Başında p olan 3 harfli 40 kelime var. P harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde p harfi olan kelimeler listesine ya da sonu p harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında p bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

PEÇ

Kelime Kökeni: Rusça

  1. [isim] Rus mimarisinde odaları ısıtmak için yapılan fırın tarzı ocak
PUF

  1. [isim] Arkalıksız, alçak, yumuşak, ayakları gözükmeyen oturacak
    • "Aynanın önündeki kumaş kaplı, arkalıksız, kabarık, yumuşacık pufa oturmuş." (Refik Halit Karay)
  2. Kaba, kabartılmış, yumuşak minder
    • "Sana tarla değil, puf minder lazım!" (Cengiz Dağcı)
PİL

Kelime Kökeni: Fransızca pile

  1. [isim] Kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine çeviren araç; batarya
PUL

Kelime Kökeni: Farsça pūl

  1. [isim] Posta parası karşılığı mektup zarfı, kartpostallara ve damga resmine karşılık kâğıtlara yapıştırılan, basılı küçük kâğıt parçası
    • "Mektuplarına kendi pullarını yapıştırırlar, kendi memurlarıyla sevk ederlerdi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Bazı giysilerde süs olarak kullanılan parlak, incecik, genellikle metal levhacık
    • "Arkasında bir omzu tamamıyla açık, altın pul işlemeli bir akşam tuvaleti vardı." (Halide Edip Adıvar)
  3. Tavla oyununda kullanılan, plastik, tahta vb.nden yapılmış yassı yuvarlak levhacık
    • "Bir el çabukluğu yaparak üç pul aldı ve iki pul da yek hanesine salladı." (Cahit Sıtkı Tarancı)
  4. Vida, cıvata vb. şeylerin boynuna geçirilen, ortası delik metal levhacık
  5. Propaganda amacıyla kullanılan yazılı küçük kâğıt
  6. Küçük ve ince tabakacıklar
  7. [bitki bilimi] Üzerinde bulunduğu organa yapışık, biçim ve yapıca çok basit yaprakların her biri
  8. [hayvan bilimi] Balıkların, sürüngenlerin ve bazı kuşlarla memelilerin vücudunu kaplayan boynuzsu, sert levhacık
    • "Bir adamla minimini bir kız çocuğu elleri balık pulu içinde balık avlıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  9. Akçeden küçük metal para
PİM

Kelime Kökeni: İngilizce pin

  1. [isim] İç içe geçen veya birbiri üzerine gelen parçaları tutturmaya yarayan bir tür tahta veya metal çivi
  2. Mobilyalardaki cam rafları taşımak için yan tablalara yerleştirilen kapsüllerin içine takılan silindirik, yassı ve L biçimli raf taşıma aleti
PİK

Kelime Kökeni: İngilizce pig

  1. [isim] Bakınız dökme demir
PIR

  1. [isim] Kuş kanatlarının çıkardığı ses
  2. Bir yerden kaçıp gitme düşüncesini anlatan bir söz
    • "Dörtyol ağzında pır!"
PÖF

  1. [ünlem] İğrenme anlatan bir söz
    • "Pöf, ne pis koku!"
PÜF

  1. [isim] Bir ateşi söndürmek veya canlandırmak için dudakları hafifçe büzerek dışarı verilen soluğun çıkardığı ses
    • "Püf desen söner."
PUT

Kelime Kökeni: Farsça but

  1. [isim] Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne; tapıncak, sanem, fetiş
    • "Onu ben, büsbütün başka bir hayranlıkla âdeta bir puta taparcasına seviyordum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [din bilimi] Bakınız haç
PIT

  1. [isim] Çok küçük bir nesnenin, su damlasının yere veya herhangi bir şey üzerine düşmesiyle çıkan hafif ses
PİR

Kelime Kökeni: Farsça pīr

  1. [isim] Yaşlı, koca, ihtiyar kimse
    • "Ak sakallı pir, bunları söyleyerek sırra kadem basmış." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bir tarikat veya sanatın kurucusu
    • "Büyük Itri'ye eskiler derler / Bizim öz musikimizin piri" (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. [zarf] Adamakıllı, iyice
    • "Ancak, sarhoşluk zamanlarında bazen dili bir açılırmış ama pir açılırmış..." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. [mecaz] Herhangi bir konuda, bir meslekte deneyim kazanmış, eskimiş kimse; guru
PİS

  1. [sıfat] Bakınız kirli
  2. Kendinde pislik olan veya pislenmiş olan
    • "Lağım suları pistir."
  3. [mecaz] Beğenilmeyecek durumda olan, kötü, zararlı
    • "Şu pis dünyanın acılarında bile öyle bir tat var ki her şeye razıyım." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. [mecaz] Çirkin, sevimsiz olan
    • "Demin o pis, ukala suratıyla sırıta sırıta yanıma yaklaştı." (Reşat Nuri Güntekin)
  5. [mecaz] İçinden çıkılması çok güç, karışık
    • "Pis bir iş."
PUS

  1. [isim] Görüş uzaklığını çok azaltmayan bir tür hafif sis
    • "Ortalığa ilk pus düşer düşmez dönüş saatini sezmiş gibi köy yönüne geçti ve bekledi." (Abbas Sayar)
  2. Bazı meyvelerin üzerinde oluşan, zamk veya sakıza benzeyen madde
  3. Yaprakların üzerinde görülen, örümcek ağını andıran böcek veya kurt yuvası
  4. Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun
  5. Bazen meme başında oluşan kabuk
PÜR

Kelime Kökeni: Farsça pur

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız dolu (II)
POG

  1. [sıfat] Gür ve uzun (bıyık)
POF

  1. [isim] Yere düşen kaba ve yumuşakça bir şeyin, aniden alev alan veya havası boşalan bir nesnenin çıkardığı ses
PAH

Kelime Kökeni: Farsça pāḫ

  1. [isim, eskimiş] Eğik olarak kesilmiş kenar
  2. Bir yapı elemanında eğik bir yüzey elde etmek amacıyla keskinliği giderme
PAK

Kelime Kökeni: Farsça pāk

  1. [sıfat] Bakınız temiz
    • "Efendiler, bizim çehremiz her zaman temiz ve pak idi ve daima temiz ve pak kalacaktır." (Atatürk)
PAL

  1. [isim, hayvan bilimi] Bir cins güvercin
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü