Başında o olan 3 harfli 14 kelime var. O harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde o harfi olan kelimeler listesine ya da sonu o harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında o bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ODA
-
-
[isim]
Evin veya herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir veya birden fazla çıkışı olan bölmesi; göz
- "Her odanın ziyareti bir saat sürmüştü."
-
Serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmî birlik
- "Sanayi odası. Ticaret odası."
-
[tarih]
Yeniçeri kışlası
- "Yeniçeriler Edirne’de ve sonra İstanbul’da oda denilen müteaddit kışlalarda bekâr yaşarlardı."
-
Bakınız köy odası
- "Yatacağımız odanın sahibi Mestanlı Dayı."
-
Bakınız daire
- "Bâbıâli tercüme odası."
-
[isim]
Evin veya herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir veya birden fazla çıkışı olan bölmesi; göz
- OHM
-
Kelime Kökeni: (Alman fizikçi Georg Simon Ohm özel adından)
-
[isim, fizik]
Üzerinde hiçbir elektromotor kuvvet bulunmayan ve iki ucu arasına bir voltluk potansiyel farkı uygulandığında bir amper şiddetinde akım geçmesine yol açan iletkenin direncine eş değer elektrik direnci birimi
-
[isim, fizik]
Üzerinde hiçbir elektromotor kuvvet bulunmayan ve iki ucu arasına bir voltluk potansiyel farkı uygulandığında bir amper şiddetinde akım geçmesine yol açan iletkenin direncine eş değer elektrik direnci birimi
- OHA
-
-
[ünlem]
Büyükbaş hayvanları durdurmak için kullanılan bir seslenme sözü
-
[argo]
Kaba ve yakışıksız söz söyleyen veya davranışta bulunan kişilere karşı kullanılan söz
- "Küçücük sırtını boyunduruğa dayıyarak: Oha, oğlum oha! dedi ve arkada kalan anasına döndü."
-
[ünlem]
Büyükbaş hayvanları durdurmak için kullanılan bir seslenme sözü
- OBA
-
-
[isim]
Göçebelerin konak yeri
- "Yarın daha gün ışımadan kovduracağım onları obadan."
-
Bu yerde konaklayan göçebe halk veya aile; el (III)
- "Dayısı, amcası dâhil, obadan, oymaktan kimse dünür gitmeye gönüllü değildir."
-
Genellikle bölmeli göçebe çadırı
-
Altı veya sekiz kişiden oluşan en küçük izci birliği
-
[ağızlardan]
Çuldan yapılan çadır
-
[isim]
Göçebelerin konak yeri
- OTO
-
Kelime Kökeni: Fransızca auto
-
[isim]
Bakınız otomobil
-
[isim]
Bakınız otomobil
- OLE
-
Kelime Kökeni: İspanyolca ole
-
[ünlem]
Bakınız yaşa
- "Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle / Her kalbi dolduran zile, her sineden ole!"
-
[ünlem]
Bakınız yaşa
- ORA
-
-
[isim]
Anlatana veya söyleyene uzakta olan yer; orası
- "Bizimkiler ora senin, bura benim derken bir ulu dağın başına geldiler."
-
[isim]
Anlatana veya söyleyene uzakta olan yer; orası
- ORG
-
Kelime Kökeni: Fransızca orgue
-
[isim, müzik]
Klavyeli büyük ve küçük borulardan yapılmış, körüklerden elde edilen havanın bu borulardan geçmesiyle değişik ses tonları verebilen, genellikle kilise çalgısı; erganun
-
[isim, müzik]
Klavyeli büyük ve küçük borulardan yapılmış, körüklerden elde edilen havanın bu borulardan geçmesiyle değişik ses tonları verebilen, genellikle kilise çalgısı; erganun
- OJE
-
Kelime Kökeni: Fransızca onglé
-
[isim]
El ve ayak tırnaklarına sürülen, türlü renklerde boya; tırnak cilası
- "Tırnaklarına az önce sürdüğü gülkurusu ojenin kokusunu duyuyorum."
-
Mumlu kâğıtla yazılan yazılarda yanlışları düzeltmek için kullanılan sıvı
- "Üstelik mumlu kâğıtta yazmak çok daha zor bir işti. Bir harfi yanlış bastığınızda durup oje denen bir maddeyle bu yanlışlığı kapatmanız ve ojenin kurumasını beklemeniz gerekiyordu."
-
[isim]
El ve ayak tırnaklarına sürülen, türlü renklerde boya; tırnak cilası
- OVA
-
-
[isim]
Çevrelerine göre çukurda kalmış, çoğunlukla alüvyonla örtülü, eğimi az, akarsuların derine gömülmediği, geniş veya dar düzlük; yazı (II)
- "Birdenbire, ovaların sessizliği içinde dalga dalga yükselen bir türkü başladı."
-
[isim]
Çevrelerine göre çukurda kalmış, çoğunlukla alüvyonla örtülü, eğimi az, akarsuların derine gömülmediği, geniş veya dar düzlük; yazı (II)
- OMA
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kalça kemiği
-
Bakınız bel kemiği
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kalça kemiği
- ONS
-
Kelime Kökeni: Fransızca once
-
[isim]
Genellikle gümüş, altın ve platin gibi kıymetli metallerin veya elmas, yakut gibi değerli taşların kütlelerinin ölçülmesi için kullanılan, Fransa'da 30,59 g, İngiltere'de 28,349 g ağırlığında bir ağırlık ölçüsü birimi
-
[isim]
Genellikle gümüş, altın ve platin gibi kıymetli metallerin veya elmas, yakut gibi değerli taşların kütlelerinin ölçülmesi için kullanılan, Fransa'da 30,59 g, İngiltere'de 28,349 g ağırlığında bir ağırlık ölçüsü birimi
- OYA
-
-
[isim]
Genellikle ipek ibrişim kullanarak iğne, mekik, tığ veya firkete ile yapılan ince dantel
- "Dikişe, oyaya başladı, hanım hanımcık yaşıyordu, memnundu."
-
[isim]
Genellikle ipek ibrişim kullanarak iğne, mekik, tığ veya firkete ile yapılan ince dantel
- ONA
-
-
[zamir]
O zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi
- "Yeğeninin ona çeken tek yanı yoktur."
-
[zamir]
O zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi