Başında na olan 6 harfli 40 kelime var. Na ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde na olan kelimeler listesine ya da sonu na ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında na bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Na Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A N

2 Harfli Kelimeler

AN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

NAKKAŞ

Kelime Kökeni: Arapça naḳḳāş

  1. [isim] Yapıların duvar ve tavanlarına birtakım resim veya şekillerle süslemeler yapan usta; bezekçi
    • "Fırçayı tutamıyor parmakları nakkaşın / Mermeri oymaz oldu eli heykeltıraşın" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. [eskimiş] Bakınız nakışçı
NAPALM

Kelime Kökeni: Fransızca napalm

  1. [isim, kimya] Yangın bombalarının doldurulmasında kullanılan, alüminyum veya sodyum palmitatla kıvamlaştırılmış madde
NAMECİ

  1. [isim, eskimiş] Mektup yazan kimse
NAKDEN

Kelime Kökeni: Arapça naḳden

  1. [zarf] Para olarak
    • "Karı koca üç senede bir apartman, bir konak ve nakden altmış beş bin lira yediler." (Nâzım Hikmet)
  2. Peşin olarak
NARENÇ

Kelime Kökeni: Farsça nārenc

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız turunç
NAYLON

Kelime Kökeni: Fransızca nylon

  1. [isim] Dayanıklı ve esnek döküm maddesi
    • "Geç saatlere kadar çöpten toplayacakları demirleri, şişeleri, naylonları nasıl satacaklarını konuştular." (Lâtife Tekin)
  2. [sıfat] Bu maddeden yapılan
    • "Plastik deyince bu devirde birtakım naylon eşya, şu bu geliyor hatıra." (Necip Fazıl Kısakürek)
  3. [sıfat, mecaz] Düzme, düzmece, sahte
NARVAL

Kelime Kökeni: (Danca nahrval sözlerinin kısaltılmış biçimi)

  1. [isim, hayvan bilimi] Atlas Okyanusu'nun Antartika bölgesinde yaşayan bir tür balina; nar balinası (Monodon monoceros)
NAKZEN

Kelime Kökeni: Arapça naḳżen

  1. [zarf, eskimiş] Bozarak
    • "İşte artık teşrinievveli beklemek lazımdır. O vakte kadar temyizden nakzen gelir ise âlâ, gelmez ise af veya tecili bekleyeceğiz." (Sabahattin Ali)
NAMZET

Kelime Kökeni: Farsça nāmzed

  1. [isim] Bakınız aday
    • "Bana göre masal dinlemeyen bir çocuk çok bedbaht bir insan olmaya namzet bir insandır." (Asaf Halet Çelebi)
  2. [ağızlardan] Sözlü, yavuklu
NAZİRE

Kelime Kökeni: Arapça naẓīre

  1. [isim] Karşılık olarak, benzetilerek yapılan davranış, söz
  2. [edebiyat] Başka bir manzume örnek alınarak aynı ölçü ve aynı uyakla yazılan şiir
    • "Yahya Kemal'e bayılıyor, boş zamanlarında onun rubailerine nazireler yazmaya çalışıyordu." (Haldun Taner)
NANKÖR

Kelime Kökeni: Farsça nānkūr

  1. [sıfat] Bakınız iyilikbilmez
    • "Nankörler! Yediğiniz ekmek boğazınızda dursun." (Halikarnas Balıkçısı)
NARMAN

  1. [isim] Erzurum iline bağlı ilçelerden biri
NASSAU

  1. [isim] Bahamalar'ın başkenti
NASFET

Kelime Kökeni: Arapça naṣfet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız hakkaniyet
    • "Nasfet ve merhamet dilenmek gibi bir prensip yoktur. Türk milleti, Türkiye'nin müstakbel çocukları, bunu, bir an hatırdan çıkarmamalıdırlar." (Atatürk)
NADİDE

Kelime Kökeni: Farsça nādīde

  1. [sıfat] Az görülür, görülmedik, seyrek görülen
    • "El işi olmasına rağmen el değmeden yapılmış hissini veren bu nadide sanat eserine hayrandı." (Cahit Uçuk)
NAFİLE

Kelime Kökeni: Arapça nāfile

  1. [sıfat] Bakınız yararsız
    • "Delikanlı çağımızdaki cevher / Yalvarmak, yakarmak nafile bugün" (Cahit Sıtkı Tarancı)
  2. [zarf] Bakınız boşuna
    • "Avukata söyle, nafile beklemesin." (Refik Halit Karay)
  3. [isim, din bilimi] Bir kimsenin dinen zorunlu olmadığı hâlde yalnızca Allah rızasını kazanmak amacıyla farz dışında kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve yaptığı her türlü hayırlı iş ve davranış
NALBUR

Kelime Kökeni: Arapça naʿl + Farsça -ber

  1. [isim] At nalı yapan demirci
  2. Çivi, kilit, menteşe gibi yapı işlerinde kullanılan şeyleri satan kimse
NARKOZ

Kelime Kökeni: Fransızca narcose

  1. [isim, tıp] Ameliyat yapmak için duyu, hareket ve bilincin uyuşturulması için ekseriya solunum yoluyla verilen anestezik madde
    • "Bir insan narkoz almadan, kesilip biçilecek yerini uyuşturmadan kendini kendi eliyle ameliyat eder." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Ameliyat yapmak için duyu, hareket ve bilincin ekseriya solunum yoluyla anestezik madde verilerek uyuşturulması
NAKİSA

Kelime Kökeni: Arapça naḳīṣa

  1. [isim, eskimiş] Bakınız eksiklik
NAMDAR

Kelime Kökeni: Farsça nāmdār

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız ünlü
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü