Başında n olan 5 harfli 144 kelime var. N harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde n harfi olan kelimeler listesine ya da sonu n harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında n bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- NESİH
-
Kelime Kökeni: Arapça nesḫ
-
[isim, eskimiş]
Kaldırma, hükümsüz bırakma
-
Arap harflerinin, basımda ve yazma kitaplarda en çok kullanılan türü
-
[isim, eskimiş]
Kaldırma, hükümsüz bırakma
- NEDEN
-
-
[zarf]
Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; ne
- "Biz Şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz?"
-
[isim]
Bakınız sebep
- "İzmir'in işgali faciası, özel nedenlerden onu ayrıca ilgilendiriyor."
-
Bakınız niçin
-
[felsefe]
Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey; sebep, illet
-
[zarf]
Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; ne
- NEPAL
-
-
[isim]
Himalayalar'da, Hindistan ile Çin arasında bir ülke; başkenti Katmandu
-
[isim]
Himalayalar'da, Hindistan ile Çin arasında bir ülke; başkenti Katmandu
- NİSAİ
-
Kelime Kökeni: Arapça nisāʾī
-
[sıfat, eskimiş]
Kadınla ilgili
- "Nisai hastalık."
-
Kadın hastalıkları ile ilgili
-
Bakınız kadınsı
-
[sıfat, eskimiş]
Kadınla ilgili
- NEZİR
-
Kelime Kökeni: Arapça neẕr
-
[isim, eskimiş]
Bakınız adak
- "Yerden bir avuç saman aldı, ellerinin arasında bir nezri yerine getirir gibi ovuşturup havaya üfledi."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız adak
- NAMLI
-
-
[sıfat]
Bakınız ünlü
- "Namlı, şanlı, iri yarı bir delikanlının buncacık kıza âşık olması ne demekti?"
-
[sıfat]
Bakınız ünlü
- NİNNİ
-
-
[isim]
Bebeklerin uyumasına yardımcı olmak için söylenen türkü
- "Gırç gırç bir beşik sallanıyor, kalın, uzun bir kadın sesi ninni söylüyordu."
-
[ünlem]
Bu türkülerin sonunda tekrarlanan söz
- "Uyusun da büyüsün ninni!"
-
[isim]
Bebeklerin uyumasına yardımcı olmak için söylenen türkü
- NİSPİ
-
Kelime Kökeni: Arapça nisbī
-
[sıfat]
Birbirine göre (olan), önceki duruma göre
- "Özel hukuk alanında kesin hükmün kural olarak sadece nispi bir bağlayıcılığı vardır."
-
[eskimiş, felsefe]
Bakınız bağıntılı
- "Zenginlik, fukaralık nispi durumlardır."
-
[sıfat]
Birbirine göre (olan), önceki duruma göre
- NEZİH
-
Kelime Kökeni: Arapça nezīh
-
[sıfat]
Kötülüklerden uzak, temiz, şık (yer, ortam)
-
Kötülükten, kabalıktan uzak olan (kimse)
- "Bununla beraber sitemleri ve tarizleri onunkilerden çok daha ince ve nezihtir."
-
Temiz ahlaklı
-
[sıfat]
Kötülüklerden uzak, temiz, şık (yer, ortam)
- NISIF
-
Kelime Kökeni: Arapça niṣf
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yarı
- "Ortadan ayrılan bir bölmeyle de diğer nısfında Bora Reis yatıyordu."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yarı
- NAHİV
-
Kelime Kökeni: Arapça naḥv
-
[isim, eskimiş, dil bilgisi]
Bakınız cümle bilgisi
-
[isim, eskimiş, dil bilgisi]
Bakınız cümle bilgisi
- NUBUK
-
Kelime Kökeni: İngilizce nubuck
-
[isim]
Yüzeyi zımparalanarak kadifemsi bir görünüm verilmiş sığır derisi
-
[isim]
Yüzeyi zımparalanarak kadifemsi bir görünüm verilmiş sığır derisi
- NEZİF
-
Kelime Kökeni: Arapça nezf
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kanama
- "Bu şiddetli nezfin önüne geçememekten korkuyordu."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kanama
- NAMLU
-
Kelime Kökeni: Farsça nāmlū
-
[isim, askerlik]
Tüfek, tabanca, top vb. ateşli silahların ucunda bulunan boru biçimindeki parça
- "Anlaşılıyor ki en evvel namlu ağzından çıkan ateş, barutun namlu içinde yanan kısmının ateşidir."
-
Kasatura, kılıç, meç, bıçak vb. kesici silahların uzun ve keskin bölümü
-
[isim, askerlik]
Tüfek, tabanca, top vb. ateşli silahların ucunda bulunan boru biçimindeki parça
- NAZİK
-
Kelime Kökeni: Farsça nāzuk
-
[sıfat]
Başkalarına karşı saygılı davranan
- "Vesime, hakikaten talihli kızmış, Remzi Bey biraz fazla saf olmakla beraber çok temiz ve nazik bir çocuk..."
-
İnce yapılı, narin
- "Kadın fevkalade nazik ve güzel, çocuklar oya gibi idiler."
-
Özen, dikkat gösterilmezse kırılabilen, bozulabilen, kötüleşebilen
- "Nazik bir bitki."
-
Gerekli önlemler alınmadığında daha kötü olan; kritik
- "Şimdi devleti tehlikeden kurtaracak pek nazik zamandır."
-
Dikkat isteyen, özen gerektiren; tetik (II)
- "Rica ederim gülmeyiniz, iş pek naziktir, şaka götürmez."
-
[sıfat]
Başkalarına karşı saygılı davranan
- NAURU
-
-
[isim]
Büyük Okyanus'ta, dünyanın en küçük ada ülkelerinden biri
-
[isim]
Büyük Okyanus'ta, dünyanın en küçük ada ülkelerinden biri
- NAZİL
-
Kelime Kökeni: Arapça nāzil
-
[sıfat, eskimiş]
İnen, inmiş
-
Konaklayan
-
[sıfat, eskimiş]
İnen, inmiş
- NAZIM
-
Kelime Kökeni: Arapça naẓm
-
[isim, edebiyat]
Bakınız şiir
-
[isim, edebiyat]
Bakınız şiir
- NAZİR
-
Kelime Kökeni: Arapça naẓīr
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız benzer
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız benzer
- NURLU
-
-
[sıfat]
Bakınız ışıklı
- "Mehtap bize bir nurlu avize gibi gelirdi."
-
[mecaz]
Saygı uyandıran
-
[sıfat]
Bakınız ışıklı