Başında o olan 3 harfli 14 kelime var. O harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde o harfi olan kelimeler listesine ya da sonu o harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında o bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ODA

  1. [isim] Evin veya herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir veya birden fazla çıkışı olan bölmesi; göz
    • "Her odanın ziyareti bir saat sürmüştü." (Ahmet Haşim)
  2. Serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmî birlik
    • "Sanayi odası. Ticaret odası."
  3. [tarih] Yeniçeri kışlası
    • "Yeniçeriler Edirne’de ve sonra İstanbul’da oda denilen müteaddit kışlalarda bekâr yaşarlardı." (İsmail Hakkı Uzunçarşılı)
  4. Bakınız köy odası
    • "Yatacağımız odanın sahibi Mestanlı Dayı." (Mehmet Akif Ersoy)
  5. Bakınız daire
    • "Bâbıâli tercüme odası."
OHM

Kelime Kökeni: (Alman fizikçi Georg Simon Ohm özel adından)

  1. [isim, fizik] Üzerinde hiçbir elektromotor kuvvet bulunmayan ve iki ucu arasına bir voltluk potansiyel farkı uygulandığında bir amper şiddetinde akım geçmesine yol açan iletkenin direncine eş değer elektrik direnci birimi
OHA

  1. [ünlem] Büyükbaş hayvanları durdurmak için kullanılan bir seslenme sözü
  2. [argo] Kaba ve yakışıksız söz söyleyen veya davranışta bulunan kişilere karşı kullanılan söz
    • "Küçücük sırtını boyunduruğa dayıyarak: Oha, oğlum oha! dedi ve arkada kalan anasına döndü." (Mehmet Niyazi Özdemir)
OBA

  1. [isim] Göçebelerin konak yeri
    • "Yarın daha gün ışımadan kovduracağım onları obadan." (Yaşar Kemal)
  2. Bu yerde konaklayan göçebe halk veya aile; el (III)
    • "Dayısı, amcası dâhil, obadan, oymaktan kimse dünür gitmeye gönüllü değildir." (Tarık Buğra)
  3. Genellikle bölmeli göçebe çadırı
  4. Altı veya sekiz kişiden oluşan en küçük izci birliği
  5. [ağızlardan] Çuldan yapılan çadır
OTO

Kelime Kökeni: Fransızca auto

  1. [isim] Bakınız otomobil
OLE

Kelime Kökeni: İspanyolca ole

  1. [ünlem] Bakınız yaşa
    • "Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle / Her kalbi dolduran zile, her sineden ole!" (Yahya Kemal Beyatlı)
ORA

  1. [isim] Anlatana veya söyleyene uzakta olan yer; orası
    • "Bizimkiler ora senin, bura benim derken bir ulu dağın başına geldiler." (Yaşar Kemal)
ORG

Kelime Kökeni: Fransızca orgue

  1. [isim, müzik] Klavyeli büyük ve küçük borulardan yapılmış, körüklerden elde edilen havanın bu borulardan geçmesiyle değişik ses tonları verebilen, genellikle kilise çalgısı; erganun
OJE

Kelime Kökeni: Fransızca onglé

  1. [isim] El ve ayak tırnaklarına sürülen, türlü renklerde boya; tırnak cilası
    • "Tırnaklarına az önce sürdüğü gülkurusu ojenin kokusunu duyuyorum." (İnci Aral)
  2. Mumlu kâğıtla yazılan yazılarda yanlışları düzeltmek için kullanılan sıvı
    • "Üstelik mumlu kâğıtta yazmak çok daha zor bir işti. Bir harfi yanlış bastığınızda durup oje denen bir maddeyle bu yanlışlığı kapatmanız ve ojenin kurumasını beklemeniz gerekiyordu." (Gün Zileli)
OVA

  1. [isim] Çevrelerine göre çukurda kalmış, çoğunlukla alüvyonla örtülü, eğimi az, akarsuların derine gömülmediği, geniş veya dar düzlük; yazı (II)
    • "Birdenbire, ovaların sessizliği içinde dalga dalga yükselen bir türkü başladı." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
OMA

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız kalça kemiği
  2. Bakınız bel kemiği
ONS

Kelime Kökeni: Fransızca once

  1. [isim] Genellikle gümüş, altın ve platin gibi kıymetli metallerin veya elmas, yakut gibi değerli taşların kütlelerinin ölçülmesi için kullanılan, Fransa'da 30,59 g, İngiltere'de 28,349 g ağırlığında bir ağırlık ölçüsü birimi
OYA

  1. [isim] Genellikle ipek ibrişim kullanarak iğne, mekik, tığ veya firkete ile yapılan ince dantel
    • "Dikişe, oyaya başladı, hanım hanımcık yaşıyordu, memnundu." (Refik Halit Karay)
ONA

  1. [zamir] O zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi
    • "Yeğeninin ona çeken tek yanı yoktur." (Tarık Buğra)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü