Sonunda me olan 5 harfli 120 kelime var. ME ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde me olan kelimeler listesine ya da başında me olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Me Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E M

2 Harfli Kelimeler

EM, ME

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SÖNME

  1. [isim] Sönmek işi
    • "Aşk tuzakları birçok ocakların sönmesine sebep olmuştur." (Falih Rıfkı Atay)
YETME

  1. [isim] Yetmek işi
SERME

  1. [isim] Sermek işi
  2. [ağızlardan] Bakınız sac ekmeği
ÇEKME

  1. [isim] Çekmek işi
    • "Siyah kehribar tespihini çekmeye başladı." (Cahit Uçuk)
  2. Bakınız çekmece
    • "Sonra çekmesinden pembe bir dosya çıkarıp önüne sürdü." (Haldun Taner)
  3. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak
  4. Parmak veya mızrapla çalınan çalgı
  5. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi
  6. İş yaparken giyilen bir şalvar türü
  7. [sıfat] Çekilerek giyilen veya kullanılan
    • "Erkekleri, yandan lastikli çekme potinden başkasını bilmiyorlardı." (Refik Halit Karay)
  8. [sıfat] Düzgün biçimli
    • "Çekme burun."
  9. [spor] Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması
OKUME

Kelime Kökeni: Latince

  1. [isim, bitki bilimi] Afrika’da yetişen, parlak, yumuşak ve hafif kerestesi mobilyacılıkta kullanılan, iyi boya ve cila tutan, öz odunu mor, dış odunu pembe renkli bir ağaç (Aucoumea)
DÜĞME

  1. [isim] Giyecek, yorgan vb.nin bazı yerlerine ilikleyici veya süs olarak dikilen kemik, metal, sedef gibi sert maddelerden yapılmış küçük tutturma aracı
    • "Sımsıkı bağlanmış bir örme kese çıkarıyor, birer birer düğmelerini çözüyor." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Çevrilmek veya üzerine basılmak yoluyla bir elektrik akımını açan, kapayan, herhangi bir makineyi işleten veya durduran parça
    • "Radyonun düğmesi."
  3. [hayvan bilimi] Üst deri altındaki kıkırdak ve yağdan oluşmuş düğme biçimindeki çıkıntı
    • "Kalkan balığının düğmeleri."
ZAHME

Kelime Kökeni: Arapça żaḫme

  1. [isim, müzik] Bakınız mızrap
  2. Kudüm çalmakta kullanılan ucu topuzlu uzun değnek
ÇİTME

  1. [isim] Çitmek işi; çitime
TÜYME

  1. [isim] Tüymek işi
DİKME

  1. [isim] Dikmek işi
  2. Ahşap yapılarda pencere ve kapı yanlarına dikilen direklerden her biri
  3. [mecaz] Bir evde aileyi sürdürecek olan tek çocuk
  4. [ağızlardan] Ağaçtan direk
  5. [ağızlardan] Bakınız fidan
  6. [denizcilik] Yük kaldırmakta kullanılan bir direkli maçuna
  7. [matematik] Dikey olan doğru veya düzlem; amut
YÜZME

  1. [isim] Yüzmek işi
  2. Yüzme sporu
GELME

  1. [isim] Gelmek işi
    • "Ne söylense duyulur bir ürperme sesinde / Neden hayır olmasın üç beyin gelmesinde" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. [sıfat] Gelmiş olan
    • "Avrupa'dan gelme bir televizyon."
  3. [sıfat] Eğitim alma
    • "İyi aileden gelme çocuk."
  4. [fizik] Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi
SÜZME

  1. [isim] Süzmek işi
  2. [sıfat] Süzülmüş olan, süzülerek elde edilen
    • "Süzme bal. Süzme yoğurt."
  3. [sıfat, argo] Kötü, aşağılık, malın gözü (kimse)
  4. [sıfat, argo] Katışıksız, saf
    • "Son derece zeki babalardan süzme salak oğulların çıktığı görülmüştü." (Attilâ İlhan)
SİNME

  1. [isim] Sinmek işi; pısma
    • "En iyi korunma çaresi yeşil dal altlarına sinmeye kaldı!" (Haldun Taner)
ÇÖĞME

  1. [isim] Çöğmek işi
TÜNME

  1. [isim] Tünmek işi
ÇÖKME

  1. [isim] Çökmek işi; çöküntü, obruma
    • "Her şeyden önce insanın tabii ömründe üç çağ vardır: Büyüme çağı, duraklama çağı, çökme çağı." (Niyazi Berkes)
  2. [jeoloji] Bakınız çöküntü
  3. [kimya] Boya içindeki pigmentin ve dolgu maddelerinin zamanla kabın dibinde tortu oluşturması
SİYME

  1. [isim] Siymek işi
BÜKME

  1. [isim] Bükmek işi
  2. Bükülmüş kaytan veya iplik
  3. [spor] Vücudun bir bölümünü yanındaki bölüm üzerine kıvırma, germe karşıtı
VERME

  1. [isim] Vermek işi; lütfetme, lütfeyleme
    • "Ay başlarında borçlarımızı vermeye annemle birlikte çıkardık." (Ayla Kutlu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü