Sonunda nar olan 5 harfli 5 kelime var. NAR ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde nar olan kelimeler listesine ya da başında nar olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Nar Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A N R
3 Harfli Kelimeler
NAR
2 Harfli Kelimeler
AN, AR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DİNAR
-
Kelime Kökeni: Arapça dīnār
-
[isim]
Bahreyn, Cezayir, Irak, Karadağ, Kuveyt, Libya, Sırbistan, Tunus ve Ürdün'ün para birimi
-
Eski Yugoslavya'nın para birimi
-
[eskimiş]
Altın liranın yaklaşık dörtte biri değerinde olan eski bir para
-
[isim]
Bahreyn, Cezayir, Irak, Karadağ, Kuveyt, Libya, Sırbistan, Tunus ve Ürdün'ün para birimi
- ÇINAR
-
Kelime Kökeni: Farsça çenār
-
[isim, bitki bilimi]
İki çeneklilerden, 30 metreye kadar uzayabilen, gövdesi kalın, uzun ömürlü, geniş yapraklı bir ağaç (Platanus)
- "O deha öyle toplamış ki bizi / Yedi yüz yıl süren hikâyemizi / Dinlemiş ihtiyar çınarlardan"
-
[isim, bitki bilimi]
İki çeneklilerden, 30 metreye kadar uzayabilen, gövdesi kalın, uzun ömürlü, geniş yapraklı bir ağaç (Platanus)
- KENAR
-
Kelime Kökeni: Farsça kenār
-
[isim]
Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını; yaka, cidar, lep
- "O sırada karşı taraçadaki kadın elinde pirinç tası olduğu hâlde taraçanın kenarına kadar geldi."
-
Bir şeyi çevreleyen çizgi
-
Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri
- "Bu mendilin kenarı ötekinden daha sade."
-
Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer
- "Ağır, ihtiyar misafirler kenarda bir odadan çıktılar."
-
Bakınız yan
-
[matematik]
Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri
- "Bir üçgenin kenarları."
-
[isim]
Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını; yaka, cidar, lep
- PINAR
-
-
[isim]
Yerden kaynayarak çıkan su; bulak, göze
- "En boğucu gününde bu alevden ülkenin / Bir pınar çağlayışı vardı sözünde senin"
-
Bakınız kaynak (I)
-
Bakınız çeşme
- "Evlerinin önü çatal pınarlar / İçerler suyunu beni anarlar"
-
[isim]
Yerden kaynayarak çıkan su; bulak, göze
- SONAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca sonar
-
[isim]
Batmış olan nesnenin, yüzeye yakın balıkların yerini ve durumunu yansılanan ses dalgalarıyla belirleyen sistem
-
Bu sistemden yararlanılarak yapılmış, denizaltılarda kullanılan cihaz
-
[isim]
Batmış olan nesnenin, yüzeye yakın balıkların yerini ve durumunu yansılanan ses dalgalarıyla belirleyen sistem