Sonunda ne olan 4 harfli 27 kelime var. NE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ne olan kelimeler listesine ya da başında ne olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ne Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E N

2 Harfli Kelimeler

EN, NE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SÜNE

  1. [isim, hayvan bilimi] Yarım kanatlılardan, yumurtalarını ekin yapraklarına bırakan, esmer renkli, zararlı bir böcek (Eurigaster integriceps)
İĞNE

  1. [isim] Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç
    • "Nasıl olduğunu bir göster de usta olduğunu biz de görelim, diyerek misafirin eline, iplik geçirdiği iğneyi tutuşturuverirmiş." (Sâmiha Ayverdi)
  2. Vücuda şırıngayla verilen sıvı ilaç
  3. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü
  4. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları altın veya mücevherli süs eşyası
    • "Aç kaldığı günler oldu, fakat şehzadesinin hediyesi olan elmaslı iğneyi satmayı düşünmedi." (Necip Fazıl Kısakürek)
  5. Bazı araçların ucu sivri parçaları
    • "Pusula iğnesi."
  6. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ
    • "Nedir, toprağa yapışık yaşayan bu küçük hayvanın kendine özgü bir görkemi de vardır öte yandan, öleceğini anlayınca, iğnesini kendisine batırır..." (Yıldız İncesi)
  7. Oltanın ucundaki küçük çengel
  8. [mecaz] Dokunaklı söz
  9. [bitki bilimi] Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık
  10. [tıp] Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç
GİNE

  1. [zarf, ağızlardan] Bakınız yine
HANE

Kelime Kökeni: Farsça ḫāne

  1. [isim] Bakınız ev
  2. Ev halkı
    • "Oğlan iyiydi; becerikli, yumuşak huyluydu ama hanesi kalabalıktı." (Necati Cumalı)
  3. Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri; göz
    • "Dama tahtasında altmış dört hane vardır."
  4. [matematik] Bakınız basamak
  5. [müzik] Klasik Türk müziğinde, peşrev vb. saz parçalarının bölümlerinden her biri
  6. Birleşik kelimelerde "bina, yapı, yer, makam" anlamlarıyla ikinci kelime olarak yer alan bir söz
    • "Balıkhane, yazıhane."
BONE

Kelime Kökeni: Fransızca bonnet

  1. [isim] Düz veya kıvrımlı her çeşit yumuşak kumaş, slikon vb. malzemeden yapılan başlık
DİNE

  1. [isim, ağızlardan] Konaklama yeri
    • "İsmini duyduklarımızın, bildiklerimizin kimi çayımdan, kimi dinemden geçti." (Falih Rıfkı Atay)
ÇİNE

  1. [isim] Aydın iline bağlı ilçelerden biri
KENE

  1. [isim, hayvan bilimi] Koyun, köpek, at vb. hayvanların veya insanların derisinde asalak olarak yaşayan, bulaşıcı hastalıklara neden olan böceklerin genel adı; sakırga
SİNE

Kelime Kökeni: Farsça sīne

  1. [isim] Bakınız göğüs
  2. [mecaz] Bir şeyin içi, derinliği, özü; bağır, gönül, yürek
    • "Hangi semtin eczanesi bu kadar değerli insanı sinesinde toplayabilmiştir?" (Haldun Taner)
    • "Elif kaşlarını çatar / Gamzesi sineme batar" (Karacaoğlan)
İBNE

Kelime Kökeni: Arapça ubne

  1. [isim, kaba konuşmada] Edilgin eş cinsel erkek; homoseksüel
  2. [ünlem, hakaret yollu] Kızgınlıkla söylenen bir sövgü sözü
    • "Bütün kitapçılarda biriktirdiğim hırsımı ve de insanlık tarihinin bu büyük yapıtlarının acısını bu son alçaktan çıkardım: ‘Terbiyeli konuşsana ulan ibne!’ diye bağırdım adama." (Hikmet Temel Akarsu)
DONE

Kelime Kökeni: Fransızca donnée

  1. [isim] Bakınız veri
PANE

Kelime Kökeni: Fransızca pané

  1. [isim] Ekmek kırıntısına bulanarak yapılan kızartma
SONE

Kelime Kökeni: Fransızca sonnet

  1. [isim, edebiyat] İki dörtlü ve iki üçlüden oluşan, on dört dizeli bir Batı şiir türü
NANE

Kelime Kökeni: Arapça naʿnaʿ

  1. [isim, bitki bilimi] Ballıbabagillerden, yaprakları sapsız, çiçekleri beyaz veya menekşe renginde, güzel kokulu, yaprakları baharat olarak kullanılan, çok yıllık ve otsu bir kültür bitkisi (Mentha piperita)
  2. Bu bitkinin kurutulmuş yapraklarından elde edilen baharat
YİNE

  1. [zarf] Bir kez daha; gene, gine
    • "Yine beni unuttu, ağaçlıklar arasına yürüdü." (Ahmet Kabaklı)
  2. Öyle de olsa, öyle olmasına karşılık
  3. Buna rağmen, bununla birlikte
    • "Kocası için saçını süpürge etti yine de yaranamadı." (İsmail Hakkı Baltacıoğlu)
NİNE

  1. [isim] Torunu olan kadın; büyükana, büyükanne, kadınnine, nene
    • "Altmışlık bir ninenin evinde oda tutmuştum." (Aka Gündüz)
  2. Yaşlı kadın
    • "Deminki ihtiyar nine, bu sağlam yapılı Türk evlerini, yerlilerin nasıl yaktıklarını, kendilerini şehirden nasıl kovduklarını bize anlattı." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  3. [ünlem] Yaşlı kadınlar için kullanılan bir seslenme sözü
MİNE

Kelime Kökeni: Farsça mīnā

  1. [isim] Metal eşya üzerine vurulan renkli cam katmanı
  2. Saat kadranı
  3. Dişlerin taç kısmını kaplayan beyaz ve sert doku
  4. [mecaz] İnce ve parlak nakış
DANE

Kelime Kökeni: Farsça dāne

  1. [isim] Bakınız kuş yemi
AKNE

Kelime Kökeni: Fransızca acné

  1. [isim, tıp] Yağ bezlerinin deri üzerinde oluşturduğu iltihaplı sivilce
TANE

Kelime Kökeni: Farsça dāne

  1. [isim] Herhangi bir sayıda olan şey; adet, kıta, parça, pare
  2. Bazı bitkilerin tohumu
    • "İşçiler buğdayı savurmakta ve taneyi samandan ayırmaktadır." (Necip Fazıl Kısakürek)
  3. [bitki bilimi] Çekirdekli küçük meyve
    • "Üzüm tanesi. Nar tanesi."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü