Başında ok olan 7 harfli 26 kelime var. Ok ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ok olan kelimeler listesine ya da sonu ok ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ok bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

OKUNMAK

  1. [nsz] Okuma işine konu olmak
    • "Sokak kapısını çalarken akşam ezanı okunuyordu." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Okunulmak
  3. Belli olmak, açıkça görünmek
    • "Bütün söyleyecekleri yüzünden okunuyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
  4. Davet edilmek, çağrılmak

OKUTMAN

  1. [isim] Üniversitede yabancı dil, Türkçe ve inkılap tarihi gibi ortak, zorunlu dersleri öğretmek için görevlendirilen, uygulamalı çalışmaları yöneten öğretim elemanı, lektör

OKSALİK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kuzukulağı vb. bitkilerde rastlanan, özellikle temizleme maddesi olarak kullanılan asit, kuzukulağı asidi, oksalik asit (HOCO-COOH)

OKŞANMA

  1. [isim] Okşanmak işi

OKSİTLİ
...
OKLAMAK

  1. [nsz] Ok gibi fırlamak
  2. [-i] Okla vurmak

OKULDAŞ

  1. [isim] Okul arkadaşı

OKURLUK
...
OKŞATMA

  1. [isim] Okşatmak işi veya durumu

OKŞANTI

  1. [isim] Okşama

OKSİYÜR

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Sivrikuyruk

OKSİJEN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Atom numarası 8, atom ağırlığı 16 olan, hidrojenle birleşerek suyu oluşturan, rengi, kokusu ve tadı olmayan, havada beşte bir oranında bulunan bir gaz, müvellidülhumuza (simgesi O)

OKSİLİT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Suyla birleştiğinde oksijen açığa çıkaran, birleşiminde nikel ve bakır tozları bulunan sodyum ve potasyum peroksit

OKRAMAK

  1. [nsz] Acıkmış, susamış olan at yiyecek veya su gördüğü zaman kişnemek

OKŞAMAK

  1. [-i] Sevgi, şefkat belirtisi olarak elini bir şeyin üzerinde yavaş yavaş gezdirmek veya ona hafifçe vurmak
    • "Oğlan kızın yanına geldi, saçlarını okşuyor." (Haldun Taner)
  2. [nsz] Hafifçe dövmek
    • "Bir gün hani bir huysuzluk ettiği zaman, al eline, biraz okşayıver." (Burhan Felek)
  3. Bir kimseyi hoşnut etmek
    • "Mektuplarında onun onurunu okşayacak, endişelerini hafifletecek cümleleri artırdı." (Çetin Altan)
  4. Benzemek, andırmak, hatırlatmak
    • "Bu iki sarı birbirini okşuyor."

OKAZYON

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Fırsat
  2. [sıfat] Kelepir
    • "İlk zamanlar bilseniz ne okazyon şeyler düşüyordu." (Haldun Taner)

OKKALIK

  1. [sıfat] Herhangi bir okka ağırlığında veya oylumunda olan
    • "Açlık, sıcak, ihtiyarlık üç bin okkalık bir yük gibi sırtına çökmüştü." (Ömer Seyfettin)

OKYANUS

Kelime Kökeni : Yunanca

  1. [isim] Kıtaları birbirinden ayıran engin, açık deniz, ana deniz, umman
    • "Atlas Okyanusu. Hint Okyanusu."

OKUYUCU

  1. [isim] Sürekli olarak gazete, dergi vb. okuyan, okur, kari
    • "Sevgili okuyucularım, hepinize şen, mesut, kısmetli ve bereketli yıllar dilerim." (Burhan Felek)
  2. Şarkıcı
  3. Türkücü
  4. Düğüne çağrı yapan kimse

OKÇULUK

  1. [isim] Ok yapma veya satma işi
  2. Ok ve yay kullanılarak yapılan spor

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü