Sonunda ntı olan 7 harfli 46 kelime var. NTI ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ntı olan kelimeler listesine ya da başında ntı olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ntı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
I N T
3 Harfli Kelimeler
TIN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SAKINTI
-
-
[isim]
Sıkıntıya yol açabilecek durumlara karşı alınan önlem; ihtiyat
-
[isim]
Sıkıntıya yol açabilecek durumlara karşı alınan önlem; ihtiyat
- KUŞANTI
-
-
[isim]
Giyecek, kuşanılacak şey
-
[isim]
Giyecek, kuşanılacak şey
- KAŞINTI
-
-
[isim]
Vücutta kaşınma isteği uyandıran duygu
-
[isim]
Vücutta kaşınma isteği uyandıran duygu
- TAKINTI
-
-
[isim]
Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum veya sorun
- "Uykum kaçınca aklım bir şeye takılır ve o takıntıyı savuşturuncaya kadar gözüme uyku girmez."
-
Bütünlemeye kalınan ders
-
Küçük, önemsiz borç
-
[ruh bilimi]
Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük; obsesyon
- "Sözünü ettiğim takıntı bana rahmetli babamdan miras kaldı."
-
[argo]
İlişki kurulan kimse
-
[isim]
Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum veya sorun
- AYRINTI
-
-
[isim]
Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri; teferruat, tafsilat, detay
- "En küçük bir ayrıntıyı bile atlamayacaksın."
-
Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri; teferruat, tafsilat
-
[tiyatro]
Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya
-
[isim]
Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri; teferruat, tafsilat, detay
- SULANTI
-
-
[isim]
Birine karşı hissedilen duygusal ilgi
- "Ben erkek kalmak isterim, sulantı bana düşer ama beceremiyorum, odasından da ayrılamıyorum."
-
[isim]
Birine karşı hissedilen duygusal ilgi
- YAKINTI
-
-
[isim]
Yakılan bir şeyin kalıntısı
- "Düşmanın yakıp yıktığı köylerin yakıntı ve yıkıntıları..."
-
Bakınız şikâyet
-
[isim]
Yakılan bir şeyin kalıntısı
- TARANTI
-
-
[isim]
Taramak sonunda çıkan gereksiz şeyler
-
[isim]
Taramak sonunda çıkan gereksiz şeyler
- KAÇINTI
-
-
[isim, ağızlardan]
Erken doğan kuzu
-
Bakınız kaçak
- "Çeşmenin yolunda kaçıntı var."
-
[isim, ağızlardan]
Erken doğan kuzu
- KAKINTI
-
-
[isim, ağızlardan]
Sözü dinlenmeyen, rezil, itilip kakılan kimse
-
[isim, ağızlardan]
Sözü dinlenmeyen, rezil, itilip kakılan kimse
- YAŞANTI
-
-
[isim]
Hayat tarzı, içinde yaşanılan şartların tümü; hayat (I)
- "Eski alışkanlıkların yanı sıra genel yaşantıya tepki duymuşlardı."
-
Yaşanılanlardan, görülenlerden, duyulanlardan, edinilenlerden sonra kişide kalan şey
-
Yaşanılan bir an, hayatın bir bölümü
-
[isim]
Hayat tarzı, içinde yaşanılan şartların tümü; hayat (I)
- SIZINTI
-
-
[isim]
Sızan şey
- "Bu testinin çatlağı hiçbir sızıntı göstermemişti."
-
[tıp]
Bakınız akıntı
-
[isim]
Sızan şey
- ÇIKINTI
-
-
[isim]
Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm
- "Gırtlağının çıkıntısı, hiddetli bir adamın yumruğu gibi titriyordu."
-
Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı; çıkma
-
[argo]
Bakınız kambur
-
[mecaz]
Her şeye itiraz eden, huzursuzluk çıkaran (kimse)
-
[isim]
Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm
- YIKINTI
-
-
[isim]
Bakınız yıkılma
-
Yıkılan bir şeyin parçaları, kalıntıları; enkaz
- "Ateşoğlu'nun evinin biraz ötesinde bir ev yıkıntısı keşfettim."
-
Bakınız virane
- "Yıkıntıların ortasında blok hâlinde yükselen yeni apartmanlara uzun uzun baktı."
-
[mecaz]
Ruhsal bakımdan yıkılma
- "İkisi de Samim'deki yıkıntının nedenini gayet iyi biliyorlardı."
-
[isim]
Bakınız yıkılma
- KAPANTI
-
-
[isim, dil bilgisi]
Patlayıcı ünsüzün oluşmasından önceki boğumlanma noktasının kapanması
-
[isim, dil bilgisi]
Patlayıcı ünsüzün oluşmasından önceki boğumlanma noktasının kapanması
- TAŞINTI
-
-
[isim, coğrafya]
Sel ile taşınmış taş, toprak
-
[isim, coğrafya]
Sel ile taşınmış taş, toprak
- ASKINTI
-
-
[sıfat]
Başkalarının sırtından geçinen (kimse)
-
[argo]
Karşı cinsi rahatsız eden (kimse)
-
[sıfat]
Başkalarının sırtından geçinen (kimse)
- DAĞINTI
-
-
[isim]
Karışık, gelişigüzel atılmış öteberi
-
[isim]
Karışık, gelişigüzel atılmış öteberi
- BULANTI
-
-
[isim]
Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum
- "Bu öneri ile karşılaştığım zaman duyduğum mide bulantısını şimdi bile duyuyorum."
-
[isim]
Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum
- DOLANTI
-
-
[isim]
Gezip dolaşılan yer, alan
-
[isim]
Gezip dolaşılan yer, alan