Başında me olan 8 harfli 130 kelime var. Me ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde me olan kelimeler listesine ya da sonu me ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında me bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Me Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EM, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MERDİVEN
-
Kelime Kökeni: Farsça nerdubān
-
[isim]
Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi; badal, basak
- "Bir alt kata iki merdivenle iniliyordu ve arada ufak bir platform vardı."
-
[isim]
Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi; badal, basak
- MEKANSIZ
-
-
[sıfat]
Mekânı olmayan; lamekân
-
[sıfat]
Mekânı olmayan; lamekân
- MENDERES
-
Kelime Kökeni: Yunanca
-
[isim, coğrafya]
Akarsuların geniş tabanlı vadilerde S harfine benzeyen kıvrımı
-
[isim, coğrafya]
Akarsuların geniş tabanlı vadilerde S harfine benzeyen kıvrımı
- MENİSKÜS
-
Kelime Kökeni: Latince
-
[isim, anatomi]
Diz eklemlerinde kemik arasındaki kıkırdak yapı
-
[tıp]
Bu yapıda oluşan rahatsızlık
-
[isim, anatomi]
Diz eklemlerinde kemik arasındaki kıkırdak yapı
- MELODRAM
-
Kelime Kökeni: Fransızca mélodrame
-
[isim, tiyatro]
Yunan trajedilerinde koro başı ile bir oyuncu arasında geçen şarkılı diyalog
-
[tiyatro]
Oyuncuların müzik eşliğinde sahneye girip çıktıkları bir oyun türü
-
[tiyatro]
Çağdaş tiyatroda, acıklı, duygusal, korkunç, olağanüstü konuları işleyen ve düellolar, çeşitli tuzaklar, entrikalar, gerilimi yüksek sahneler içeren oyun türü
-
[sinema]
Ağlatı ve dramın bozulmuş, karikatürleştirilmiş biçiminden ortaya çıkan sinema türü
-
[sıfat]
Acıklı, dokunaklı
-
[isim, tiyatro]
Yunan trajedilerinde koro başı ile bir oyuncu arasında geçen şarkılı diyalog
- METCEZİR
-
Kelime Kökeni: Arapça medd + ceẕr
-
[isim, coğrafya]
Bakınız gelgit
-
[isim, coğrafya]
Bakınız gelgit
- METRAJLI
-
-
[sıfat]
Herhangi bir metre uzunluğunda olan
- "Kısa metrajlı filmler yaklaşık 300-600 metreden uzun olurlar."
-
[sıfat]
Herhangi bir metre uzunluğunda olan
- MENFİLİK
-
-
[isim, eskimiş, dil bilgisi]
Bakınız olumsuzluk
-
[isim, eskimiş, dil bilgisi]
Bakınız olumsuzluk
- MERİDYEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca méridien
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız boylam
- "Ekvator dairesi, birer derece aralıkla 360 eşit parçaya bölündükten sonra her dereceden bir meridyen yayı geçirilir."
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız boylam
- MECNUNCA
-
-
[zarf]
Çılgın bir biçimde, delice, deli gibi; mecnuncasına, mecnunane
- "Şehriban'a hayran, meftun, mecnunca bağlı idim."
-
[zarf]
Çılgın bir biçimde, delice, deli gibi; mecnuncasına, mecnunane
- MEMNULUK
-
-
[isim]
Bakınız yasaklık
-
[isim]
Bakınız yasaklık
- MEMURLUK
-
-
[isim]
Memur olma durumu; memuriyet
- "Almanya'ya gitmeden önce sebze halinde memurluk yapıyordum."
-
[isim]
Memur olma durumu; memuriyet
- MELEŞMEK
-
-
[nesnesiz]
Birlikte melemek
-
[nesnesiz]
Birlikte melemek
- MEGAKENT
-
Kelime Kökeni: Yunanca + Soğdca
-
[isim]
Çok büyük, aşırı derecede büyümüş şehir; megapol
- "Nüfus bir yandan, halk dalkavuğu politikalar öte yandan, şehri on beş milyon nüfuslu bir megakente dönüştürmüştür."
-
[isim]
Çok büyük, aşırı derecede büyümüş şehir; megapol
- MERKEZCİ
-
-
[sıfat]
Bakınız merkeziyetçi
-
[sıfat]
Bakınız merkeziyetçi
- MENDİREK
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Kıyılarda dalgakıranla yapılmış liman
- "Eğer bir an önce bu işin önüne geçilmezse mendirek bu seneki lodoslarda bir kat daha göçecek."
-
[isim, denizcilik]
Kıyılarda dalgakıranla yapılmış liman
- MENSUCAT
-
Kelime Kökeni: Arapça mensūcāt
-
[isim]
Dokumalar
-
[isim]
Dokumalar
- MEŞALECİ
-
-
[isim]
Ortalığı aydınlatmak için çıra vb. yakmakla görevli kimse
-
[isim]
Ortalığı aydınlatmak için çıra vb. yakmakla görevli kimse
- MEDYATİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca médiatique
-
[sıfat]
İletişim araçlarına özgü, iletişim araçlarıyla ilgili
-
Medyada çok yer alan, çok tanınan, çok bilinen (kimse)
- "Tabiri caizse medyatik olanların adlarını duymuşlar elbette."
-
[sıfat]
İletişim araçlarına özgü, iletişim araçlarıyla ilgili
- MEŞRUBAT
-
Kelime Kökeni: Arapça meşrūbāt
-
[isim]
Soğuk olarak tüketilen gazoz, maden suyu, meyve suyu vb. alkolsüz içecek
- "Buralarda kadınlı erkekli gruplar eski mesirelerde aldıkları tadı günün şartlarında daha modern ortamda çeşitli meşrubatlar içip sohbet ederek geçirirlerdi."
-
[isim]
Soğuk olarak tüketilen gazoz, maden suyu, meyve suyu vb. alkolsüz içecek