Sonunda nmak olan 9 harfli 119 kelime var. NMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde nmak olan kelimeler listesine ya da başında nmak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Nmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K M N

3 Harfli Kelimeler

KAM, KAN, NAM

2 Harfli Kelimeler

AK, AM, AN, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YADSINMAK

  1. [nesnesiz] Yadsıma işi yapılmak
DOĞRANMAK

  1. [nesnesiz] Kesilmek, parça parça edilmek
    • "Bu leğenlere haşlanmış et ve ekmek doğranmıştı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [mecaz] Kesilir gibi ağrımak
    • "Kollarım doğranıyor."
ARALANMAK

  1. [-den] Biraz açılmak, aralık olmak
    • "Adam onlara dokundu, gözleri aralandı." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Araya zaman girmek
  3. Gitmek, uzaklaşmak, yanından ayrılmak
SUÇLANMAK

  1. [nesnesiz, -le] Suçlama işine konu olmak, itham edilmek
    • "Böylesine pervasız davranmanız, suçlandığınız konuda bir tanık bulunmadığını bilmenizden geliyor." (Nâzım Hikmet)
HOŞLANMAK

  1. [-den] Hoşuna gitmek, hoş bulmak; hazzetmek, hoşlaşmak
    • "Annesi o tarz yaşayıştan hoşlanır mı?" (Ahmet Muhip Dıranas)
YAYLANMAK

  1. [nesnesiz] Yaylar üzerinde hareket etmek
  2. Bacakları dizden esneterek yay üzerindeymiş gibi sallanmak
    • "Bu sefer Ömer, bacaklarının üstünde yaylanarak dövüşe hazır, cevap vermiş." (Memduh Şevket Esendal)
  3. [argo] Çekilip gitmek
    • "Burası aile muhiti, ders çalışanlar var; haydi bakayım, yaylanın!" (Emine Işınsu)
MIHLANMAK

  1. [nesnesiz] Bakınız çivilenmek
    • "Mukavva yahut kontrplak mıhlanmıştı cam yerine." (Çetin Altan)
  2. [mecaz] Olduğu yerde kalıp bir yere kıpırdayamaz olmak
    • "Peşinden koşmak istedi. Fakat vücudu sallandı ve bir adım atamadı, mıhlandı." (Peyami Safa)
SIZLANMAK

  1. [nesnesiz] Kendine yapılan bir haksızlığı, kendisini tedirgin eden bir durumu, çare bulması veya sadece sıkıntısına ortak olması için karşısındakine anlatmak; yakınmak (II), şikâyet etmek, şekva etmek, tazallüm etmek
    • "Yandaki evin gelini geceleri sabahlara kadar, sabahtan da akşama kadar sızlanıyordu." (Ayla Kutlu)
TIKLANMAK

  1. [nesnesiz] Tıklama işine konu olmak
AŞILANMAK

  1. [nesnesiz] Aşılama işine konu olmak
SAPTANMAK

  1. [nesnesiz] Saptama işi yapılmak, tespit edilmek
YASLANMAK

  1. [nesnesiz] Vücudunu, bedenini, sırtını bir yere dayamak, dayanmak
    • "Sıcakça ben ona, o bana yaslanıyorduk." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. [mecaz] Bakınız güvenmek
BOLLANMAK

  1. [nesnesiz] Bol duruma gelmek
AĞALANMAK

  1. [nesnesiz] Ağa tavrı takınarak çalım yapmak
    • "Dağ başında ağalanmış da mal bağışlar olmuş." (Kemal Tahir)
PASLANMAK

  1. [nesnesiz] Üzerinde pas oluşmak
    • "İşlemeyen demir paslanır. Gövdemiz bir düzen içinde işletilirse ışıldar." (Nâzım Hikmet)
  2. [mecaz] İşsizlikten, tembellikten, hareketsizlikten canlılığını yitirmek, uyuşup kalmak
    • "Altın idin pula döndün / Yere düşer paslanırsın" (Halk türküsü)
PAKLANMAK

  1. [nesnesiz] Bakınız temizlenmek
HAŞLANMAK

  1. [nesnesiz] Haşlama işi yapılmak
  2. Kaynar su vb. ile yanmak
    • "Kaynar çay döküldü, elim haşlandı."
DIRLANMAK

  1. [nesnesiz] Herkesi tedirgin edecek, bezdirecek biçimde söylenmek
    • "Kapısını vurmalı, o zaman uyanır açar diye başlayarak bir hayli dırlandı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
CAMLANMAK

  1. [nesnesiz] Cam takılmak
    • "Böyleyken o berbere gitmemin nedeni, berber aynasının yukarısında ve yanlarında duvara asılı camlanmış renkli ve basılı resimlerin olmasıydı." (Aziz Nesin)
YIPRANMAK

  1. [nesnesiz] Zamanla veya çok kullanılma sonucu aşınmak
    • "Gömleği ütülü ama yıpranmıştı." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Makine veya makine parçaları aşınıp bozulmak; eskimek
    • "Dikiş makinesi kullanıla kullanıla yıprandı."
  3. Saygınlığı azalmak
  4. [mecaz] Çeşitli etkenlerle eski gücü kalmamak
    • "Onun zekâsı hiç yıpranmamış."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü