Sonunda ne olan 7 harfli 69 kelime var. NE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ne olan kelimeler listesine ya da başında ne olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ne Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EN, NE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MEYHANE
-
Kelime Kökeni: Farsça mey + ḫāne
-
[isim]
İçki satılan ve içilen eğlence yeri; harabat
- "Meyhaneden çıktığında sarhoş kafayla bir esir gemisine binmiş, güvertede sızıp kalmıştı."
-
[isim]
İçki satılan ve içilen eğlence yeri; harabat
- PERVANE
-
Kelime Kökeni: Farsça pervāne
-
[isim]
Geceleri ışık çevresinde dönen küçük kelebek; kepenek (II)
- "Ötede mum yanıyor bir şeyler dönüyor / Pervaneler art arda ne çabuk ölüyor"
-
Döndüğünde bir mekanizmayı işleten bir eksene dikey olarak bağlanmış, iki veya ikiden çok kanattan yapılmış alet; uskur
- "Çok geçmiyor, şaftın dönmesiyle pervane çalışıyor."
-
[tarih]
Selçuklularda ve İlhanlılarda has, zeamet, tımar ile ilgili olarak verilen ferman
-
[tarih]
Bu fermanı hazırlamakla görevli memur
-
[sıfat, mecaz]
Bir kimsenin yanından hiç ayrılmayan
-
Bakınız semahçı
-
[isim]
Geceleri ışık çevresinde dönen küçük kelebek; kepenek (II)
- KESTANE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, bitki bilimi]
Kayıngillerden, ılıman iklimlerde yetişen, 25-30 metre kadar boylanabilen, kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı (Castanea sativa)
-
[bitki bilimi]
Bu ağacın yenebilen kabuklu meyvesi
-
Bakınız kestane rengi
-
[isim, bitki bilimi]
Kayıngillerden, ılıman iklimlerde yetişen, 25-30 metre kadar boylanabilen, kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı (Castanea sativa)
- BARHANE
-
Kelime Kökeni: Farsça ber + ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Bakınız berhane
-
[isim, eskimiş]
Bakınız berhane
- ALİMANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿālim + Farsça -āne
-
[sıfat]
Âlime yakışan
- "Kitaplarının çoğu edebiyat tarihine girmiş olan âlimane eserlerdir."
-
[zarf]
Âlime yakışır bir biçimde
- "Efendim, arkadaşımız beyefendi, şüphesiz vâkıfane ve âlimane buyuruyorlar, istifade ediyoruz."
-
[sıfat]
Âlime yakışan
- SÜTANNE
-
-
[isim]
Bir çocuğun, annesi dışında sütünü emmiş olduğu kadın; sütana, sütnine
- "Raşit çocuk, emektar hizmetçimiz ve sütannemin oğluydu."
-
[isim]
Bir çocuğun, annesi dışında sütünü emmiş olduğu kadın; sütana, sütnine
- ASİLANE
-
Kelime Kökeni: Arapça asīl + Farsça -āne
-
[sıfat]
Asile yakışan
- "Nihayet kendisinde uyanan o asilane tevekkül ile Bayezit tekrar parşömen kâğıdın üzerine eğildi."
-
[zarf]
Asile yakışacak biçimde
-
[sıfat]
Asile yakışan
- GAZHANE
-
Kelime Kökeni: Fransızca gaz + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Hava gazı üretilen veya depolanan yer
-
[isim, eskimiş]
Hava gazı üretilen veya depolanan yer
- EDİBANE
-
Kelime Kökeni: Arapça edīb + Farsça -āne
-
[sıfat, eskimiş]
Terbiyeli, nazik olan
-
[zarf]
Edebiyatçıya yakışır bir biçimde
-
[sıfat, eskimiş]
Terbiyeli, nazik olan
- MENGENE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, teknik]
Onarma, işleme, düzeltme vb. işlemlerin uygulanacağı nesneyi sıkıştırıp istenildiği gibi tutturmaya yarayan bir tür alet
- "Yıldız, bileğimi bir mengene gibi sıktı."
-
Bakınız pres
- "Zeytin mengenesi. Üzüm mengenesi."
-
[isim, teknik]
Onarma, işleme, düzeltme vb. işlemlerin uygulanacağı nesneyi sıkıştırıp istenildiği gibi tutturmaya yarayan bir tür alet
- AMİYANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿāmmī + Farsça -āne
- BERHANE
-
Kelime Kökeni: Farsça ber + ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Yıkık dökük, kullanışsız ve büyük ev; barhane (I)
- "Pek büyük, pek berhane bir şeydir."
-
[isim, eskimiş]
Yıkık dökük, kullanışsız ve büyük ev; barhane (I)
- ENTERNE
-
Kelime Kökeni: Fransızca interné
-
[sıfat]
"Gözaltına almak" anlamındaki enterne etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
-
[sıfat]
"Gözaltına almak" anlamındaki enterne etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
- ARİFANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿārif + Farsça -āne
-
[zarf, eskimiş]
Arif olana yakışacak bir biçimde
-
[zarf, eskimiş]
Arif olana yakışacak bir biçimde
- ANUDANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿanūd + Farsça -āne
-
[sıfat, eskimiş]
İnatçıya benzer, inatçıya yakışır
- "Bu fırsatın üzerine tehalük edecek yerde anudane sükûtunuz hayra alamet telakki edilemez."
-
[sıfat, eskimiş]
İnatçıya benzer, inatçıya yakışır
- LASKİNE
-
Kelime Kökeni: Fransızca lansquenet
-
[isim]
İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun
-
[isim]
İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun
- FETTANE
-
Kelime Kökeni: Arapça fettāne
-
[sıfat, eskimiş]
Cilveli, gönül alıcı (kadın)
- "O öyle bir fettanedir ki pisliği, rüküşlüğü bile yakışır haspaya ... güzelliğine, inceliğine halel getirmez."
-
[sıfat, eskimiş]
Cilveli, gönül alıcı (kadın)
- İYİCENE
-
-
[zarf, ağızlardan]
Tam olarak, adamakıllı
- "Çocuk yüreğime ürküntüler salar, anamın örselenmiş eteklerine yapışırdım iyicene."
-
[zarf, ağızlardan]
Tam olarak, adamakıllı
- POSTANE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca posta + Farsça ḫāne
-
[isim]
Posta ile gönderilen maddelerin kabul edildiği, postaya verilmiş maddelerin ayrım ve dağıtımının yapıldığı bina
-
[isim]
Posta ile gönderilen maddelerin kabul edildiği, postaya verilmiş maddelerin ayrım ve dağıtımının yapıldığı bina
- ŞAPHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça şabb + Farsça ḫāne
-
[isim]
Şap çıkarılan yer, şap ocağı
-
[isim]
Şap çıkarılan yer, şap ocağı