Sonunda p olan 4 harfli 53 kelime var. P harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde p harfi olan kelimeler listesine ya da başında p harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- NAİP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Tahtta hükümdar olmadığı zaman veya hükümdarın çocukluğu sırasında devleti yöneten kimse
- "Kral naibi."
-
[isim]
Tahtta hükümdar olmadığı zaman veya hükümdarın çocukluğu sırasında devleti yöneten kimse
- AZAP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç
- "Aydınlık olunca günlerin devamı bir azap gibi geliyordu." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
- "Bu şehrin, takdir fukaralarının orta malına dönüşmüş olmasından azap duyuyorum." (Aydın Boysan)
- "Bu düşünce ona epeyce azap verdi." (Ahmet Mithat)
-
İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza
- "Senin yüzünden bir hâl olursa azabını ömrün boyunca çekersin ağabey." (Haldun Taner)
-
[isim]
Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç
- ADAP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Töre
-
Yol yordam, yol yöntem
- "Edebiyatın da kendine mahsus adabı var." (Orhan Veli Kanık)
-
[isim]
Töre
- LARP
-
-
[zarf]
Ansızın
- "Larp diye önümüze çıkıverdi."
-
Güçlü bir biçimde
-
[zarf]
Ansızın
- HARP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Savaş
- "Birinci Dünya Harbi'nde de başıma gelmeyen kalmadı." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Savaş
- KULP
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Kazan, tencere, fincan, dolap, altın vb.nin tutulacak yeri
- "Heybeden çıkardığı kulpu kopuk küçük bir teneke maşrapa ile su getirdi." (Osman Cemal Kaygılı)
- "Başa çıkılmaz kötülerle, her meziyete kulp takarlar." (Cemil Meriç)
- "Öbür seferler arkasında Servet Bey vardı; bir kulpunu bulur, uzattırıverirdi mühletleri." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Uydurma sebep, bahane
-
[isim]
Kazan, tencere, fincan, dolap, altın vb.nin tutulacak yeri
- KREP
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Çok bükümlü iplikle dokunmuş bir çeşit ince kumaş
- "Başına kenarları yeşil oyalı mor bir gaz boyaması krep bağlıyordu." (Osman Cemal Kaygılı)
-
[isim]
Çok bükümlü iplikle dokunmuş bir çeşit ince kumaş
- TRİP
- ...
- GASP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir malı sahibinin izni ve haberi olmadan zorla alma
-
[isim]
Bir malı sahibinin izni ve haberi olmadan zorla alma
- SLİP
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Paçasız ve sıkıca saracak biçimde dikilmiş erkek donu
-
[isim]
Paçasız ve sıkıca saracak biçimde dikilmiş erkek donu
- ASAP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sinir
- "Bu büyük ıstırap asabına uyuşukluk getirdi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[isim]
Sinir
- İTAP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Paylama, azarlama
-
[isim]
Paylama, azarlama
- ETAP
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Aşama
-
Adım
-
[isim]
Aşama
- GRUP
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Küme
- "Bir kadın grubu gözleri komutanın penceresine dikili duruyor." (Halide Edip Adıvar)
-
Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü
- "Lehçeler grubu."
-
Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip
-
Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu
- "Savaş grubu. Yürüyüş grubu. Savunma grubu."
-
[isim]
Küme
- KLİP
-
Kelime Kökeni : İngilizce
-
[isim]
Genellikle televizyonda gösterilmek üzere hazırlanan, bir müzik parçasını görüntü eşliğinde veren film, görümsetme
-
[isim]
Genellikle televizyonda gösterilmek üzere hazırlanan, bir müzik parçasını görüntü eşliğinde veren film, görümsetme
- SNOP
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Züppe
-
[sıfat]
Züppe
- IRIP
-
-
[isim]
Iğrıp
- "Gideceksin ırıpların çalkantısında / Balıklar çıkacak yoluna karşıcı / Sevineceksin." (Orhan Veli Kanık)
-
[isim]
Iğrıp
- CEZP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kendine çekme
-
Etkileyerek kendine bağlama
-
[isim]
Kendine çekme
- RAMP
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir tiyatro sahnesinin önünde, ışık ve ışıldakların yerleştirildiği, izleyiciye en yakın yer
- "Yasak oyunum bu rejimde aklandı, Ulvi Uraz onu ramp ışığına çıkardı." (Haldun Taner)
-
[isim]
Bir tiyatro sahnesinin önünde, ışık ve ışıldakların yerleştirildiği, izleyiciye en yakın yer
- İCAP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Gerek, gereklik, ister, lüzum
- "Nezaket icabı bu cevaptan memnun görünmesi lazımdı." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Birbirlerini çok iyi tanımaları icap eden bu zevat, İstanbul'un muhtelif kahvelerine dağılmışlardır." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
- "O gecenin akşamı böyle bir yer değiştirmeyi icap ettirecek bir arızaya uğradığımızı da hatırlamıyorum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Olumlama
-
[isim]
Gerek, gereklik, ister, lüzum