Başında na olan 5 harfli 56 kelime var. Na ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde na olan kelimeler listesine ya da sonu na ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında na bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Na Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- NAKDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça naḳdī
-
[sıfat]
Bakınız parasal
- "Ve bu nakdî fedakârlıkların yekûnuyla, dört beş aile rahat rahat geçinebilirdi."
-
[sıfat]
Bakınız parasal
- NAZİK
-
Kelime Kökeni: Farsça nāzuk
-
[sıfat]
Başkalarına karşı saygılı davranan
- "Vesime, hakikaten talihli kızmış, Remzi Bey biraz fazla saf olmakla beraber çok temiz ve nazik bir çocuk..."
-
İnce yapılı, narin
- "Kadın fevkalade nazik ve güzel, çocuklar oya gibi idiler."
-
Özen, dikkat gösterilmezse kırılabilen, bozulabilen, kötüleşebilen
- "Nazik bir bitki."
-
Gerekli önlemler alınmadığında daha kötü olan; kritik
- "Şimdi devleti tehlikeden kurtaracak pek nazik zamandır."
-
Dikkat isteyen, özen gerektiren; tetik (II)
- "Rica ederim gülmeyiniz, iş pek naziktir, şaka götürmez."
-
[sıfat]
Başkalarına karşı saygılı davranan
- NALÇA
-
Kelime Kökeni: Arapça naʿl + Farsça -çe
-
[isim]
Ayakkabıların altına çakılan demir
- "Daha on yıl öncesine kadar ayakkabı ökçelerine nalça çaktırmak moda idi."
-
Bakınız nal
-
[isim]
Ayakkabıların altına çakılan demir
- NASİR
-
Kelime Kökeni: Arapça nās̱ir
-
[isim, eskimiş]
Nesir yazan, nesir ustası
- "Başlıca şair ve nasirleri tamamıyla öğrenmek için külliyat okumak merakına düştüm."
-
[isim, eskimiş]
Nesir yazan, nesir ustası
- NAZIR
-
Kelime Kökeni: Arapça nāẓir
-
[sıfat]
Bir yere doğru bakan (ev, oda vb.)
- "Küçük fakat çok şirin bir oda, gölgelik, denize nazır."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız bakan
- "Eski nazırlardan birisine ilk defa burada rastladım."
-
[sıfat]
Bir yere doğru bakan (ev, oda vb.)
- NASİP
-
Kelime Kökeni: Arapça naṣīb
-
[isim]
Birinin payına düşen şey
-
Bir kimsenin elde edebildiği, sahip olabildiği şey
- "Türk'e ve Türk vatanına bir kurtuluş nasip ise onu gene Mehmetçiklerden beklemeliyiz."
-
Bakınız kısmet
- "Her insanın bu yaşlardaki nasibi yalnızlıktır."
-
Günlük kazanç
-
[isim]
Birinin payına düşen şey
- NAZİL
-
Kelime Kökeni: Arapça nāzil
-
[sıfat, eskimiş]
İnen, inmiş
-
Konaklayan
-
[sıfat, eskimiş]
İnen, inmiş
- NANİK
-
-
[isim]
Başparmağı buruna değdirip öteki parmakları açarak ve sallayarak yapılan alay işareti
-
[isim]
Başparmağı buruna değdirip öteki parmakları açarak ve sallayarak yapılan alay işareti
- NALIN
-
Kelime Kökeni: Arapça naʿleyn
-
[isim]
Bakınız takunya
- "Çarşı hamamlarındaki nalınlar da boy boymuş."
-
[isim]
Bakınız takunya
- NAĞME
-
Kelime Kökeni: Arapça naġme
-
[isim]
Güzel, uyumlu ses, ezgi, melodi
- "Boyuna Arapçayı andırır bir nağme mırıldanıyor."
-
[müzik]
Bakınız ezgi
- "Berrak bir nesim ile ürperdi gölgeler / Yıldızlar eski demlere bir nağme besteler"
-
[mecaz]
Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği söz
-
[isim]
Güzel, uyumlu ses, ezgi, melodi
- NAZLI
-
-
[sıfat]
Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen; nazende, nazenin
- "Nazlı mı nazlı, süzüm süzüm süzülen bir kız çocuğuydu."
-
Özen isteyen; nazik
-
Sağlığını, dayanıklılığını çabuk yitiren
-
[zarf]
Üstüne titrenilerek, değer verilerek
- "Ben çocukluğumdan beri gayet nazlı büyüdüm."
-
[sıfat]
Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen; nazende, nazenin
- NAZAR
-
Kelime Kökeni: Arapça naẓar
-
[isim]
Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında insanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk; göz
-
[eskimiş]
Bakış, bakma, göz atma
- "İlk nazarda mağrur, azametli tesirini veriyor."
-
[isim]
Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında insanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk; göz
- NAÇAR
-
Kelime Kökeni: Farsça nāçār
-
[sıfat]
Çaresi olmayan; çaresiz
-
Zavallı, düşkün
-
[sıfat]
Çaresi olmayan; çaresiz
- NATÜR
-
Kelime Kökeni: Fransızca nature
-
[isim]
Bakınız doğa
-
[isim]
Bakınız doğa
- NAFİA
-
Kelime Kökeni: Arapça nāfiʿa
-
[isim, eskimiş]
Bir yeri bayındır duruma getirmek için yapılan işlerin tamamı, bayındırlık işleri
-
[isim, eskimiş]
Bir yeri bayındır duruma getirmek için yapılan işlerin tamamı, bayındırlık işleri
- NAÇİZ
-
Kelime Kökeni: Farsça nāçīz
-
[sıfat]
Değersiz, önemsiz olan
- "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."
-
[sıfat]
Değersiz, önemsiz olan
- NAHİV
-
Kelime Kökeni: Arapça naḥv
-
[isim, eskimiş, dil bilgisi]
Bakınız cümle bilgisi
-
[isim, eskimiş, dil bilgisi]
Bakınız cümle bilgisi
- NAFİZ
-
Kelime Kökeni: Arapça nāfiẕ
-
[sıfat, eskimiş]
Delip geçen
-
İçe işleyen
-
[mecaz]
Sözü geçen, etkili olan
-
[sıfat, eskimiş]
Delip geçen
- NATUK
-
Kelime Kökeni: Arapça naṭūḳ
-
[sıfat, eskimiş]
Düzgün, güzel ve kolaylıkla söz söyleyen
-
[sıfat, eskimiş]
Düzgün, güzel ve kolaylıkla söz söyleyen
- NAZAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca nasal
-
[sıfat, dil bilgisi]
Bakınız genizsil
-
[sıfat, dil bilgisi]
Bakınız genizsil