Sonunda nmak olan 7 harfli 26 kelime var. NMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde nmak olan kelimeler listesine ya da başında nmak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Nmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A K M N
3 Harfli Kelimeler
KAM, KAN, NAM
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, AN, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ULANMAK
-
-
[nesnesiz]
Ulama işi yapılmak
- "Birbirine ulanan koridorlar boyunca yürüyorum."
-
[nesnesiz]
Ulama işi yapılmak
- UYANMAK
-
-
[nesnesiz]
Uyku durumundan çıkmak
- "Seher vaktine yakın uyanmışım."
-
Bitkiler canlanıp yeşermeye başlamak
- "Tomurcuklar patlamış, tabiat iyiden iyiye uyanmıştı."
-
Ortaya çıkmak
- "Sevda, dedim, gönlümde bir coşkun ateş dalgalandı / Gözüm daldı, hayalimde yine binbir zevk uyandı"
-
[mecaz]
Gerçekleri anlar, kavrar duruma gelmek
-
[mecaz]
Bilgisizlikten kurtulmak
-
[argo]
Cinsel yönden hazır duruma gelmek
-
[nesnesiz]
Uyku durumundan çıkmak
- UYUNMAK
-
-
[nesnesiz]
Uyuma işi yapılmak
- "Tahtakurusu yüzünden çok defa kompartımanlarda uyunmazdı."
-
[nesnesiz]
Uyuma işi yapılmak
- OLUNMAK
-
-
[nesnesiz]
Olma işine konu olmak
- "Bu ilaçla iyi olunmaz."
-
[nesnesiz]
Olma işine konu olmak
- ALINMAK
-
-
[-e, nesnesiz]
Alma işi yapılmak
- "Mahalle mektebinden alınmış, rüştiyeye verilmiş."
-
Elde edilmek
- "Her biri gerçek hayattan alınmış birer gerçek olmak."
-
[-den]
Bakınız uyarlanmak
-
[-e, -den, mecaz]
Bir sözün, bir davranışın kendisine söylendiğini veya yapıldığını sanarak incinmek
- "Emekli ajan, alınmış gibi maun masanın arkasında oturan kişiyi süzdü."
-
[-e, nesnesiz]
Alma işi yapılmak
- OKUNMAK
-
-
[nesnesiz]
Okuma işine konu olmak
- "Gece olmuş, yatsılar okunmuş, daha damat bey gelmemişti."
-
Bakınız okunulmak
-
[mecaz]
Belli olmak, açıkça görünmek
- "Bütün söyleyecekleri yüzünden okunuyor."
-
[ağızlardan]
Davet edilmek, çağrılmak
-
[nesnesiz]
Okuma işine konu olmak
- ABANMAK
-
-
[-e]
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak
- "Efendi, sen de ne üstüme abanıyorsun?"
-
Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak
- "Baba, 'ya Allah' nidası ile yerinden zorla, oğluna abanarak kalktı."
-
[argo]
Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak
-
[argo]
Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak
- "İki herif zavallıya abanıyorlar."
-
[spor]
Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak
-
[spor]
Futbolda topa olanca gücüyle vurmak
- "Bir çalım atarak, onu ters tarafa yatırarak olanca hızıyla topa abandı ve bir gol daha attı."
-
[-e]
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak
- İNANMAK
-
-
[-e]
Bir şeyi doğru olarak benimsemek
- "Bizim şairlerimiz sanatın sanat için olduğuna inanırlar, başka bir ereği olabileceği akıllarına gelmez."
-
Birini doğru sözlü olarak bilmek, güvenmek
- "Ben size inanırım."
-
Bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek
- "Bu başın bir kadına değil, bir hamala ait olduğuna inanmak zor değildi."
-
Sevecek, güvenecek ve bağlanacak en yüksek varlık olarak bilmek, iman etmek
- "Tanrı'ya inanmak."
-
Kanarak aldanmak
- "Her reklama inanmayın."
-
İman etmek
-
[-e]
Bir şeyi doğru olarak benimsemek
- ISINMAK
-
-
[nesnesiz]
Sıcak duruma gelmek
- "Havalar ısınınca bizim ahbaplar ayaklandılar."
-
Üşümesini gidermek, üşümez duruma gelmek
-
[mecaz]
Yadırgamaz olmak, hoşlanır olmak; alışmak
- "Bunca çabamıza karşın halkımızın Batı müziğine ısınamadığını söyledi."
-
[mecaz]
Var olan gerginlik sona ermek
- "Çaylar dağıldıktan sonra ortalık oldukça ısındı."
-
[spor]
Isınma hareketleri yaparak vücudu maça veya antrenmana hazırlamak
-
[nesnesiz]
Sıcak duruma gelmek
- IKINMAK
-
-
[nesnesiz]
Herhangi bir nedenle soluğunu içinde tutarak kendini zorlamak
- "Bunlar yekdiğerlerine tutunarak birer gölge gibi duvara siftine, inleye, ıkına orada duran arabalara tırmanmaya başladılar."
-
Peklikte veya doğum sırasında kasları zorlayarak soluğunu tutmak
-
Büyük abdestini yapmak için kaslarını zorlamak
- "Kıtmir ötede toprağı eşeleyip duruyordu, eşti eşti ve çukuru ortalayıp ıkındı bir süre."
-
[nesnesiz]
Herhangi bir nedenle soluğunu içinde tutarak kendini zorlamak
- AĞINMAK
-
-
[nesnesiz]
Hayvan yere yatıp yuvarlanmak
-
[nesnesiz]
Hayvan yere yatıp yuvarlanmak
- ATANMAK
-
-
[-e]
Bir göreve getirilmek; tayin edilmek
- "Doğu'ya atanan bir arkadaşları hakkında konuştuklarını işitiyorum yanlarından geçerken."
-
[-e]
Bir göreve getirilmek; tayin edilmek
- AVUNMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak; aldanmak, teselli bulmak, müteselli olmak
- "Ne de olsa amcam, ya bir yabancıya varsa ne yapacaktık diye avunuyordu."
-
Bir şeyler yaparak oyalanmak
- "Dünyadan bezmiş bir hâli var, hiçbir şeyle avunamıyor."
-
[ağızlardan]
Hayvan gebe kalmak
-
[nesnesiz]
Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak; aldanmak, teselli bulmak, müteselli olmak
- OVUNMAK
-
-
[nesnesiz]
Ovma işi yapılmak
-
[nesnesiz]
Ovma işi yapılmak
- UĞUNMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Büyük bir üzüntü veya acıdan kıvranmak
- "Egelilere özgü siyah feracesiyle bir kadın çocuklara eğilmiş, öpüyor, kokluyor, bir yandan da acıyla uğunuyordu başlarında."
-
Ağlaya ağlaya bayılmak
-
Soluğu tıkanmak
-
İsteksiz davranmak, savsaklamak
- "Gönülsüz yazıyorum. İstemediğim için, çevresinde dolanıp uğunuyorum."
-
Kendi etrafında hızlıca dönmek
- "Değirmenin kanatları kimi öyle hızlı dönüyordu ki kanatlar gözükmez oluyor, uğunuyordu."
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Büyük bir üzüntü veya acıdan kıvranmak
- UTANMAK
-
-
[nesnesiz]
Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak; arlanmak, mahcup olmak
- "Düğün sofrasında kendisinden başka böyle çatal tutanı göremeyince pek utandı."
-
[-den]
Sıkılarak çekinmek
- "Hayır, edebiyattan değil, karşısında şimdiden aczini duyduğum okuyucudan utanıyorum."
-
[nesnesiz]
Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak; arlanmak, mahcup olmak
- ARANMAK
-
-
[nesnesiz]
Arama işine konu olmak
- "Ertesi günü uygun pansiyon aranacaktı."
-
İsteklisi bulunmak
- "Çok aranan bir kitap."
-
Eksikliği duyulmak
- "Bugünlerde soba aranıyor."
-
Kendi kendine bir şeyler aramak
-
Şart koşulmak
- "Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevlerde çalışanların meslek kuruluşlarına girme mecburiyeti aranmaz."
-
Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek
- "Sen aranıyorsun âdeta."
-
Kendisine eş veya sevgili aramak
-
[nesnesiz]
Arama işine konu olmak
- ONANMAK
-
-
[nesnesiz]
Onama işine konu olmak
- "Bu tutum herkesçe onandı."
-
[nesnesiz]
Onama işine konu olmak
- USANMAK
-
-
[-den]
Tekrarlanması, uzun sürmesi dolayısıyla bir şeyden hoşlanmaz veya sıkılır duruma gelmek
- "Bir iskele kuşu gibi bir aşağı bir yukarı dolaşmaktan da usandım."
-
[-den]
Tekrarlanması, uzun sürmesi dolayısıyla bir şeyden hoşlanmaz veya sıkılır duruma gelmek
- ACINMAK
-
-
[-e]
Başkalarının merhametine muhtaç duruma düşmek
- "Günlerce elin, dile gelmeyen çocuğunu bağrına basan fabrika sahibine acındı."
-
[nesnesiz]
Başkasının hesabına üzülmek
- "Kızlar gitti diye pınar ağladı / Acındı yüreğim yandı pınara"
-
[-e]
Başkalarının merhametine muhtaç duruma düşmek