Başında p olan 4 harfli 68 kelime var. P harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde p harfi olan kelimeler listesine ya da sonu p harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında p bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

PRİZ

Kelime Kökeni: Fransızca prise

  1. [isim] Elektrik akımı almak için fişin sokulduğu yuva
    • "Hatta bir keresinde prizdeki ütüyü devirip handiyse evi bile yakıyordu." (Haldun Taner)
PERS

  1. [isim, tarih] Eski İran'da yaşamış, Ahameniş İmparatorluğu'nu kuran halk ve bu halktan olan kimse
PERT

Kelime Kökeni: Fransızca perte

  1. [isim] Değersizleşme, zarar
PERU

  1. [isim] Güney Amerika'nın batısında, Büyük Okyanus kıyısında bir ülke; başkenti Lima
PİKE

Kelime Kökeni: Fransızca piqué

  1. [isim] Kabartmalı pamuklu kumaş
  2. Bu kumaştan yapılan yatak örtüsü
    • "Yarım saate varmadan evdeki bütün çarşaflar, pikeler, yorganlar, yastıklar salonun ortasına yığılmış oluyordu." (Elif Şafak)
  3. [sıfat] Bu kumaştan yapılan
    • "Gece sıcak olduğu için üzerine yalnız ince bir pike örtü örttük." (Reşat Nuri Güntekin)
PİSİ

  1. [isim] Çocuk dilinde kedi
PEST

  1. [sıfat] Bakınız pes (II)
PEÇE

Kelime Kökeni: İtalyanca pezza

  1. [isim] Kadınların sokakta yüzlerine örttükleri ince siyah örtü; nikap
    • "En büyük günahımız yüzümüzde bir peçe, sırtımızda bir çarşaf olması." (Aka Gündüz)
  2. [mecaz] Maske, sır, giz
    • "Bu düzme cadının peçesini kaldırmalıyız." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
PENS

Kelime Kökeni: Fransızca pince

  1. [isim] Giysilerde vücuda oturmasını sağlamak için bazı yerlerden içeriye doğru daraltılarak dikilmiş bölüm
  2. Kıskaç biçiminde iğne
  3. Bakınız pense
    • "Önce topu ateşe gösterdi, elinin yandığını anlayınca uzun bir pensle tuttu, ateşe uzattı." (Rıfat Ilgaz)
PİKO

Kelime Kökeni: Fransızca picot

  1. [isim] Kimi örtülerin veya çamaşırların kenarına makineyle yapılan bir süs türü
PUNT

Kelime Kökeni: İtalyanca punto

  1. [isim] Bir şey için uygun zaman, fırsat
PENA

Kelime Kökeni: İtalyanca penna

  1. [isim] Bakınız mızrap
PEYK

Kelime Kökeni: Farsça peyk

  1. [isim] Haber ve mektup taşıyan kimse
  2. [gök bilimi] Bakınız uydu
  3. [sıfat, mecaz] Bir başkasına bağımlılığı olan
    • "Peyk devletler."
PESO

Kelime Kökeni: İspanyolca peso

  1. [isim] Arjantin, Dominik Cumhuriyeti, Filipinler, Kolombiya, Küba, Meksika, Şili ve Uruguay'ın para birimi
PİST

  1. [ünlem] Kediyi kovmak için kullanılan bir seslenme sözü
PİDE

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Mayalı hamurdan yapılan, isteğe göre üzerine yumurta, kıyma, peynir, pastırma vb. konarak pişirilen, ince, yayvan yiyecek
PUHU

  1. [isim, hayvan bilimi] Baykuşgillerden, orman, dağ ve kayalıklarda yaşayan, uzunluğu yaklaşık 65 santimetre, sırtı koyu kahverengi bir tür kuş (Bubo bubo)
    • "İçindeki derin gölün dibindeki canavar, camlardaki puhunun gözleriyle bakar, gecenin içinde bir kehanet gibi görüneceğini umduğu kaderine." (Murathan Mungan)
PURO

Kelime Kökeni: İtalyanca puro

  1. [isim] Bakınız yaprak sigarası
    • "Rahatça ayak ayak üstüne atabilecek kadar sandalyesini geriye çekti; purosunu yaktı, keyif çayını sindirerek içmeye başladı." (Mehmed Niyazi)
PUAN

Kelime Kökeni: Fransızca point

  1. [isim, spor] Çeşitli spor karşılaşmalarında kullanılan ölçüsü ve değeri değişken birim
    • "Şimdiye kadar almış olduğunuz puanları tekrar hatırlatmakta yarar görüyoruz." (Oğuz Atay)
  2. Sınavlarda cevaplandırılacak soruların sayı olarak değeri veya cevaplayanın başarı değeri
    • "Tamamıyla ümitsiz olduğum cebirden ilk karnede yedi puan aldım." (Süleyman Ateş)
  3. Kumaşlardaki benek, nokta
PLAN

Kelime Kökeni: Fransızca plan

  1. [isim] Bir işin, bir eserin gerçekleştirilmesi, bir konunun yolunda yürümesi için uyulması tasarlanan düzen
    • "Turist akınını karşılamak için şimdiden bir plan yapmışlar." (Haldun Taner)
  2. Bir şehrin, bir yapının, bir makinenin çeşitli bölümlerini gösteren çizim
    • "O tarihte aramızda kasaba planını yapmaya gelmiş bir iki mühendis ve mimar bulunuyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. [sinema, televizyon] Bakınız çekim
  4. [mecaz] Geleceğe dönük düşünce; niyet
    • "Aşağıda kaynaşan kalabalığa bakarak planını zihninden geçirdi." (Ömer Seyfettin)
  5. Göze hitap eden resim, tiyatro vb. sanatlarda cepheden itibaren derinlemesine bölümlerden her biri
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü