Sonunda mek olan 7 harfli 126 kelime var. MEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde mek olan kelimeler listesine ya da başında mek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E K M Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KEM
2 Harfli Kelimeler
EK, EM, KE, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İLİŞMEK
-
-
[-e]
Bir şeye hafifçe dokunmak, takılmak
- "Elim çiçeklere ilişti, vazo devrildi."
-
Elini sürmek, dokunmak
- "Bir sancılı yerine dokunmuşum gibi ıstırapla: -Bırak, ilişme, diye inledi." (Falih Rıfkı Atay)
-
Bir şeyin kenarına kısa bir süre için oturmak
- "Sonra gene usulca hastanın karyolasına yandan ilişerek oturdu." (Necati Cumalı)
-
Karışmak, rahat vermemek, müdahale etmek
- "Köylüler, vakfedilmiş bir hayvanın işte kullanılıp kullanılmayacağından şüphe ediyorlar, boz eşeğe ilişmiyorlardı." (Refik Halit Karay)
-
Değinmek, sözünü etmek
- "O konuya hiç ilişmedik."
-
Şaka etmek
-
[-e]
Bir şeye hafifçe dokunmak, takılmak
- ÇENTMEK
-
-
[-i]
Bir şeyin kenarında kertik açmak
-
[-le]
Soğan, salatalık vb.ni küçük ve ince parçalar biçiminde doğramak
- "... yabansı çiçeklerden toz toplayıp tunç havanda dövdüler, içine sabun çenttiler." (Tarık Dursun K)
-
[-i]
Bir şeyin kenarında kertik açmak
- EZİLMEK
-
-
[nsz]
Ezme işine konu olmak
- "Altın tas içinde kınam ezildi / Gümüş tarak ile zülfüm düzüldü." (Halk türküsü)
- "Etrafındakiler hanımefendiye karşı bir suç işlemiş gibi ezilip büzülüyorlar." (Halide Edip Adıvar)
-
Açlık sıkıntısı duymak
- "İçim eziliyor, bir bardak süt içeyim."
-
[nsz]
Ezme işine konu olmak
- BÜĞEMEK
-
-
[-i]
Suyu önüne bent yaparak toplamak
-
[-i]
Suyu önüne bent yaparak toplamak
- EKİLMEK
-
-
[nsz]
Ekme işi yapılmak
- "Tarlaya mısır ekildi."
-
[nsz]
Ekme işi yapılmak
- EKŞİMEK
-
-
[nsz]
Ekşi duruma gelmek
- "Yoğurt ekşidi."
-
Mayalanmak
- "Hamur ekşidi."
-
Utanmak, mahcup olmak
-
Sırnaşmak, ısrar etmek
-
Kaşlarını çatıp yüzüne küskün veya dargın bir anlam vermek, somurtmak
- "Çardak'tan Rabiye'nin çıktığını görünce Bekir'in yüzü ekşidi." (Necati Cumalı)
-
[nsz]
Ekşi duruma gelmek
- ERGİMEK
-
-
[nsz]
Sıcaklığı artırılmak yoluyla bir cisim katı durumdan sıvı duruma geçmek, zeveban etmek
-
[nsz]
Sıcaklığı artırılmak yoluyla bir cisim katı durumdan sıvı duruma geçmek, zeveban etmek
- ESNEMEK
-
-
[nsz]
Uykulu, sıkıntılı veya yorgunluk duyulan bir anda ağzı genişçe açarak soluk alıp vermek
- "Birden çenelerim gerildi. Uzun uzun esnedim." (Ahmet Haşim)
-
Bir cisim bir etki ile biçim değiştirmek
- "Kapılar esnemiş, eğrilmiş; topuzları kaybolmuş." (Refik Halit Karay)
-
