunu sallayan büyük köpeği gördü." (Peyami Safa)
-
Azar
-
[isim]
Ekmek, peynir ve et suyu veya süt ile yapılan bir tür yemek
- PALUZE
- ...
- PASTİS
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Anason kokulu bir tür alkollü içki
- "Önce evde yapılmış vişne likörü yahut bizdeki rakıya benzeyen pastisler içilir." (Çetin Altan)
-
[isim]
Anason kokulu bir tür alkollü içki
- PANELİ
- ...
- PARKÇI
-
-
[isim]
Parkı işleten kimse
-
[isim]
Parkı işleten kimse
- PARALI
-
-
[sıfat]
Parası çok olan, zengin (kimse)
-
Para karşılığında sağlanan, bedava olmayan
- "Paralı okul. Paralı iş."
-
Üzerinde yuvarlak ve irice benekleri olan
- "Paralı basma."
-
[sıfat]
Parası çok olan, zengin (kimse)
- PASTAV
-
Kelime Kökeni : Bulgarca
-
[isim]
Çuha kumaşının sarıldığı top
-
[isim]
Çuha kumaşının sarıldığı top
- PAPAZİ
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Bir tür ince, ipekli kumaş
-
[isim]
Bir tür ince, ipekli kumaş
- PARMAK
-
-
[isim]
İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri
- "Uzun, sinirli parmakları locanın kenarında uzanmış, boksörün kulağını koparıyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Hele geçen gün o Meşincioğlu Kerim Bey'e yaptığın işe parmak ısırdım." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Bu küçük beldede kocaman işler göreceğini, herkese parmak ısırtacak eserler çıkaracağını zannediyordu." (Refik Halit Karay)
- "Ne istersin çocuk, çocuktan? dedi. Daha parmak kadar, kemikleri kırılacak, öyle ince." (Orhan Kemal)
-
[sıfat]
Eni bu organ kadar olan
- "Değneği iki parmak kısaltmalı."
- "Bu arada benim öteden beri gözüme çarpan bir noktaya şimdi parmak basacağım." (Burhan Felek)
-
[sıfat]
Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan
- "Bir parmak bal."
-
Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri
-
İnç
-
Bir işe karışmış olma ilgisi
- "Bu işte onun parmağı var."
-
Arşının yirmi dörtte biri
-
[isim]
İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri