Sonunda ne olan 5 harfli 22 kelime var. NE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ne olan kelimeler listesine ya da başında ne olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ne Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EN, NE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TEKNE
-
-
[isim]
Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap
- "Bir taş teknenin üstünde doktor Abbas'ın ölüsünü kesti biçti."
-
Sızdırabilir veya sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir veya iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü
-
[denizcilik]
Bir tür küçük deniz taşıtı
- "Sefere kalkacak bir sürü tekne vardı limanda."
-
[denizcilik]
Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü
-
[jeoloji]
Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü; ineç, havza, kemer karşıtı
-
[coğrafya]
Bakınız havza
-
[müzik]
Ut, tambur vb. çalgılarının sesi yükselten oyuk ve şişkin parçası
-
[isim]
Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap
- ZENNE
-
Kelime Kökeni: Farsça zenāne
-
[isim, eskimiş]
Kadın işi
- "Zenne çorabı."
-
[tiyatro]
Orta oyununda veya Karagöz'de kadın rolüne çıkan erkek oyuncu
-
[isim, eskimiş]
Kadın işi
- VİŞNE
-
Kelime Kökeni: Bulgarca
-
[isim, bitki bilimi]
Gülgillerden, dalları kırmızımtırak, çiçekleri beyaz renkte, kiraza benzer bir ağaç (Cerasus vulgaris)
-
Bu ağacın genellikle reçel ve şerbet yapılan, kırmızı renkte ekşimtırak meyvesi; ekşi kiraz
-
[isim, bitki bilimi]
Gülgillerden, dalları kırmızımtırak, çiçekleri beyaz renkte, kiraza benzer bir ağaç (Cerasus vulgaris)
- DEFNE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, bitki bilimi]
Defnegillerden, yaprakları güzel kokulu ve yaz kış yeşil olan bir ağaç; develik (II) (Laurus nobilis)
-
[isim, bitki bilimi]
Defnegillerden, yaprakları güzel kokulu ve yaz kış yeşil olan bir ağaç; develik (II) (Laurus nobilis)
- KEFNE
-
-
[isim]
Çuvaldız veya kalın iğne ile iş işleyen kimsenin eline geçirdiği demirli kayış
-
[isim]
Çuvaldız veya kalın iğne ile iş işleyen kimsenin eline geçirdiği demirli kayış
- KARNE
-
Kelime Kökeni: Fransızca carnet
-
[isim, eğitim]
İlk ve ortaöğretim öğrencilerine dönem sonlarında okul yönetimleri tarafından verilen ve her dersin başarı durumu ile devam, sağlık, yetenek ve genel gidiş durumlarını gösteren belge
- "Karnesinde çok fazla zayıfı varsa onunla uygun bir dille konuşunuz."
-
Kişilerin bir haktan yararlanmaları için bir kuruluş tarafından verilen belge
- "Ekmek karnesi. Vapur karnesi."
-
[isim, eğitim]
İlk ve ortaöğretim öğrencilerine dönem sonlarında okul yönetimleri tarafından verilen ve her dersin başarı durumu ile devam, sağlık, yetenek ve genel gidiş durumlarını gösteren belge
- HAZNE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫazīne
-
[isim]
Bakınız hazine
-
Bakınız depo
- "Altında ve üstünde cıva dolu iki hazne vardı."
-
[eskimiş]
Bakınız döl yatağı
-
[isim]
Bakınız hazine
- KÖHNE
-
Kelime Kökeni: Farsça kohne
-
[sıfat]
Eskiyip yıpranmış, bakımsız kalmış
- "Annemin çocukluğundan beri yanından ayırmadığı köhne ciltli, küçük bir Mushaf'ı vardı."
-
[mecaz]
İçinde yaşanılan zamana göre geride kalmış, eskimiş; çağ dışı
- "Ben köhne fikirli ihtiyar değilim; benim yaşım ne olursa olsun kafam hep genç, hep yeni şeyleri kabul ediyor, hep batıl fikirlere isyan ediyor."
-
[sıfat]
Eskiyip yıpranmış, bakımsız kalmış
- VEZNE
-
Kelime Kökeni: Arapça vezne
-
[isim]
Banka vb. kurum ve kuruluşlarda para alınıp verilen yer
-
[eskimiş]
Bakınız terazi
-
[isim]
Banka vb. kurum ve kuruluşlarda para alınıp verilen yer
- ŞAHNE
-
Kelime Kökeni: Arapça şaḥne
-
[isim, eskimiş]
Anadolu ve İran'da devlet kurmuş halklarda devlet görevlisi
-
[isim, eskimiş]
Anadolu ve İran'da devlet kurmuş halklarda devlet görevlisi
- FİTNE
-
Kelime Kökeni: Arapça fitne
-
[isim]
İnsanları birbirine düşürerek oluşturulan kargaşa
- "Fitneyi bastırmak kolay değil."
-
[sıfat]
Ara bozuculuk yapan
-
[isim]
İnsanları birbirine düşürerek oluşturulan kargaşa
- TURNE
-
Kelime Kökeni: Fransızca tournée
-
[isim]
Bulunduğu yerden başka yerlere gösteri yapmak amacıyla giden tiyatro veya müzik sanatçılarının gezisi
- "O günlerde Anadolu'ya turneye çıkmak üzere hazırlanıyorduk."
-
[isim]
Bulunduğu yerden başka yerlere gösteri yapmak amacıyla giden tiyatro veya müzik sanatçılarının gezisi
- TEŞNE
-
Kelime Kökeni: Farsça teşne
-
[sıfat, eskimiş]
Susamış
-
[mecaz]
Çok istekli
- "Ne kadar da teşne imiş askerliğe..."
-
[sıfat, eskimiş]
Susamış
- ABONE
-
Kelime Kökeni: Fransızca abonné
-
[isim]
Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse; sürdürümcü
- "Bu derginin üç bin abonesi var."
-
[sıfat, mecaz]
Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse)
-
[isim]
Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse; sürdürümcü
- ETENE
-
-
[isim, anatomi]
Bakınız döl eşi
-
[bitki bilimi]
Meyve yaprağında yumurtacıkların bağlı olduğu bölüm
-
[isim, anatomi]
Bakınız döl eşi
- NESNE
-
-
[isim]
Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey; parça, obje
-
[dil bilgisi]
Geçişli fiili tümleyen, yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç; düz tümleç
- ""Ali bir kitap almış" cümlesinde "kitap" nesnedir."
-
[felsefe]
Öznenin dışında kalan her konu; obje
- "Her nesne ve olaya alaycı bir gözle bakmak ilkesinden yola çıkar bu görüş."
-
[isim]
Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey; parça, obje
- RAHNE
-
Kelime Kökeni: Farsça raḫne
-
[isim, eskimiş]
Bakınız gedik
- "Bir taraftan aylık taksiti bütçesinde büyük bir rahne açan bu borcu senelerce ödeye ödeye bitirememiş."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız gedik
- AVANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿavene
- SAHNE
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥne
-
[isim]
İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer; oyunluk
- "Tiyatro yönetimi ve sahne düzeni her bakımdan ilkel, çağın koşullarına uygun olarak bozuktu."
-
Bakınız görüntü
- "Resim bir av sahnesini canlandırıyordu."
-
[mecaz]
Tanık olunan, gözlenen olay
- "Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm."
-
[mecaz]
Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı
- "Politika sahnesinde adları duyulan kişiler."
-
[tiyatro]
Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri; meclis
- "Gök Korsan konusunu açtığımda, henüz tasarlama hâlindeyken yazdığım bazı sahneleri okumuştu."
-
[isim]
İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer; oyunluk
- EZİNE
-
-
[isim]
Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri