Başında na olan 5 harfli 56 kelime var. Na ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde na olan kelimeler listesine ya da sonu na ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında na bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Na Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A N

2 Harfli Kelimeler

AN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

NAKDİ

Kelime Kökeni: Arapça naḳdī

  1. [sıfat] Bakınız parasal
    • "Ve bu nakdî fedakârlıkların yekûnuyla, dört beş aile rahat rahat geçinebilirdi." (Nâzım Hikmet)
NAZİK

Kelime Kökeni: Farsça nāzuk

  1. [sıfat] Başkalarına karşı saygılı davranan
    • "Vesime, hakikaten talihli kızmış, Remzi Bey biraz fazla saf olmakla beraber çok temiz ve nazik bir çocuk..." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. İnce yapılı, narin
    • "Kadın fevkalade nazik ve güzel, çocuklar oya gibi idiler." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Özen, dikkat gösterilmezse kırılabilen, bozulabilen, kötüleşebilen
    • "Nazik bir bitki."
  4. Gerekli önlemler alınmadığında daha kötü olan; kritik
    • "Şimdi devleti tehlikeden kurtaracak pek nazik zamandır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  5. Dikkat isteyen, özen gerektiren; tetik (II)
    • "Rica ederim gülmeyiniz, iş pek naziktir, şaka götürmez." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
NALÇA

Kelime Kökeni: Arapça naʿl + Farsça -çe

  1. [isim] Ayakkabıların altına çakılan demir
    • "Daha on yıl öncesine kadar ayakkabı ökçelerine nalça çaktırmak moda idi." (İskender Pala)
  2. Bakınız nal
NASİR

Kelime Kökeni: Arapça nās̱ir

  1. [isim, eskimiş] Nesir yazan, nesir ustası
    • "Başlıca şair ve nasirleri tamamıyla öğrenmek için külliyat okumak merakına düştüm." (Yahya Kemal Beyatlı)
NAZIR

Kelime Kökeni: Arapça nāẓir

  1. [sıfat] Bir yere doğru bakan (ev, oda vb.)
    • "Küçük fakat çok şirin bir oda, gölgelik, denize nazır." (Haldun Taner)
  2. [isim, eskimiş] Bakınız bakan
    • "Eski nazırlardan birisine ilk defa burada rastladım." (Aka Gündüz)
NASİP

Kelime Kökeni: Arapça naṣīb

  1. [isim] Birinin payına düşen şey
  2. Bir kimsenin elde edebildiği, sahip olabildiği şey
    • "Türk'e ve Türk vatanına bir kurtuluş nasip ise onu gene Mehmetçiklerden beklemeliyiz." (Aka Gündüz)
  3. Bakınız kısmet
    • "Her insanın bu yaşlardaki nasibi yalnızlıktır." (Ahmet Muhip Dıranas)
  4. Günlük kazanç
NAZİL

Kelime Kökeni: Arapça nāzil

  1. [sıfat, eskimiş] İnen, inmiş
  2. Konaklayan
NANİK

  1. [isim] Başparmağı buruna değdirip öteki parmakları açarak ve sallayarak yapılan alay işareti
NALIN

Kelime Kökeni: Arapça naʿleyn

  1. [isim] Bakınız takunya
    • "Çarşı hamamlarındaki nalınlar da boy boymuş." (Salâh Birsel)
NAĞME

Kelime Kökeni: Arapça naġme

  1. [isim] Güzel, uyumlu ses, ezgi, melodi
    • "Boyuna Arapçayı andırır bir nağme mırıldanıyor." (Sermet Muhtar Alus)
  2. [müzik] Bakınız ezgi
    • "Berrak bir nesim ile ürperdi gölgeler / Yıldızlar eski demlere bir nağme besteler" (Enis Behiç Koryürek)
  3. [mecaz] Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği söz
NAZLI

  1. [sıfat] Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen; nazende, nazenin
    • "Nazlı mı nazlı, süzüm süzüm süzülen bir kız çocuğuydu." (Tarık Buğra)
  2. Özen isteyen; nazik
  3. Sağlığını, dayanıklılığını çabuk yitiren
  4. [zarf] Üstüne titrenilerek, değer verilerek
    • "Ben çocukluğumdan beri gayet nazlı büyüdüm." (Peyami Safa)
NAZAR

Kelime Kökeni: Arapça naẓar

  1. [isim] Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında insanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk; göz
  2. [eskimiş] Bakış, bakma, göz atma
    • "İlk nazarda mağrur, azametli tesirini veriyor." (Sermet Muhtar Alus)
NAÇAR

Kelime Kökeni: Farsça nāçār

  1. [sıfat] Çaresi olmayan; çaresiz
  2. Zavallı, düşkün
NATÜR

Kelime Kökeni: Fransızca nature

  1. [isim] Bakınız doğa
NAFİA

Kelime Kökeni: Arapça nāfiʿa

  1. [isim, eskimiş] Bir yeri bayındır duruma getirmek için yapılan işlerin tamamı, bayındırlık işleri
NAÇİZ

Kelime Kökeni: Farsça nāçīz

  1. [sıfat] Değersiz, önemsiz olan
    • "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." (Atatürk)
NAHİV

Kelime Kökeni: Arapça naḥv

  1. [isim, eskimiş, dil bilgisi] Bakınız cümle bilgisi
NAFİZ

Kelime Kökeni: Arapça nāfiẕ

  1. [sıfat, eskimiş] Delip geçen
  2. İçe işleyen
  3. [mecaz] Sözü geçen, etkili olan
NATUK

Kelime Kökeni: Arapça naṭūḳ

  1. [sıfat, eskimiş] Düzgün, güzel ve kolaylıkla söz söyleyen
NAZAL

Kelime Kökeni: Fransızca nasal

  1. [sıfat, dil bilgisi] Bakınız genizsil
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü