Sonunda nmak olan 6 harfli 12 kelime var. NMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde nmak olan kelimeler listesine ya da başında nmak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Nmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A K M N
3 Harfli Kelimeler
KAM, KAN, NAM
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, AN, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SANMAK
-
-
[nesnesiz]
Herhangi bir şeyin zihinde kurulduğu gibi gerçekleştiğine inanmak; zannetmek, zanneylemek
- "Babam, hiç hoşnut olmadığımı, beni yine sevindiremediğini sandı."
-
Tahmine dayanarak hüküm vermek; farz etmek
- "Bu hareketimi tamamıyla histen gelen bir şey sandı."
-
Bir şey veya kimsenin ... olduğunu düşünmek; bellemek (I), bilmek
- "Doktor Sevim, hastayı ilk gördüğü an kendinde değil sanmıştı."
-
[nesnesiz]
Herhangi bir şeyin zihinde kurulduğu gibi gerçekleştiğine inanmak; zannetmek, zanneylemek
- YANMAK
-
-
[nesnesiz]
Birleşiminde karbon bulunan maddeler, ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçip yok olmak
- "Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz."
-
Ateş durumuna geçmek, tutuşmak; harıldamak
- "Kömür yandı. Ocaktaki odun yandı."
-
Isı, ışık veren bir konuma geçmek
- "Gece oldu, ışıklar yandı, yatsı vakti geldi."
-
Bütünü veya bir bölümü ateş veya sıcaklığın etkisi ile bozulmak, kömür durumuna geçmek
- "Yemek yandı. Ekmek yandı."
-
Isı etkisiyle vücudun bir yanı yara olmak, kızarmak veya rengi koyulaşmak
- "Ateşe dokundu, eli yandı. Güneşten kolları yandı."
-
Vücut veya nesnelerin ısısı artmak
- "Ateşler içinde, günlerce titreyerek yanar."
- "Odamız yaz günleri çinko damın altında yanar durur."
-
Parlamak, parıldamak
- "Birkaç batarya top, kızgın güneş altında pırıl pırıl yanıyor."
-
Birtakım etmenlerin etkisiyle işe yaramaz duruma gelmek
- "Kumaş boyadan yanmış. Ekinler dondan yanmış."
-
Yanık acısına benzer bir acı duymak
- "Boğazım yanıyor. Biberden ağzım yandı."
-
Çok istemek, çabalamak
- "Çocuklar, kendilerini beğendirmek için yanıyorlar."
-
[mecaz]
Çok üzülmek
- "Bu yaz tatil yapamayacağıma yanıyorum."
-
[mecaz]
Çok sevmek, büyük bir aşk ile sevmek
-
[mecaz]
Hükümsüz kalmak, değerini yitirmek
- "Vaktinde değiştirilmeyen kâğıt paralar yandı."
-
[mecaz]
Zarara, kötülüğe uğramak
- "Maazallah! Birimize kitaptan rastgele bir şey soracak olsa yandığımız gündü."
-
[mecaz]
Çocuk oyunlarında oyun dışı kalmak
-
[mecaz]
Bir bir sıralamak, dile getirmek, dert dökmek, anlatmak
- "Yazı yazmak, hayatımı anlatmak, kalbimi dökmek ihtiyacıyla yanıyorum."
-
[nesnesiz]
Birleşiminde karbon bulunan maddeler, ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçip yok olmak
- SINMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Kırılmak, parçalanmak, bozulmak
-
Yenilmek, bozguna uğramak
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Kırılmak, parçalanmak, bozulmak
- SUNMAK
-
-
[-e, -i]
Bir büyüğe veya nezaket gereğince bir kimseye bir şeyi vermek; arz etmek, takdim etmek
- "Bu küçük hadiseyi devlet adamlarımıza bir müşahede olarak sunuyorum."
-
Konuğa bir şey ikram etmek; tutmak
-
Tanıtmak, bilgi vermek amacıyla çeşitli yöntemler kullanarak bir konuyu dinleyenlere aktarmak
-
Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı takdim etmek
-
[-e, -i]
Bir büyüğe veya nezaket gereğince bir kimseye bir şeyi vermek; arz etmek, takdim etmek
- BANMAK
-
-
[-e, -i]
Katı bir şeyi sulu veya tuz, biber vb. toz durumundaki maddelerin içine batırıp çıkarmak; bandırmak
- "Kahvaltımı önüme serer / Reçele ekmek banar, yerim"
-
[-e, -i]
Katı bir şeyi sulu veya tuz, biber vb. toz durumundaki maddelerin içine batırıp çıkarmak; bandırmak
- BUNMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Azla yetinmemek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Azla yetinmemek
- KONMAK
-
-
[-e]
Kuş, kelebek, uçak, toz vb. bir yere inmek
- "Bir bülbül gelip konmuştu havuzun kıyısına."
-
Yolculukta geceyi geçirmek için bir yerde kalmak, konuk olmak
-
Kısa bir süre için bir yere yerleşmek, bir yeri yurt edinmek
-
[mecaz]
Bir şeyi emeksiz edinmek
- "Ayşe de yarın öbür gün bir lise hocası olacak belki de servete de konacaktı."
-
[-e]
Kuş, kelebek, uçak, toz vb. bir yere inmek
- KANMAK
-
-
[-e]
Söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanmak
-
Tatlı sözlere aldanmak
-
Bir gereksinimini, bir isteğini yeteri kadar karşılamış olmak; doymak
- "Siz bile bu şekil, renk, koku zenginliğine kanmış ve yorulmuş ruhunuzla..."
-
Yetinmek, iktifa etmek
- "Odalarının keçeleri üstüne serilmiş seccadelerde bazen namaz kılmakla kanmayarak çoraplarını çıkarır."
-
[-e]
Söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanmak
- DONMAK
-
-
[nesnesiz]
Sıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek; buymak
-
Yaşamını yitirmek, soğuktan ölmek
- "Arabacım neredeyse donmak üzereydi."
-
Çok üşümek
-
Bitki soğuktan zarar görmek, yararlanılmaz duruma gelmek
-
Kimyasal bir etki ile katılaşmak
- "Çimento ve alçı çabuk donar."
-
[fizik]
Eriyik durumda bulunan bir metal katı duruma geçmek
-
[mecaz]
Beklenmedik bir durum karşısında birden hareketsiz kalmak
- "Salonun içinde kimse kımıldayamadı. Hepsi olduğu yerde dondu. Taş kesildi."
-
[mecaz]
Gelişmemek, yeniliklere açık olmamak
- "Bütün kafaların donmuş, taşlaşmış olmasını istiyorlar."
-
[nesnesiz]
Sıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek; buymak
- YUNMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Bakınız yıkanmak
- "Kuyunun başında mevtam yunuyor / Düşmanlarım kıs kıs olmuş gülüyor"
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Bakınız yıkanmak
- YONMAK
-
-
[-i, ağızlardan]
Bakınız yontmak
-
[-i, ağızlardan]
Bakınız yontmak
- TINMAK
-
-
[nesnesiz, teklifsiz konuşmada]
Ses çıkarmak
-
Önemsemek, önem vermek, dikkate almak, takmak, aldırış etmek
- "Çocuk tınmayıp süt kabını çabuklukla hatta utanmazca kaparak ağzına götürdü, duraklamadan içti."
-
[nesnesiz, teklifsiz konuşmada]
Ses çıkarmak