Bollaşıp genişlemek
-
[nsz]
Uykulu, sıkıntılı veya yorgunluk duyulan bir anda ağzı genişçe açarak soluk alıp vermek
- DİŞEMEK
-
-
[nsz]
Diş çıkarmak
-
[nsz]
Diş çıkarmak
- ERİTMEK
-
-
[-i]
Erimesini sağlamak, erimesine yol açmak
- "Fazla yağlarını eritmek için karısı ile yürüyüşe çıkan fabrikatör..." (Haldun Taner)
-
Harcayıp tüketmek
-
Çok üzmek
-
Zayıflatmak
-
Yok etmek
-
[-i]
Erimesini sağlamak, erimesine yol açmak
- İPLEMEK
-
-
[-i]
Saygı göstermek, değer vermek
- "Hadi müşteriyi iplediğin yok, patrona ne demeye boş verirsin!" (Rıfat Ilgaz)
- "Peki, ya savaş? Savaşı iplemiyordum. Aklıma bile gelmiyordu." (Atilla İlhan)
-
[-i]
Saygı göstermek, değer vermek
- ÖDENMEK
-
-
[nsz]
Ödeme işine konu olmak
- "Buğday, ot, deve ve tekmil hizmetler Suriye'de bütün harp müddeti altınla ödenmiştir." (Falih Rıfkı Atay)
-
[nsz]
Ödeme işine konu olmak
- ÜRETMEK
-
-
[nsz]
Aynı türden canlıları çoğaltmak
- "Tavuk üretmek."
-
Ekonomik bir etkinlik sonucu ürün elde etmek
- "Petrol üretmek. Çimento üretmek."
-
Oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek
- "Şiir üretmek."
-
[nsz]
Aynı türden canlıları çoğaltmak
- DEMEMEK
-
-
koşullar ne olursa olsun aldırış etmeden bir işi yapmak
- "Eskilerin dediği gibi beşer, şaşar." (Burhan Felek)
- "Eskiden saat üç dedi mi paralar dağılmış olurdu." (Orhan Kemal)
- "Dediğimden dışarı çıkarsa kendi bilir."
- "Öyle sevindim ki deme gitsin."
-
koşullar ne olursa olsun aldırış etmeden bir işi yapmak
- EĞLEMEK
-
-
[-i]
Durdurmak
- "Deveniz gidiyordu eğleyemedim / Kıratın boşanmış bağlayamadım." (Halk türküsü)
-
Oyalamak
- "Beni işler eğledi de vaktinde yetişemedim."
-
Avutmak
-
[-i]
Durdurmak
- EMİŞMEK
-
-
[nsz]
Karşılıklı olarak emmek
-
Sağılmadan önce koyunlar kuzular tarafından gizlice emilmek
-
[nsz]
Karşılıklı olarak emmek
- İMLEMEK
-
-
[-i]
İm koymak, imle göstermek
-
Dolayısıyla anlatmak, ima etmek
- "Bu tür kısaltmalar, adları geçenlerin, yakından tanıdığımız kişiler olduğunu imler." (Tomris Uyar)
-
[-i]
İm koymak, imle göstermek
- KÜRÜMEK
-
-
[-i]
Küremek
-
[-i]
Küremek
- ETKİMEK
-
-
[-e]
Etkide bulunmak, tesir etmek
- "Sanatçının baskı altında bulunuşu, yapıtına da etkir." (Selim İleri)
-
[-e]
Etkide bulunmak, tesir etmek
- SÜRÜMEK
-
-
[-i]
Bir şeyi yerden kaldırmaksızın çekerek, iterek götürmek, sürüklemek
-
Hafif bir şeyi sürüklemek
- "Eteğini sürümek. Duvağını sürümek."
-
Herhangi bir sebepten dolayı güçlükle yürümek
-
Bir şeyi peşine takmak, alıp götürmek
- "Diyar diyar beni aldı / Sürüdü gönlüm sürüdü." (Âşık Veysel)
-
[-i]
Bir şeyi yerden kaldırmaksızın çekerek, iterek götürmek, sürüklemek