Sonunda olan 58 kelime var. NÇ ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde nç olan kelimeler listesine ya da başında nç olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

HINCAHINÇ

8 Harfli Kelimeler

GEPEGENÇ

7 Harfli Kelimeler

DİPDİNÇ, GEPGENÇ, KISKANÇ, KORKUNÇ, SATRANÇ, TİKSİNÇ

6 Harfli Kelimeler

ALDANÇ, BASINÇ, BİLİNÇ, BOĞUNÇ, DALINÇ, DAYANÇ, DİRENÇ, GÖNENÇ, GÜLÜNÇ, GÜVENÇ, İĞRENÇ, İLGİNÇ, İSPENÇ, İSTENÇ, KAKINÇ, KASINÇ, KAZANÇ, KIVANÇ, KULUNÇ, NARENÇ, PİRİNÇ, SAPINÇ, SEVİNÇ, TURUNÇ, USTUNÇ, ÜRKÜNÇ, YALINÇ

5 Harfli Kelimeler

AVUNÇ, EDİNÇ, ERİNÇ, EZİNÇ, İLENÇ, İNANÇ, ÖDÜNÇ, ÖVÜNÇ, ÖZENÇ, USANÇ, UTANÇ, ÜŞENÇ, ÜZÜNÇ

4 Harfli Kelimeler

DİNÇ, GENÇ, GÖNÇ, HINÇ, KONÇ, LİNÇ, PUNÇ, TUNÇ, VİNÇ

3 Harfli Kelimeler

İNÇ


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HINCAHINÇ

  1. [sıfat] Dopdolu
  2. Ağzına kadar, tıka basa dolu olarak
    • "Kaldıkları otelin karşısındaki kahve her gece hıncahınç dolu." (Necati Cumalı)

GEPEGENÇ

  1. Gepgenç, pek genç

TİKSİNÇ

  1. [sıfat] Tiksinilen

KISKANÇ

  1. [sıfat] Kıskanma huyunda olan (kimse), günücü, hasetçi, hasut
    • "İlk tanıştığımız günlerde ben kıskanç ve fenaydım." (Peyami Safa)

SATRANÇ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik olan on altışar siyah ve beyaz taşlarla oynanan bir oyun
    • "İki kişiyi birden satrançta mat ettim." (Aka Gündüz)

GEPGENÇ

  1. [sıfat] Çok genç
    • "Ölüm bu gepgenç, bu dipdiri insanı yatağında değil, bir kapı önünde ayakta aldı götürdü." (Haldun Taner)
  2. [zarf] Çok genç olarak, çok gençken
    • "Gepgenç öldü."

KORKUNÇ

  1. Çok korkulu, korku veren, dehşete düşüren, müthiş
    • "Bizi buraya getiren arabacı yolda birtakım korkunç şeyler söyledi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Herhangi bir özelliğiyle şaşkınlık veren
  3. Çok aşırı, pek çok, güçlü, şiddetli
    • "Kendini korkunç bir pehlivan sanırmış ki adını Çelikkol koymuş." (Memduh Şevket Esendal)

DİPDİNÇ

  1. [sıfat] Çok sağlıklı, çok canlı

YALINÇ

  1. [sıfat] Birleşik olmayan, yalnız bir maddeden oluşan
  2. Karışık olmayan, basit

İLGİNÇ

  1. [sıfat] İlgi uyandıran, ilgi ve dikkat çekici olan, enteresan
    • "Yöneticinin Karpiç gecelerine dair de ilginç anıları vardı." (Çetin Altan)

BİLİNÇ

  1. [isim] İnsanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği, şuur
    • "İnsanın herhangi bir araçla ne yaşadığının bilincine varmasının bir doyum ve haz kaynağı olduğu unutulmamalıdır." (Ahmet Cemal)
    • "Zırhlı otomobilin mitralyözü tarafından biçilir biçilmez, bilincini yitiriyor." (Atilla İlhan)
  2. Bir toplumdaki ruhsal etkinliklerin veya ruhsal durumların bütünü
  3. Dimağ
  4. Temel bilgi, temel görüş
  5. Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci, şuur
    • "Davranışlarını bir an önce bilincinin denetiminden kurtarmak için kadehleri birer dikişte boşaltmaya mı başladı?" (Falih Rıfkı Atay)

TURUNÇ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Turunçgillerden, bütün Akdeniz ülkelerinde yetişen, kışın yaprağını dökmeyen bir ağaç, narenç (Citrus aurantium amara)
  2. Bu ağacın portakala benzeyen, suyu acımtırak meyvesi

KULUNÇ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Şiddetli omuz ve sırt ağrısı
    • "Nefesi, kulunca, sıtmaya, havaleye, saraya, çarpıntıya birebirmiş." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
    • "Ayağıma fena kulunç girdi, diye topallayarak onları takip etti." (Burhan Felek)

SEVİNÇ

  1. [isim] İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku
    • "Yaşama sevinci her şeyin yerini tutar." (Refik Halit Karay)
    • "Şu mendilini burnuna tutmuş, sevinç yaşları döken hanım herhâlde gelinin anası olacaktı." (Haldun Taner)

GÜVENÇ

  1. [isim] Güvenme duygusu, itimat
    • "Anneler babalar çocuklarını yarına güvençle yetiştireceklerdir." (Selim İleri)

BOĞUNÇ

  1. [isim] Aşırı sıkıntı, üzüntü, kasvet, bunalım
    • "Bize daima yakın tarihimizin kaygılar, boğunçlar uyandıracak siyasalarından birer portre çizmeyi amaçlamış gibidir." (Selim İleri)

DİRENÇ

  1. [isim] Dayanma, karşı koyma gücü, mukavemet
  2. Bir nesnenin elektrik akımına karşı dayanma özelliği, mukavemet, rezistans
  3. Bir çevrime istenilen değerde ek direnç katmak için kullanılan düzen, mukavemet, rezistans

PİRİNÇ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Buğdaygillerden, kökleri bol su içinde yetişen bir bitki (Oryza sativa)
    • "Oradaki uçsuz bucaksız pirinç bataklıklarının sahibidir." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bu bitkinin besin olarak kullanılan taneleri

NARENÇ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Turunç

DALINÇ

  1. [isim] Kendinden geçercesine sessiz bir coşkuya dalma, istiğrak, meditasyon
  2. Günlük hayatın sıkıntılarından sıyrılmak amacıyla bağdaş kurarak sessiz ve hareketsiz bir biçimde düşüncelerden uzaklaşma, kendini dinleme, istiğrak, meditasyon

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü