Sonunda nde olan 36 kelime var. NDE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde nde olan kelimeler listesine ya da başında nde olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

MUVACEHESİNDE

12 Harfli Kelimeler

RADDELERİNDE

11 Harfli Kelimeler

BALIKETİNDE, BERABERİNDE, ELİBÖĞRÜNDE, MESABESİNDE, NİHAYETİNDE

10 Harfli Kelimeler

ELİBELİNDE

9 Harfli Kelimeler

ELİMSENDE, PERAKENDE, SAYESİNDE

8 Harfli Kelimeler

AKABİNDE, BEYNİNDE, KENDİNDE, NEZDİNDE, SAATİNDE, ÜZERİNDE, VAKTİNDE

7 Harfli Kelimeler

DARENDE, GEÇENDE, GÖZÜNDE, HANENDE, İNDİNDE, ÖĞLENDE, PERENDE, PEŞİNDE, SAZENDE, YERİNDE, YAOUNDE

6 Harfli Kelimeler

İÇİNDE

5 Harfli Kelimeler

BENDE, GÜNDE, HANDE, KÜNDE, RENDE, ZİNDE


Kelime bulma makinesi

D E N Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

DE, EN, NE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MUVACEHESİNDE

  1. [zarf] Bir durum karşısında

RADDELERİNDE

  1. [zarf] Sularında
    • "Ertesi sabah on iki raddelerinde kalkılır ve beyler iki buçuğa, üçe doğru işlerine giderlerdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)

ELİBÖĞRÜNDE

  1. [isim] Ahşap yapılarda çıkmaların altına eğik ve aralıklı olarak konulan ahşap destek
  2. Halı ve kilimlerde kullanılan eski bir motif türü, elibelinde

NİHAYETİNDE

  1. [zarf] Sonunda

MESABESİNDE

  1. [zarf] Yerinde, değerinde, hükmünde
    • "Bu davetler, âdeta, diplomasi tarikatının ayinleri mesabesindedir." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

BALIKETİNDE

  1. [sıfat] Ne şişman ne zayıf olan (kadın)
    • "Bu, balıketinde, kumral ve genç bir hanımdı." (Ömer Seyfettin)

BERABERİNDE

  1. [zarf] Yanında
    • "Beraberinde arkadaşını da getirdi."

ELİBELİNDE

  1. [isim] Halı ve kilimlere yapılan, ellerini beline koymuş insan figürünü andıran bir tür motif

PERAKENDE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] Malların teker teker veya birkaç parça durumunda azar azar satılmasına dayanan (satış biçimi), toptan karşıtı
  2. Bu biçimde alınan veya satılan
  3. Düzenli olmayan, ayrı ayrı, dağınık, perişan
    • "Geçen gün İzmir sokaklarında perakende bir askere tesadüf etmişler." (Falih Rıfkı Atay)

ELİMSENDE

  1. [isim] Çocukların birbirine el değdirerek diğer arkadaşını ebe yapma amacıyla oynadıkları bir oyun

SAYESİNDE

  1. [zarf] Bir şeyden dolayı, sebebiyle, yardımıyla
    • "Çocuk öğrenmişse, ne yapmışsa Ramazan'ın sayesinde yapmıştı." (Halide Edip Adıvar)
    • "Sayende sayeban olduk İstanbul şehri / Sayende sebil olduk, aç kaldık, sefil olduk." (Atilla İlhan)

NEZDİNDE

  1. [zarf] Yanında, huzurunda, gözetiminde

BEYNİNDE

  1. [zarf] Arasında
    • "Bu ölçüler halk lisanında döner, halk beyninde görüşülür." (Burhan Felek)

AKABİNDE

  1. [zarf] Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından
    • "Kulağı iki kesik tırnak kıskacına aldıktan sonra başı şiddetle sağa sola sarsar, akabinde yanaklarda patlayan iki şimşek alevi gözlerden çıkar." (Ahmet Rasim)

SAATİNDE

  1. [zarf] Önceden belirlenen, düşünülen vakitte

VAKTİNDE

  1. [zarf] Önceden belirlenen, düşünülen vakitte
    • "Geceyi geçireceğimiz kaza merkezine vaktinde yetişmemiz şüpheye giriyor." (Reşat Nuri Güntekin)

KENDİNDE

  1. [isim] Nesnenin doğal varlığı, durumu

ÜZERİNDE

  1. [zarf] Üstünde
    • "Donanan minareler sanki yolun üzerinde yakılan meşalelerdir." (Ruşen Eşref Ünaydın)
    • "Klasik yazarlarımızın yapıtları üzerinde durmak, hepimiz için bir görev." (Selim İleri)
    • "Hasılı ne yaptı yaptı, elektrikli süpürge üzerinde kaldı." (Haldun Taner)
  2. ... ile ilgili, üzerine
    • "Hacı Ömer'in hatırı için gecelerce başımı soğuk su ile ıslatarak kitaplar üzerinde çalıştım." (Reşat Nuri Güntekin)

İNDİNDE

  1. [zarf] Bir kimseye göre
    • "Onun indinde varlığın, dirliğin, bir kara mangır kadar dahi hükmü olmadığını bilirlerdi." (Samiha Ayverdi)
  2. Yanında

GÖZÜNDE

  1. (o kimseye) göre
    • "İşkembe ayıklamaktan, bulaşık yıkamaktan göz açamıyordum." (Orhan Kemal)
    • "Daha ileride denizin yüzünü birdenbire allak bullak eden akıntıya benzer bir çırpıntı oluyor, bu çırpıntı göz açıp kapayıncaya kadar kesiliyor." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Göz alabildiğine uzanan yeşil tepelerin, ruha ferahlık veren bir munis enginliği vardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Kocakarı yöntemlerine inanmayı göz ardı ettiğini söyleyemezdim." (Ayşe Kulin)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü