Başında mu olan 6 harfli 46 kelime var. Mu ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde mu olan kelimeler listesine ya da sonu mu ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında mu bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MUHBİR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Haber ulaştırıcı, haber veren kimse
- "Genç muhbirler bu defa Hazım Aslan'ın peşinde koşuyorlardı." (Halide Edip Adıvar)
-
Yasa dışı olan bir durumu yetkili makamlara bildiren kimse, ihbarcı
-
[isim]
Haber ulaştırıcı, haber veren kimse
- MUAVİN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Yardımcı
- "Kalkmak üzere olan otobüsün muavini seslendi." (Necati Cumalı)
-
Bir görevlinin, bir yöneticinin işine yardım eden, yokluğunda yerini ve yetkilerini üzerine alan kimse
-
[isim]
Yardımcı
- MUHRİP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Torpido, top ve denizaltılara karşı silahlarla donatılmış, küçük, hızlı giden savaş gemisi, destroyer
-
[isim]
Torpido, top ve denizaltılara karşı silahlarla donatılmış, küçük, hızlı giden savaş gemisi, destroyer
- MUHDES
- ...
- MURANA
-
Kelime Kökeni : Latince
-
[isim]
Yılan balığına benzeyen, çok yırtıcı, sıcak denizlerde yaşayan, göğüs yüzgeci olmayan, eti beğenilen bir deniz balığı (Muraena)
-
[isim]
Yılan balığına benzeyen, çok yırtıcı, sıcak denizlerde yaşayan, göğüs yüzgeci olmayan, eti beğenilen bir deniz balığı (Muraena)
- MUKOZA
-
Kelime Kökeni : Latince
-
[isim]
Sümük doku
-
[isim]
Sümük doku
- MUAMMA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bilmece
- "Eski kadınlar, çocukların zihinlerini bilmek için muammalara başvururlardı." (Ahmet Rasim)
-
Âşıklık geleneğinde manzum bilmece
-
Anlaşılmayan, bilinmeyen şey
- "Ruhu uykuda farz ettiğim kadın bana pek yaman bir muamma gibi geldi." (Halide Edip Adıvar)
-
[isim]
Bilmece
- MUTANT
- ...
- MUHTAÇ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Bir şeye gereksinim duyan
- "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur." (Atatürk)
-
Yoksul, fakir (kimse)
- "Muhtaç hemşehrilerin bir kısmı etrafımda dolaşmaya, bana kur yapmaya başladılar." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Bakmaya mecbur olduğu aile bireylerini veya kendisini geçindirmeye yetecek geliri, malı, kazancı bulunmayan
-
[sıfat]
Bir şeye gereksinim duyan
- MUHTEL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Düzeni bozulmuş, bozuk
-
[sıfat]
Düzeni bozulmuş, bozuk
- MUMLUK
-
-
Herhangi bir sayıda mumu olan
- "Üç mumluk şamdan."
-
Herhangi bir mum gücünde olan
- "Yüz mumluk ampul."
-
[isim]
Şamdan
-
Herhangi bir sayıda mumu olan
- MUTFAK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Yemek pişirilen yer, aş damı
-
Yiyecekleri hazırlama sanatı
- "Türk mutfağı."
-
[isim]
Yemek pişirilen yer, aş damı
- MUALLA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Yüksek, yüce
-
[sıfat]
Yüksek, yüce
- MUTLAK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Salt
- "Eskilerden üstün olmasa da onlar kadar mutlak bir roman yazmak istiyorum." (Halide Edip Adıvar)
-
Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan, bağımsız, saltık
-
[zarf]
Kesinlikle
-
[sıfat]
Salt
- MUHZIR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İlgililerin mahkemede bulunmalarını sağlayan görevli
- "Kadı ola davacı ve muhzır dahi şahit / Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet."
-
[isim]
İlgililerin mahkemede bulunmalarını sağlayan görevli
- MUFLON
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Pardösülerin içine iliklenerek geçirilen bir çeşit çok kalın, eğreti astar
-
Yaban koyunu
-
[isim]
Pardösülerin içine iliklenerek geçirilen bir çeşit çok kalın, eğreti astar
- MUHRİK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Yakıcı
-
Yanık, dokunaklı (ses)
-
[sıfat]
Yakıcı
- MUVAZİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Paralel
-
[sıfat]
Paralel
- MUASIR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Çağdaş
- "Muasır medeniyet."
-
[sıfat]
Çağdaş
- MUHTAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse
- "Bir sabah kalktım, sofaya muhtar önde bütün köylü yığılmış." (Halide Edip Adıvar)
-
[sıfat]
Her işe burnunu sokan
-
[sıfat]
Özerk
-
[isim]
Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse