Sonunda ne olan 5 harfli 22 kelime var. NE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ne olan kelimeler listesine ya da başında ne olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ne Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E N

2 Harfli Kelimeler

EN, NE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TEKNE

  1. [isim] Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap
    • "Bir taş teknenin üstünde doktor Abbas'ın ölüsünü kesti biçti." (Yaşar Kemal)
  2. Sızdırabilir veya sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir veya iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü
  3. [denizcilik] Bir tür küçük deniz taşıtı
    • "Sefere kalkacak bir sürü tekne vardı limanda." (Halikarnas Balıkçısı)
  4. [denizcilik] Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü
  5. [jeoloji] Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü; ineç, havza, kemer karşıtı
  6. [coğrafya] Bakınız havza
  7. [müzik] Ut, tambur vb. çalgılarının sesi yükselten oyuk ve şişkin parçası
ZENNE

Kelime Kökeni: Farsça zenāne

  1. [isim, eskimiş] Kadın işi
    • "Zenne çorabı."
  2. [tiyatro] Orta oyununda veya Karagöz'de kadın rolüne çıkan erkek oyuncu
VİŞNE

Kelime Kökeni: Bulgarca

  1. [isim, bitki bilimi] Gülgillerden, dalları kırmızımtırak, çiçekleri beyaz renkte, kiraza benzer bir ağaç (Cerasus vulgaris)
  2. Bu ağacın genellikle reçel ve şerbet yapılan, kırmızı renkte ekşimtırak meyvesi; ekşi kiraz
DEFNE

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, bitki bilimi] Defnegillerden, yaprakları güzel kokulu ve yaz kış yeşil olan bir ağaç; develik (II) (Laurus nobilis)
KEFNE

  1. [isim] Çuvaldız veya kalın iğne ile iş işleyen kimsenin eline geçirdiği demirli kayış
KARNE

Kelime Kökeni: Fransızca carnet

  1. [isim, eğitim] İlk ve ortaöğretim öğrencilerine dönem sonlarında okul yönetimleri tarafından verilen ve her dersin başarı durumu ile devam, sağlık, yetenek ve genel gidiş durumlarını gösteren belge
    • "Karnesinde çok fazla zayıfı varsa onunla uygun bir dille konuşunuz." (Mustafa Uslu)
  2. Kişilerin bir haktan yararlanmaları için bir kuruluş tarafından verilen belge
    • "Ekmek karnesi. Vapur karnesi."
HAZNE

Kelime Kökeni: Arapça ḫazīne

  1. [isim] Bakınız hazine
  2. Bakınız depo
    • "Altında ve üstünde cıva dolu iki hazne vardı." (İhsan Oktay Anar)
  3. [eskimiş] Bakınız döl yatağı
KÖHNE

Kelime Kökeni: Farsça kohne

  1. [sıfat] Eskiyip yıpranmış, bakımsız kalmış
    • "Annemin çocukluğundan beri yanından ayırmadığı köhne ciltli, küçük bir Mushaf'ı vardı." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. [mecaz] İçinde yaşanılan zamana göre geride kalmış, eskimiş; çağ dışı
    • "Ben köhne fikirli ihtiyar değilim; benim yaşım ne olursa olsun kafam hep genç, hep yeni şeyleri kabul ediyor, hep batıl fikirlere isyan ediyor." (Halide Edip Adıvar)
VEZNE

Kelime Kökeni: Arapça vezne

  1. [isim] Banka vb. kurum ve kuruluşlarda para alınıp verilen yer
  2. [eskimiş] Bakınız terazi
ŞAHNE

Kelime Kökeni: Arapça şaḥne

  1. [isim, eskimiş] Anadolu ve İran'da devlet kurmuş halklarda devlet görevlisi
FİTNE

Kelime Kökeni: Arapça fitne

  1. [isim] İnsanları birbirine düşürerek oluşturulan kargaşa
    • "Fitneyi bastırmak kolay değil."
  2. [sıfat] Ara bozuculuk yapan
TURNE

Kelime Kökeni: Fransızca tournée

  1. [isim] Bulunduğu yerden başka yerlere gösteri yapmak amacıyla giden tiyatro veya müzik sanatçılarının gezisi
    • "O günlerde Anadolu'ya turneye çıkmak üzere hazırlanıyorduk." (Sait Faik Abasıyanık)
TEŞNE

Kelime Kökeni: Farsça teşne

  1. [sıfat, eskimiş] Susamış
  2. [mecaz] Çok istekli
    • "Ne kadar da teşne imiş askerliğe..." (Haldun Taner)
ABONE

Kelime Kökeni: Fransızca abonné

  1. [isim] Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse; sürdürümcü
    • "Bu derginin üç bin abonesi var."
  2. [sıfat, mecaz] Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse)
ETENE

  1. [isim, anatomi] Bakınız döl eşi
  2. [bitki bilimi] Meyve yaprağında yumurtacıkların bağlı olduğu bölüm
NESNE

  1. [isim] Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey; parça, obje
  2. [dil bilgisi] Geçişli fiili tümleyen, yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç; düz tümleç
    • ""Ali bir kitap almış" cümlesinde "kitap" nesnedir."
  3. [felsefe] Öznenin dışında kalan her konu; obje
    • "Her nesne ve olaya alaycı bir gözle bakmak ilkesinden yola çıkar bu görüş." (Salâh Birsel)
RAHNE

Kelime Kökeni: Farsça raḫne

  1. [isim, eskimiş] Bakınız gedik
    • "Bir taraftan aylık taksiti bütçesinde büyük bir rahne açan bu borcu senelerce ödeye ödeye bitirememiş." (Abdülhak Şinasi Hisar)
AVANE

Kelime Kökeni: Arapça ʿavene

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yardakçı
  2. Bakınız yardımcı
SAHNE

Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥne

  1. [isim] İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer; oyunluk
    • "Tiyatro yönetimi ve sahne düzeni her bakımdan ilkel, çağın koşullarına uygun olarak bozuktu." (Metin And)
  2. Bakınız görüntü
    • "Resim bir av sahnesini canlandırıyordu."
  3. [mecaz] Tanık olunan, gözlenen olay
    • "Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm." (Aka Gündüz)
  4. [mecaz] Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı
    • "Politika sahnesinde adları duyulan kişiler."
  5. [tiyatro] Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri; meclis
    • "Gök Korsan konusunu açtığımda, henüz tasarlama hâlindeyken yazdığım bazı sahneleri okumuştu." (Cahit Uçuk)
EZİNE

  1. [isim] Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü