Başında ok olan 6 harfli 19 kelime var. Ok ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ok olan kelimeler listesine ya da sonu ok ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ok bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

OKULLU

  1. [isim] Bir okula devam eden kimse, öğrenci
OKUYUŞ

  1. [isim] Okumak işi
OKUNMA

  1. [isim] Okunmak işi
    • "Her şairin içinde bir okunma, bir yayılma, bir beğenilme hırsı vardır." (Orhan Veli Kanık)
OKTANT

Kelime Kökeni: Fransızca octant

  1. [isim, gök bilimi] Yıldızların birbirlerine olan uzaklıklarını veya ufuk çizgisinden 450o C’lik yükseklikteki yıldızları gözlemeye yarayan alet
  2. [matematik] Dairenin sekizde biri
OKKALI

  1. [sıfat] Kiloca fazla olan, ağır çeken
    • "Ablak yüzlü, okkalı bir adamdı nazır hazretleri." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. [mecaz] Çok, fazla
    • "Müfettiş Bey, öncekilerden çok daha okkalı bir yudum içti." (Tarık Buğra)
  3. [mecaz] Ağır, şiddetli
    • "Önce Bekir'in omzuna okkalı bir sille indirdi." (Necati Cumalı)
OKUMAK

  1. [-i] Bir metni sadece harf ve işaretlere bakıp anlamak veya metni seslendirmek
    • "Bana umutsuz bir sesle son raporları okudu." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [nesnesiz] Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek
    • "Gazete bile okumak istemiyorum." (Burhan Felek)
  3. [nesnesiz] Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek
    • "Çabuk dil öğrenmedi, okumak istemedi." (Halide Edip Adıvar)
  4. [nesnesiz] Sesli olarak söylemek
    • "Salon boşalmaya başladı, biz şiirler okuyup dinliyoruz." (Refik Halit Karay)
  5. [nesnesiz] Şarkı, türkü vb.ni sesli olarak nağme ile söylemek
  6. [nesnesiz] Bir şeyin anlamını çözmek
    • "Şifre okumak."
  7. Nazarı önlemek veya gidermek, bir hastanın iyi olmasını, bir işin çözülmesini sağlamak için bazı duaları usulüne göre söylemek
  8. [mecaz] Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak
    • "Yüzünü benden saklıyor. Niçin? Çehresinde, melalinde aşkının matemini okumayayım diye mi?" (Ömer Seyfettin)
  9. [mecaz] Yazı dışındaki işaret ve izleri değerlendirerek çözmek, yorumlamak
  10. [nesnesiz, argo] Sövmek, küfretmek
  11. [ağızlardan] Bir yere çağırmak, davet etmek; okuntu göndermek
  12. [nesnesiz, argo] Anlatmak, ortaya dökmek
    • "Komiser delilleri söylemeye başlayınca hırsız bütün bildiklerini okudu."
OKLAVA

  1. [isim] Hamur açmakta kullanılan, silindir biçiminde, uzunca, ince değnek
    • "Yufkacılar burada açarlar, koskocaman oklavalarla." (Sait Faik Abasıyanık)
OKRAMA

  1. [isim] Okramak işi
OKEYCİ

  1. [isim] Okey oynayan kimse
  2. Okey oynamaya düşkün olan kimse
OKUTMA

  1. [isim] Okutmak işi
    • "Ertesi gün onu okutmaya başlayacağını, adam edeceğini müjdeledi." (Halide Edip Adıvar)
OKTRUA

Kelime Kökeni: Fransızca octroi

  1. [isim, eskimiş] Şehre giren bazı mallardan alınan vergi
OKLAMA

  1. [isim] Oklamak işi
  2. Bakınız dart
OKUMUŞ

  1. [sıfat] Okuyarak bilgisini genişletmiş, öğrenim görmüş (kimse)
    • "Bizim aramızda en görmüş geçirmişi, en okumuşu sensin." (Azra Erhat)
OKSİDE

Kelime Kökeni: Fransızca oxydé

  1. [sıfat] Paslanmış
    • "Üzerinde küçücük bir billur hokka ile okside madenden narin bir kalem ve yalnız iki kitap vardı." (Ruşen Eşref Ünaydın)
OKÜLER

Kelime Kökeni: Fransızca oculaire

  1. [isim, fizik] Optik aletlerinde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi
    • "Gözüne götürdüğü bu optik aletin okülerini iki parmağının iki zarif hareketiyle çevirerek görüş alanı içine aldığı düşmanların görüntüsünü netleştirdi." (Oğuz Atay)
OKUNTU

  1. [isim, ağızlardan] Küçük armağanlarla yapılan düğün çağrısı
OKŞAMA

  1. [isim] Okşamak işi; okşantı
    • "Yemeğini vaktinde vermezsem sesini çatarak mırıldanır, canı istemediği vakit okşamaya kalkarsam elimi tırmalar." (Nâzım Hikmet)
OKUNUŞ

  1. [isim] Okunmak işi
    • "Şiir, okunuş yöntemini kendisi hatırlatır." (Behçet Necatigil)
OKUTUŞ

  1. [isim] Okutmak işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü