Başında o olan 8 harfli 148 kelime var. O harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde o harfi olan kelimeler listesine ya da sonu o harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında o bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ONDURMAK
-
-
[-i]
Onmasını sağlamak, iyiye döndürmek
- "Onu, ağına düşmüş bir av gibi ne öldürdü ne ondurdu." (Samiha Ayverdi)
-
[-i]
Onmasını sağlamak, iyiye döndürmek
- OTOFOKUS
- ...
- OYUVERME
- ...
- ORTOPEDİ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Hekimliğin, çocuklardaki vücut biçimsizliklerini düzelten veya önleyen bir kolu
-
Vücutta kemikler, eklemler, kaslar, kirişler, sinirler gibi hareketi sağlayan organların bozukluklarını düzelten, tedavi eden cerrahi kolu
-
[isim]
Hekimliğin, çocuklardaki vücut biçimsizliklerini düzelten veya önleyen bir kolu
- OLAYLAMA
-
-
[isim]
Roman, hikâye, tiyatro eseri vb. edebî türlerde olayları oluşturma, yansıtma
- "Yengecin Kıskacı'nı yazarken tipleme, olaylama, kurgulama sürecini görselliğin en uç noktalarına götürmeye çalıştım." (Atilla İlhan)
-
[isim]
Roman, hikâye, tiyatro eseri vb. edebî türlerde olayları oluşturma, yansıtma
- ODOGRAFİ
- ...
- OTLAKİYE
-
Kelime Kökeni : Türkçe
-
[isim]
Osmanlı döneminde, devlet malı otlaklarda yayılan hayvanlardan alınan vergi
-
[isim]
Osmanlı döneminde, devlet malı otlaklarda yayılan hayvanlardan alınan vergi
- ONARIMCI
-
-
[isim]
Onarma işini yapan kimse, tamirci
-
[isim]
Onarma işini yapan kimse, tamirci
- OYLUMSUZ
-
-
[sıfat]
Hacimsiz
-
[sıfat]
Hacimsiz
- OLDURTMA
- ...
- ORACIKTA
-
-
[zarf]
Hemen o yerde, olduğu yerde
- "Yemeğini son günlerde oracıkta, pasaj içindeki Macar lokantasında yiyordu." (Refik Halit Karay)
-
[zarf]
Hemen o yerde, olduğu yerde
- ODONTOSİ
- ...
- ONLARDAN
-
-
karşı taraftan olan (kimse)
- "O kış, önceki kışlardan daha az üşüdüm." (Necati Cumalı)
- "O duvar senin, bu duvar benim, sağdan sola, soldan sağa yalpa vurarak halkın önüne çıkıvermiş." (Halit Fahri Ozansoy)
- "... o gün bugün bir kere bile hastalanıp yatmamıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Oyunları o kadar güzel olurmuş ki bunlar millî bir edebiyat eseri sayılırmış." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
karşı taraftan olan (kimse)
- OLİGOSEN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Üçüncü Çağın miyosen ile eosen arasındaki dönemi
-
[isim]
Üçüncü Çağın miyosen ile eosen arasındaki dönemi
- OLMAZLIK
-
-
[isim]
Olmazlı olma durumu veya olmazlı olan şey
-
[isim]
Olmazlı olma durumu veya olmazlı olan şey
- OYNANMAK
-
-
[nsz]
Oynama işine konu olmak
- "O gece orada ne oynanacağına bakmadan içeri daldılar." (Osman Cemal Kaygılı)
-
Herhangi biri oynamak
-
[nsz]
Oynama işine konu olmak
- ORKESTRA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Yaylı, üflemeli ve vurmalı çalgılar topluluğu
- "Locadan çıkarken, davulu üstüne on lira atılan orkestra, zeybek havası çalmaya başlar." (Falih Rıfkı Atay)
-
Eski Yunan tiyatrolarında, sahne ve seyirciler arasındaki çember biçiminde koro yeri
-
Bazı tiyatroların birinci katında sahne veya perdeye en yakın koltuklar
- "Butterfly'ı ben orkestrada koltuktan seyrederken sen locada ... idin." (Hüseyin Cahit Yalçın)
-
[isim]
Yaylı, üflemeli ve vurmalı çalgılar topluluğu
- ORTAKLIK
-
-
[isim]
Ortak olma durumu, iştirak, müşareket
- "İkisi de kendisine yardım ve ortaklık etmek istiyor." (Refik Halit Karay)
- "Eğer bugün hepimiz bu işe karar verir ve bir ortaklık kurarsak bu gazete çıkar." (Salâh Birsel)
-
İki veya daha çok kimsenin iş yaparak kazanç elde etmek için birleşmeleri, şirket
-
[isim]
Ortak olma durumu, iştirak, müşareket
- OZALİTÇİ
-
-
[isim]
Ozalit yapan veya çıkaran kimse
-
[isim]
Ozalit yapan veya çıkaran kimse
- OBJEKTİF
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Nesnel
- "Olayları elden geldiğince objektif bir şekilde vermeye özen gösterirdi." (Haldun Taner)
-
[isim]
Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik aletlerle cisimlerden gelen ışınları alıp ekran üzerine yansıtan mercek veya mercek sistemi
- "Örtümün aralığında objektifin bebeksiz gözü bakıyor." (Falih Rıfkı Atay)
-
[sıfat]
Nesnel