Sonunda nmak olan 8 harfli 86 kelime var. NMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde nmak olan kelimeler listesine ya da başında nmak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Nmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K M N

3 Harfli Kelimeler

KAM, KAN, NAM

2 Harfli Kelimeler

AK, AM, AN, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DONANMAK

  1. [nesnesiz] Giyinip kuşanmak, süslenmek
  2. [-le] Yayılıp kaplanmak
    • "Baharda ağaçlar çiçeklerle donandı."
  3. [-le] Işıklı duruma gelmek, ışıklarla bezenmek
    • "Bu gördüğünüz yol, şenlik gecesi gibi ardı arası kesilmez sıra sıra otomobillerin fenerleriyle donanırdı." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Gerekli nesneler bir araya getirilip süslenmek, gösterişli duruma getirilmek
    • "Kırk türlü kuru yemişle donanmış masanın ortasına dikilmiş bir ince, ufak mum vardı." (Aka Gündüz)
KISINMAK

  1. [-e, ağızlardan] Kendi gereksinimlerini karşılamakta tutumlu davranmak
USLANMAK

  1. [nesnesiz] Yadırganan, ayıplanan davranışlardan vazgeçmek, davranışlarına düzen vermek; akıllanmak
    • "Deli eniştemiz bir hayli yaşlanmıştı fakat hiç uslanmış değildi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Herhangi bir olaydan ders almak, aklı başına gelmek; akıllanmak
KALINMAK

  1. [nesnesiz] Kalma işi yapılmak
    • "Akşama kadar orada kalınır mı?"
ADLANMAK

  1. [nesnesiz] Kendisine ad verilmek; isimlenmek
    • "Bu devletin sınırları içinde kalmış herkes bazen kendilerince bazen de başkaları tarafından Türk diye adlandı." (Oğuz Ünal)
DADANMAK

  1. [-e] Tadını aldığı, hoşlandığı bir şeyi sık sık istemek
    • "Çocuk çikolataya pek dadandı."
  2. Yarar, çıkar amacıyla veya alışkanlıkla bir yere sık uğramak; abone olmak
    • "İkinci sene plajlara da dadandı; yüzüyor, kumda yatıp güneşleniyor, dans ediyor, kürek çekiyordu." (Refik Halit Karay)
YALANMAK

  1. [nesnesiz] Yalama işi yapılmak veya yalama işine konu olmak
    • "Tabak hiç yalanır mı?"
  2. Kendini yalamak
    • "Kedi yalanıyor."
KILINMAK

  1. [nesnesiz] Kılma işi yapılmak
    • "Camide namaz kılınır."
KIVANMAK

  1. [-e, -le] Övünülecek bir olaydan dolayı sevinmek; memnun olmak
VURUNMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Bakınız dövünmek
  2. Giyinmek, örtünmek
    • "Yaşmak vurunmak."
BAKINMAK

  1. [-e, nesnesiz] Çevreye göz gezdirmek, araştırmak
    • "Etrafına bakındı fotoğrafçıları çağırmak için." (Ayşe Kulin)
  2. [ağızlardan] Muayene olmak
TAKINMAK

  1. [nesnesiz] Kendine takmak
  2. [-i, mecaz] Bir nitelik veya durum almak
    • "Takındığı bu sıfatı boynundaki kravattan fazla mühimsediği de yoktu." (Falih Rıfkı Atay)
TAPINMAK

  1. [-e] Tapma işi yapılmak
    • "Beyaz esvaplı bakireler, altın saçlı delikanlılar, kollarını çaprazlamış, diz üstü ona tapınmaktadır." (Falih Rıfkı Atay)
OTLANMAK

  1. [nesnesiz] Hayvan otlamak
    • "Geniş yaylalarında otlanırken sürüler / Çobanı kaval çalar, taşı toprağı güler" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. [argo] Para ve emek harcamadan başkalarının sırtından geçinmek
AVLANMAK

  1. [nesnesiz] Avlama işine konu olmak
    • "Bizi dağlar kurtarır, yıllardır avlandık, avlandık, avlandık işçi gibi, köylü gibi avlandık!.." (Fakir Baykurt)
  2. Ava gitmek, ava çıkmak, av için dolaşmak
    • "Babam o yaz sonunda avlanmak için Çardak'a gitti." (Ayla Kutlu)
KIYINMAK

  1. [nesnesiz] Ezilmiş veya kırılmış gibi bir duygu duymak
    • "Midem kıyındı. Vücudum kıyındı."
DAYANMAK

  1. [-e] Bir yere yaslanmak, kendini dayamak
    • "Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Temelde bir şeyle ilgili olmak
    • "Karşılıklı bilmece sormaya dayanan seyirlik oyunlar da vardır." (Metin And)
  3. [mecaz] Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek; gitmek
    • "Bu gemi fırtınaya iyi dayanır."
  4. [mecaz] Varmak, ulaşmak
    • "Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
  5. [mecaz] Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak
    • "İki genç, kırarcasına küreklere dayandılar." (Halikarnas Balıkçısı)
  6. [mecaz] Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak
    • "Bu proje sonunda bize dayanacak."
  7. [mecaz] Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek; istinat etmek
    • "Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız?" (Falih Rıfkı Atay)
  8. [nesnesiz, mecaz] Uzun süre kullanılmaya uygun olmak
    • "Bu kumaş çok dayandı."
  9. [nesnesiz, mecaz] Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak; mukavemet etmek
    • "Merkezde Akhisar'ın, Bergama'nın da henüz dayandığını öğrendiler." (Necati Cumalı)
  10. [nesnesiz] Yetişmek, yeter olmak
  11. [nesnesiz, mecaz] Güç bir duruma katlanmak; sabretmek, tahammül etmek
    • "Kazılmış mezarın önüne geldiklerinde daha fazla dayanamayıp oracığa çöktü." (İhsan Oktay Anar)
KINANMAK

  1. [nesnesiz] Kınama işi yapılmak
ÇALINMAK

  1. [nesnesiz] Çalma işine konu olmak
    • "Kapı kapanalı daha üç beş dakika olmadan tekrar çalınmış." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. [ağızlardan] İnme inmek
OYLANMAK

  1. [nesnesiz] Oylama işi yapılmak
    • "Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların kabulü sırasında, ... hangilerinin birlikte, hangilerinin ayrı ayrı oylanacağını da karara bağlar." (Anayasa)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü