Başında o olan 6 harfli 148 kelime var. O harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde o harfi olan kelimeler listesine ya da sonu o harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında o bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- OTARSİ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir ülkede ekonomik alandaki gereksinimleri kendi kendine karşılamaya yönelen tutum
-
[isim]
Bir ülkede ekonomik alandaki gereksinimleri kendi kendine karşılamaya yönelen tutum
- OPALİN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Opali andıran camdan yapılmış vazo, kupa vb
-
[isim]
Opali andıran camdan yapılmış vazo, kupa vb
- OLİVİN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Sarımsı yeşil renkli, cam parıltılı, magnezyum ve demirli silikat, peridot
-
[isim]
Sarımsı yeşil renkli, cam parıltılı, magnezyum ve demirli silikat, peridot
- OTOPSİ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Ölüm sebebini belirlemek amacıyla bir cesedi inceleme işi, ölü açımı
-
[isim]
Ölüm sebebini belirlemek amacıyla bir cesedi inceleme işi, ölü açımı
- OTURUM
-
-
[isim]
Bir meclis veya kurulun çözümlenmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak için yaptığı toplantı, celse
- "Onun adaylığı konuşulurken, kıdemli doçent olarak ben de oturuma katılmıştım." (Haldun Taner)
-
Yasama meclislerinin birleşimlerinden her biri
-
[isim]
Bir meclis veya kurulun çözümlenmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak için yaptığı toplantı, celse
- OKRAMA
-
-
[isim]
Okramak işi veya durumu
-
[isim]
Okramak işi veya durumu
- ORDÖVR
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Yemekten önce sofraya getirilen soğuk yiyecekler, çerez, meze
-
[isim]
Yemekten önce sofraya getirilen soğuk yiyecekler, çerez, meze
- ONULMA
-
-
[isim]
Onulmak işi
-
[isim]
Onulmak işi
- OCUMAK
-
-
[-den]
Bir şeyden korkmak, ürkmek, çekinmek
-
Bir şeyden soğumak
-
[-den]
Bir şeyden korkmak, ürkmek, çekinmek
- ODAŞIK
- ...
- OLUNMA
-
-
[isim]
Olunmak işi veya durumu
-
[isim]
Olunmak işi veya durumu
- OTURUŞ
-
-
[isim]
Oturma işi veya biçimi
- "Başta delikanlılar, çoğunun oturuşunda bir büyüklenme var." (Tarık Buğra)
-
[isim]
Oturma işi veya biçimi
- OKUMAK
-
-
[-i]
Yazıya geçirilmiş bir metne bakarak bunu sessizce çözümleyip anlamak veya aynı zamanda seslere çevirmek
- "Bana umutsuz bir sesle son raporları okudu." (Falih Rıfkı Atay)
- "Gerçi her gece yatmadan evvel okuyup üflerse de çok geçmeden yine uyanır ve kalkardı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
[nsz]
Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek
- "Gazete bile okumak istemiyorum." (Burhan Felek)
-
[nsz]
Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek
- "Çabuk dil öğrenmedi, okumak istemedi." (Halide Edip Adıvar)
-
[nsz]
Şarkı, türkü, şiir vb.ni sesli olarak veya ezgi ile söylemek
- "Salon boşalmaya başladı, biz şiirler okuyup dinliyoruz." (Refik Halit Karay)
-
[nsz]
Bir şeyin anlamını çözmek
- "Şifre okumak."
-
Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek
-
Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak
- "Yüzünü benden saklıyor. Niçin? Çehresinde, melalinde aşkının matemini okumayayım, diye mi?" (Ömer Seyfettin)
-
[nsz]
Sövmek, küfretmek
-
Bir yere çağırmak, davet etmek, okuntu göndermek
-
[-i]
Yazıya geçirilmiş bir metne bakarak bunu sessizce çözümleyip anlamak veya aynı zamanda seslere çevirmek
- OLACAK
-
-
[sıfat]
Olması, yapılması uygun olan
- "Bu olacak iş mi?"
-
[isim]
Olma, gerçekleşme olasılığı bulunan şey
- "Olmuşa değil, olacağa bak!"
-
[isim]
Olmasının önüne geçilemeyen durum
- "İş olacağına varır."
-
[sıfat]
Olması, yapılması uygun olan
- ORAKÇI
-
-
[isim]
Ücret karşılığı ekin biçen kimse
- "Orakçılar bu türküyü mırıldanarak saplara tırpan sallıyorlardı." (Reşat Enis)
-
[isim]
Ücret karşılığı ekin biçen kimse
- OKLAMA
-
-
[isim]
Oklamak işi veya durumu
-
Hedef noktaları dairesel olarak belirlenmiş nişan tahtasına küçük okların atılmasıyla oynanan bir tür oyun
-
[isim]
Oklamak işi veya durumu
- OYULUŞ
-
-
[isim]
Oyulma işi veya biçimi
-
[isim]
Oyulma işi veya biçimi
- OYUNCU
-
-
[isim]
Herhangi bir oyunda oynayan kimse
- "Oyuncuları meydana çağırıyor ve düdüğümü çalıyorum." (Peyami Safa)
-
Sinema, perde veya bir gösteride rol alan sanatçı, aktör, aktris
- "Hiç kibar sınıfından, asilzade bir gencin oyuncu olduğunu gördünüz mü?" (Peyami Safa)
-
[sıfat]
Oyunu seven
- "Oyuncu kedi."
-
[sıfat]
Düzenci, hileci
-
[sıfat]
Çok oyun yapan, oyundan oyuna geçen (kimse)
- "Oyuncu bir pehlivan."
-
[isim]
Herhangi bir oyunda oynayan kimse
- OĞUZCA
- ...
- OVACIK
- ...