Sonunda ne olan 7 harfli 69 kelime var. NE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ne olan kelimeler listesine ya da başında ne olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ne Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E N

2 Harfli Kelimeler

EN, NE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MEYHANE

Kelime Kökeni: Farsça mey + ḫāne

  1. [isim] İçki satılan ve içilen eğlence yeri; harabat
    • "Meyhaneden çıktığında sarhoş kafayla bir esir gemisine binmiş, güvertede sızıp kalmıştı." (İhsan Oktay Anar)
PERVANE

Kelime Kökeni: Farsça pervāne

  1. [isim] Geceleri ışık çevresinde dönen küçük kelebek; kepenek (II)
    • "Ötede mum yanıyor bir şeyler dönüyor / Pervaneler art arda ne çabuk ölüyor" (Behçet Necatigil)
  2. Döndüğünde bir mekanizmayı işleten bir eksene dikey olarak bağlanmış, iki veya ikiden çok kanattan yapılmış alet; uskur
    • "Çok geçmiyor, şaftın dönmesiyle pervane çalışıyor." (Zeyyat Selimoğlu)
  3. [tarih] Selçuklularda ve İlhanlılarda has, zeamet, tımar ile ilgili olarak verilen ferman
  4. [tarih] Bu fermanı hazırlamakla görevli memur
  5. [sıfat, mecaz] Bir kimsenin yanından hiç ayrılmayan
  6. Bakınız semahçı
KESTANE

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, bitki bilimi] Kayıngillerden, ılıman iklimlerde yetişen, 25-30 metre kadar boylanabilen, kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı (Castanea sativa)
  2. [bitki bilimi] Bu ağacın yenebilen kabuklu meyvesi
  3. Bakınız kestane rengi
BARHANE

Kelime Kökeni: Farsça ber + ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Bakınız berhane
ALİMANE

Kelime Kökeni: Arapça ʿālim + Farsça -āne

  1. [sıfat] Âlime yakışan
    • "Kitaplarının çoğu edebiyat tarihine girmiş olan âlimane eserlerdir." (Haldun Taner)
  2. [zarf] Âlime yakışır bir biçimde
    • "Efendim, arkadaşımız beyefendi, şüphesiz vâkıfane ve âlimane buyuruyorlar, istifade ediyoruz." (Memduh Şevket Esendal)
SÜTANNE

  1. [isim] Bir çocuğun, annesi dışında sütünü emmiş olduğu kadın; sütana, sütnine
    • "Raşit çocuk, emektar hizmetçimiz ve sütannemin oğluydu." (Reşat Nuri Güntekin)
ASİLANE

Kelime Kökeni: Arapça asīl + Farsça -āne

  1. [sıfat] Asile yakışan
    • "Nihayet kendisinde uyanan o asilane tevekkül ile Bayezit tekrar parşömen kâğıdın üzerine eğildi." (Nazım Tektaş)
  2. [zarf] Asile yakışacak biçimde
GAZHANE

Kelime Kökeni: Fransızca gaz + Farsça ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Hava gazı üretilen veya depolanan yer
EDİBANE

Kelime Kökeni: Arapça edīb + Farsça -āne

  1. [sıfat, eskimiş] Terbiyeli, nazik olan
  2. [zarf] Edebiyatçıya yakışır bir biçimde
MENGENE

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, teknik] Onarma, işleme, düzeltme vb. işlemlerin uygulanacağı nesneyi sıkıştırıp istenildiği gibi tutturmaya yarayan bir tür alet
    • "Yıldız, bileğimi bir mengene gibi sıktı." (Aka Gündüz)
  2. Bakınız pres
    • "Zeytin mengenesi. Üzüm mengenesi."
AMİYANE

Kelime Kökeni: Arapça ʿāmmī + Farsça -āne

  1. [sıfat] Bakınız basit
    • "Hem, bu çeşit amiyane işler diplomatın nesine?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bakınız sıradan
    • "Kupkuru bir ad hem de Satılmış gibi pek amiyane bir ad." (Halit Fahri Ozansoy)
BERHANE

Kelime Kökeni: Farsça ber + ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Yıkık dökük, kullanışsız ve büyük ev; barhane (I)
    • "Pek büyük, pek berhane bir şeydir." (Salâh Birsel)
ENTERNE

Kelime Kökeni: Fransızca interné

  1. [sıfat] "Gözaltına almak" anlamındaki enterne etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
ARİFANE

Kelime Kökeni: Arapça ʿārif + Farsça -āne

  1. [zarf, eskimiş] Arif olana yakışacak bir biçimde
ANUDANE

Kelime Kökeni: Arapça ʿanūd + Farsça -āne

  1. [sıfat, eskimiş] İnatçıya benzer, inatçıya yakışır
    • "Bu fırsatın üzerine tehalük edecek yerde anudane sükûtunuz hayra alamet telakki edilemez." (Attilâ İlhan)
LASKİNE

Kelime Kökeni: Fransızca lansquenet

  1. [isim] İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun
FETTANE

Kelime Kökeni: Arapça fettāne

  1. [sıfat, eskimiş] Cilveli, gönül alıcı (kadın)
    • "O öyle bir fettanedir ki pisliği, rüküşlüğü bile yakışır haspaya ... güzelliğine, inceliğine halel getirmez." (Haldun Taner)
İYİCENE

  1. [zarf, ağızlardan] Tam olarak, adamakıllı
    • "Çocuk yüreğime ürküntüler salar, anamın örselenmiş eteklerine yapışırdım iyicene." (Selim İleri)
POSTANE

Kelime Kökeni: İtalyanca posta + Farsça ḫāne

  1. [isim] Posta ile gönderilen maddelerin kabul edildiği, postaya verilmiş maddelerin ayrım ve dağıtımının yapıldığı bina
ŞAPHANE

Kelime Kökeni: Arapça şabb + Farsça ḫāne

  1. [isim] Şap çıkarılan yer, şap ocağı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü