Başında p olan 6 harfli 242 kelime var. P harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde p harfi olan kelimeler listesine ya da sonu p harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında p bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PAHACI
-
-
[isim]
Pahalı mal satan kimse
-
[isim]
Pahalı mal satan kimse
- PATRON
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir ticaret veya sanayi kurumunun sahibi, başı, işvereni
- "Bizim gazetecilerin çoğu patronu hesabına suç yüklenir." (Burhan Felek)
-
Bir kuruluşta, bir iş yerinde makam bakımından yetkili kimse
-
Sözü geçen paralı kimse
-
[isim]
Bir ticaret veya sanayi kurumunun sahibi, başı, işvereni
- PANDİK
- ...
- POTKAL
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Kaza veya başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan, içinde mektup olan şişe
-
[isim]
Kaza veya başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan, içinde mektup olan şişe
- PETROL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Yoğunluğu 0,8-0,95 arasında olabilen, hidrokarbürlerden oluşmuş, kendisine özgü kokusu olan, koyu renkli, arıtılmamış, doğal yanıcı mineral yağ, yer yağı
- "Kamyonlar yarı benzin, yarı petrolle çalışmaya uğraşıyor." (Aka Gündüz)
-
[isim]
Yoğunluğu 0,8-0,95 arasında olabilen, hidrokarbürlerden oluşmuş, kendisine özgü kokusu olan, koyu renkli, arıtılmamış, doğal yanıcı mineral yağ, yer yağı
- PITRAK
-
-
[isim]
Dikenli tohumları hayvanların kıllarına ve insanların giysilerine takılan bir yıllık otsu bir bitki (Xantium spinosum)
-
[sıfat]
Çok taneli, sık
- "Seher, ela gözlerinden pıtrak gibi yaşlar dökerek ayrılık sahnesini düşündü." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Dikenli tohumları hayvanların kıllarına ve insanların giysilerine takılan bir yıllık otsu bir bitki (Xantium spinosum)
- PASPAL
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Çok kepekli un
- "Dört sene çamurlu paspaldan ekmek yiye yiye bıktılar." (Aka Gündüz)
-
Bu un karıştırılarak hazırlanan yem
- "Bu boğayı iyi besle, kepeğini, paspalını eksik etme." (Halikarnas Balıkçısı)
-
[sıfat]
Bakımsız, dağınık, pis (kimse, kılık vb.)
-
Kötü cins esrar
-
[isim]
Çok kepekli un
- PİYADE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Yaya olarak savaşan askerlerin oluşturduğu sınıf
- "Genellikle piyadeler savaşta en önde giderler."
-
Bu sınıftan olan asker
- "Sınıfımda piyade birincisi olarak çıktım." (Ömer Seyfettin)
-
Piyon
-
Bir çift kürekle yönetilen bir tür hafif kayık
-
Yaya
-
[isim]
Yaya olarak savaşan askerlerin oluşturduğu sınıf
- PİJAMA
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
İki parçadan oluşan yatak giysisi
- "Üçü de pijamalarının üstünü masaya bırakarak aşağı koştular." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
İki parçadan oluşan yatak giysisi
- PAŞALI
-
-
[isim]
Paşa sanını alan büyük devlet adamlarının yakın hizmetinde bulunan gedikli ağa
-
[isim]
Paşa sanını alan büyük devlet adamlarının yakın hizmetinde bulunan gedikli ağa
- PLÜTON
- ...
- POTLUK
- ...
- POTALI
-
-
[sıfat]
Potası olan
-
[sıfat]
Potası olan
- PAÇACI
-
-
[isim]
Kasaplık hayvanların ayaklarını satan kimse
-
Paça, işkembe pişirilen dükkân
-
[isim]
Kasaplık hayvanların ayaklarını satan kimse
- POTLAÇ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Kızılderililerin birbirlerine armağanlar verdikleri dinî bayram
-
[isim]
Kızılderililerin birbirlerine armağanlar verdikleri dinî bayram
- PİRİNÇ
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Buğdaygillerden, kökleri bol su içinde yetişen bir bitki (Oryza sativa)
- "Oradaki uçsuz bucaksız pirinç bataklıklarının sahibidir." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Bu bitkinin besin olarak kullanılan taneleri
-
[isim]
Buğdaygillerden, kökleri bol su içinde yetişen bir bitki (Oryza sativa)
- PERVİN
- ...
- PUSSUZ
- ...
- PARMAK
-
-
[isim]
İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri
- "Uzun, sinirli parmakları locanın kenarında uzanmış, boksörün kulağını koparıyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Hele geçen gün o Meşincioğlu Kerim Bey'e yaptığın işe parmak ısırdım." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Bu küçük beldede kocaman işler göreceğini, herkese parmak ısırtacak eserler çıkaracağını zannediyordu." (Refik Halit Karay)
- "Ne istersin çocuk, çocuktan? dedi. Daha parmak kadar, kemikleri kırılacak, öyle ince." (Orhan Kemal)
-
[sıfat]
Eni bu organ kadar olan
- "Değneği iki parmak kısaltmalı."
- "Bu arada benim öteden beri gözüme çarpan bir noktaya şimdi parmak basacağım." (Burhan Felek)
-
[sıfat]
Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan
- "Bir parmak bal."
-
Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri
-
İnç
-
Bir işe karışmış olma ilgisi
- "Bu işte onun parmağı var."
-
Arşının yirmi dörtte biri
-
[isim]
İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri
- PAPAZİ
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Bir tür ince, ipekli kumaş
-
[isim]
Bir tür ince, ipekli kumaş