Sonunda nmak olan 8 harfli 86 kelime var. NMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde nmak olan kelimeler listesine ya da başında nmak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Nmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A K M N
3 Harfli Kelimeler
KAM, KAN, NAM
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, AN, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DONANMAK
-
-
[nesnesiz]
Giyinip kuşanmak, süslenmek
-
[-le]
Yayılıp kaplanmak
- "Baharda ağaçlar çiçeklerle donandı."
-
[-le]
Işıklı duruma gelmek, ışıklarla bezenmek
- "Bu gördüğünüz yol, şenlik gecesi gibi ardı arası kesilmez sıra sıra otomobillerin fenerleriyle donanırdı."
-
Gerekli nesneler bir araya getirilip süslenmek, gösterişli duruma getirilmek
- "Kırk türlü kuru yemişle donanmış masanın ortasına dikilmiş bir ince, ufak mum vardı."
-
[nesnesiz]
Giyinip kuşanmak, süslenmek
- KISINMAK
-
-
[-e, ağızlardan]
Kendi gereksinimlerini karşılamakta tutumlu davranmak
-
[-e, ağızlardan]
Kendi gereksinimlerini karşılamakta tutumlu davranmak
- USLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Yadırganan, ayıplanan davranışlardan vazgeçmek, davranışlarına düzen vermek; akıllanmak
- "Deli eniştemiz bir hayli yaşlanmıştı fakat hiç uslanmış değildi."
-
Herhangi bir olaydan ders almak, aklı başına gelmek; akıllanmak
-
[nesnesiz]
Yadırganan, ayıplanan davranışlardan vazgeçmek, davranışlarına düzen vermek; akıllanmak
- KALINMAK
-
-
[nesnesiz]
Kalma işi yapılmak
- "Akşama kadar orada kalınır mı?"
-
[nesnesiz]
Kalma işi yapılmak
- ADLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Kendisine ad verilmek; isimlenmek
- "Bu devletin sınırları içinde kalmış herkes bazen kendilerince bazen de başkaları tarafından Türk diye adlandı."
-
[nesnesiz]
Kendisine ad verilmek; isimlenmek
- DADANMAK
-
-
[-e]
Tadını aldığı, hoşlandığı bir şeyi sık sık istemek
- "Çocuk çikolataya pek dadandı."
-
Yarar, çıkar amacıyla veya alışkanlıkla bir yere sık uğramak; abone olmak
- "İkinci sene plajlara da dadandı; yüzüyor, kumda yatıp güneşleniyor, dans ediyor, kürek çekiyordu."
-
[-e]
Tadını aldığı, hoşlandığı bir şeyi sık sık istemek
- YALANMAK
-
-
[nesnesiz]
Yalama işi yapılmak veya yalama işine konu olmak
- "Tabak hiç yalanır mı?"
-
Kendini yalamak
- "Kedi yalanıyor."
-
[nesnesiz]
Yalama işi yapılmak veya yalama işine konu olmak
- KILINMAK
-
-
[nesnesiz]
Kılma işi yapılmak
- "Camide namaz kılınır."
-
[nesnesiz]
Kılma işi yapılmak
- KIVANMAK
-
-
[-e, -le]
Övünülecek bir olaydan dolayı sevinmek; memnun olmak
-
[-e, -le]
Övünülecek bir olaydan dolayı sevinmek; memnun olmak
- VURUNMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Bakınız dövünmek
-
Giyinmek, örtünmek
- "Yaşmak vurunmak."
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Bakınız dövünmek
- BAKINMAK
-
-
[-e, nesnesiz]
Çevreye göz gezdirmek, araştırmak
- "Etrafına bakındı fotoğrafçıları çağırmak için."
-
[ağızlardan]
Muayene olmak
-
[-e, nesnesiz]
Çevreye göz gezdirmek, araştırmak
- TAKINMAK
-
-
[nesnesiz]
Kendine takmak
-
[-i, mecaz]
Bir nitelik veya durum almak
- "Takındığı bu sıfatı boynundaki kravattan fazla mühimsediği de yoktu."
-
[nesnesiz]
Kendine takmak
- TAPINMAK
-
-
[-e]
Tapma işi yapılmak
- "Beyaz esvaplı bakireler, altın saçlı delikanlılar, kollarını çaprazlamış, diz üstü ona tapınmaktadır."
-
[-e]
Tapma işi yapılmak
- OTLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Hayvan otlamak
- "Geniş yaylalarında otlanırken sürüler / Çobanı kaval çalar, taşı toprağı güler"
-
[argo]
Para ve emek harcamadan başkalarının sırtından geçinmek
-
[nesnesiz]
Hayvan otlamak
- AVLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Avlama işine konu olmak
- "Bizi dağlar kurtarır, yıllardır avlandık, avlandık, avlandık işçi gibi, köylü gibi avlandık!.."
-
Ava gitmek, ava çıkmak, av için dolaşmak
- "Babam o yaz sonunda avlanmak için Çardak'a gitti."
-
[nesnesiz]
Avlama işine konu olmak
- KIYINMAK
-
-
[nesnesiz]
Ezilmiş veya kırılmış gibi bir duygu duymak
- "Midem kıyındı. Vücudum kıyındı."
-
[nesnesiz]
Ezilmiş veya kırılmış gibi bir duygu duymak
- DAYANMAK
-
-
[-e]
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak
- "Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor."
-
Temelde bir şeyle ilgili olmak
- "Karşılıklı bilmece sormaya dayanan seyirlik oyunlar da vardır."
-
[mecaz]
Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek; gitmek
- "Bu gemi fırtınaya iyi dayanır."
-
[mecaz]
Varmak, ulaşmak
- "Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor."
-
[mecaz]
Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak
- "İki genç, kırarcasına küreklere dayandılar."
-
[mecaz]
Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak
- "Bu proje sonunda bize dayanacak."
-
[mecaz]
Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek; istinat etmek
- "Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız?"
-
[nesnesiz, mecaz]
Uzun süre kullanılmaya uygun olmak
- "Bu kumaş çok dayandı."
-
[nesnesiz, mecaz]
Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak; mukavemet etmek
- "Merkezde Akhisar'ın, Bergama'nın da henüz dayandığını öğrendiler."
-
[nesnesiz]
Yetişmek, yeter olmak
-
[nesnesiz, mecaz]
Güç bir duruma katlanmak; sabretmek, tahammül etmek
- "Kazılmış mezarın önüne geldiklerinde daha fazla dayanamayıp oracığa çöktü."
-
[-e]
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak
- KINANMAK
-
-
[nesnesiz]
Kınama işi yapılmak
-
[nesnesiz]
Kınama işi yapılmak
- ÇALINMAK
-
-
[nesnesiz]
Çalma işine konu olmak
- "Kapı kapanalı daha üç beş dakika olmadan tekrar çalınmış."
-
[ağızlardan]
İnme inmek
-
[nesnesiz]
Çalma işine konu olmak
- OYLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Oylama işi yapılmak
- "Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların kabulü sırasında, ... hangilerinin birlikte, hangilerinin ayrı ayrı oylanacağını da karara bağlar."
-
[nesnesiz]
Oylama işi yapılmak