Başında ne olan 6 harfli 40 kelime var. Ne ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ne olan kelimeler listesine ya da sonu ne ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ne bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ne Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EN, NE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- NEŞİDE
-
Kelime Kökeni: Arapça neşīde
-
[isim, eskimiş]
Bir toplulukta okunmaya değer şiir
- "Neşidesini okurken birdenbire bir açılışı, bir derinleşmesi vardır."
-
Atasözü gibi kullanılan beyit veya dize
-
[isim, eskimiş]
Bir toplulukta okunmaya değer şiir
- NEYMİŞ
-
-
söylendiğine göre, güya
- "Neymiş? Projenin sahibi oymuş!"
-
söylendiğine göre, güya
- NEPTÜN
-
Kelime Kökeni: Fransızca néptune
-
[isim]
Güneş'e yakınlık bakımından sekizinci olan gezegen
-
[isim]
Güneş'e yakınlık bakımından sekizinci olan gezegen
- NEREYE
-
-
[zarf]
Hangi yere?
- "Bu kadar insan bir anda nereye kaybolabilir."
-
[zarf]
Hangi yere?
- NEKAİS
-
Kelime Kökeni: Arapça neḳāʾiṣ
-
[eskimiş]
Noksanlıklar
-
[eskimiş]
Noksanlıklar
- NEDİME
-
Kelime Kökeni: Arapça nedīme
-
[isim]
Gelinin düğün sırasında ihtiyaçlarını karşılamak üzere yanında bulunan yakın kız veya kadın arkadaşı
-
[eskimiş]
Hanım sultanın, yüksek makamda bulunan kadınların yardımcısı olan hanım
- "O gün, kraliçe uyanmadan, nedimelerden biri sessiz adımlarla içeri girmiş ve korka korka yatağın başucuna kadar yürümüştü."
-
[isim]
Gelinin düğün sırasında ihtiyaçlarını karşılamak üzere yanında bulunan yakın kız veya kadın arkadaşı
- NEBATİ
-
Kelime Kökeni: Arapça nebātī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız bitkisel
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız bitkisel
- NEŞREN
-
Kelime Kökeni: Arapça neşren
-
[zarf, eskimiş]
Yayım yoluyla
-
[zarf, eskimiş]
Yayım yoluyla
- NEMRUT
-
Kelime Kökeni: Arapça nemrūd
-
[sıfat]
Yüzü gülmeyen
-
Acımaz, can yakıcı
- "Bu adam bir aralık eşkıyalık yapmış çok nemrut bir herif."
-
Aksi, huysuz
-
[sıfat]
Yüzü gülmeyen
- NESREN
-
Kelime Kökeni: Arapça nes̱ren
-
[zarf, eskimiş]
Nesir olarak, düzyazı olarak
-
[zarf, eskimiş]
Nesir olarak, düzyazı olarak
- NERGİS
-
Kelime Kökeni: Farsça nergis
-
[isim, bitki bilimi]
Nergisgillerden, bazı türlerinde beyaz, bazılarında sarı renkte olan çiçekleri ayrı veya bir kök sap üzerinde şemsiye durumunda, açılmadan önce bir yenle örtülü bulunan, 20-80 santimetre yüksekliğinde, soğanlı bir süs bitkisi (Narcissus)
-
[isim, bitki bilimi]
Nergisgillerden, bazı türlerinde beyaz, bazılarında sarı renkte olan çiçekleri ayrı veya bir kök sap üzerinde şemsiye durumunda, açılmadan önce bir yenle örtülü bulunan, 20-80 santimetre yüksekliğinde, soğanlı bir süs bitkisi (Narcissus)
- NEBEVİ
-
Kelime Kökeni: Arapça nebevī
-
[sıfat]
Peygamberle ilgili, peygambere ilişkin
-
[sıfat]
Peygamberle ilgili, peygambere ilişkin
- NEVTON
-
Kelime Kökeni: İngilizce newton
-
[isim, fizik]
Uluslararası birim sisteminde, kütlesi 1 kilogram olan cisme saniye karede 1 metrelik bir ivme veren güç birimi
-
[isim, fizik]
Uluslararası birim sisteminde, kütlesi 1 kilogram olan cisme saniye karede 1 metrelik bir ivme veren güç birimi
- NEBBAŞ
-
Kelime Kökeni: Arapça nebbāş
-
[isim, eskimiş]
Bakınız mezar soyguncusu
-
[isim, eskimiş]
Bakınız mezar soyguncusu
- NEFRET
-
Kelime Kökeni: Arapça nefret
-
[isim]
Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu
-
Bakınız tiksinme
- "Şimdi bu satırlarımı hiddetle, nefretle, iç bulantısı ile yazıyorum."
-
[isim]
Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu
- NEFRİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca nephrite
-
[isim, tıp]
Böbrekte görülen iltihap
-
[isim, tıp]
Böbrekte görülen iltihap
- NEŞTER
-
Kelime Kökeni: Farsça nīşter
-
[isim, tıp]
Cerrahide kesme işlemlerinde kullanılan bıçak; bisturi
-
[isim, tıp]
Cerrahide kesme işlemlerinde kullanılan bıçak; bisturi
- NESNEL
-
-
[sıfat]
Nesne ile ilgili, nesneye ilişkin; objektif, öznel karşıtı
-
[mecaz]
Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren; objektif
-
[felsefe]
Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan, objektif
-
[sıfat]
Nesne ile ilgili, nesneye ilişkin; objektif, öznel karşıtı
- NERVÜR
-
Kelime Kökeni: Fransızca nervure
-
[isim]
Bir veya iki milimlik pile
-
Direnci artıran çıkıntı
- "Bazı demirlerin üzerinde nervür vardır."
-
[isim]
Bir veya iki milimlik pile
- NETLİK
-
-
[isim]
Net olma durumu
- "Ferit gözlerini açınca evvela etrafı görüşündeki netliğin verdiği hayret içinde Vafi Bey'in açık yeşil gözlerindeki berrak huzurla karşılaştı."
-
[isim]
Net olma durumu