Başında me olan 6 harfli 138 kelime var. Me ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde me olan kelimeler listesine ya da sonu me ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında me bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Me Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EM, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MEZMUR
-
Kelime Kökeni: Arapça mezmūr
-
[isim, eskimiş]
Makamla okunan Zebur suresi
-
[isim, eskimiş]
Makamla okunan Zebur suresi
- MEŞHUR
-
Kelime Kökeni: Arapça meşhūr
-
[sıfat]
Bakınız ünlü
- "Yeni Park Gazinosunda kasabanın meşhur karadut şerbetiyle beraber bir parça da içki içilir."
-
[sıfat]
Bakınız ünlü
- MESTUR
-
Kelime Kökeni: Arapça mestūr
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gizli
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gizli
- MEVZİİ
-
Kelime Kökeni: Arapça mevżiʿī
- MEŞHUT
-
Kelime Kökeni: Arapça meşhūd
-
[sıfat, eskimiş]
Görülen, gözle görülmüş, tanık olunmuş
-
[sıfat, eskimiş]
Görülen, gözle görülmüş, tanık olunmuş
- MEVHUM
-
Kelime Kökeni: Arapça mevhūm
-
[sıfat]
Gerçekte olmayıp var sanılan, var diye düşünülen, kuruntuya dayanan
- "Onun mevhum bir büyüklüğe bile tahammülü olamazdı."
-
[sıfat]
Gerçekte olmayıp var sanılan, var diye düşünülen, kuruntuya dayanan
- MELFUF
-
Kelime Kökeni: Arapça melfūf
-
[sıfat, eskimiş]
Sarılmış, bağlanmış, eklenmiş
-
[sıfat, eskimiş]
Sarılmış, bağlanmış, eklenmiş
- MEYANE
-
Kelime Kökeni: Farsça miyāne
-
[isim]
Çorba vb. yiyeceklere lezzet kazandırmak için un ve yağla yapılan sos
- "Beşamel salçasının meyanesini fazla mı kavurdu bilmem, yerken genizde acımtırak bir tat bırakıyordu."
-
[isim]
Çorba vb. yiyeceklere lezzet kazandırmak için un ve yağla yapılan sos
- METFUN
-
Kelime Kökeni: Arapça medfūn
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gömülü
- "Bu selvi ormanının içinde nice vezirler, serdarlar, kazaskerler metfundur."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gömülü
- MECUSİ
-
Kelime Kökeni: Arapça mecūsī
-
[sıfat, din bilimi]
Mecus dininden olan (kimse)
-
[sıfat, din bilimi]
Mecus dininden olan (kimse)
- MENKUL
-
Kelime Kökeni: Arapça menḳūl
-
[sıfat]
Bir yerden bir yere taşınabilen (mal)
-
[eskimiş]
Ağızdan ağıza geçerek gelmiş, söylenegelmiş
-
[isim, hukuk]
Bakınız taşınır
-
[sıfat]
Bir yerden bir yere taşınabilen (mal)
- MEDYUM
-
Kelime Kökeni: Fransızca médium
-
[isim]
Ruhötesi iletişim kurma deneylerinde, ruhlarla insanlar arasında aracılık ettiğini ileri süren kimse
- "Öğleden sonra ünlü bir medyumun evine çaya davetliyim."
-
[isim]
Ruhötesi iletişim kurma deneylerinde, ruhlarla insanlar arasında aracılık ettiğini ileri süren kimse
- MEYYİT
-
Kelime Kökeni: Arapça meyyit
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ölü
- "Gözyaşı ile meyyitimi yusunlar / Yâr elinden şehit olan bu diye"
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ölü
- MEDYUN
-
Kelime Kökeni: Arapça medyūn
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız borçlu
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız borçlu
- MEYDAN
-
Kelime Kökeni: Arapça meydān
-
[isim]
Bakınız alan
- "Yüz binlerce asker sokakları, meydanları, kırları dolduruyordu."
-
Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri
- "Şehir kapılarının önündeki meydanlarda davul zurna çalınıyor, cirit, bar oynanıyordu."
-
Bulunulan yer ve çevresi, ortalık
- "Kileri kilitlemezdi, paraları meydanda dururdu."
-
Fırsat, imkân veya vakit
-
Mevlevi tekkelerinde ayin yapılan yer
-
[isim]
Bakınız alan
- MEZHEP
-
Kelime Kökeni: Arapça meẕheb
-
[isim, din bilimi]
Bir dinin görüş, yorum ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her biri
- "Anasının hatırasına bu derin hürmet, ömrünün sonlarına doğru, babamda âdeta bir mezhep hâlini almıştı."
-
[mecaz]
Anlayış, görüş
-
[eskimiş]
Bakınız öğreti
-
[isim, din bilimi]
Bir dinin görüş, yorum ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her biri
- MERHEM
-
Kelime Kökeni: Arapça merhem
-
[isim]
Deriye sürülerek kullanılan, içinde birçok etken madde bulunan, yumuşak ve koyu kıvamda, yağlı ilaç
- "O eller seni kurtarmak içindi, o eller yarana merhem sürmek içindi."
-
[mecaz]
Herhangi bir soruna çare olan
-
[isim]
Deriye sürülerek kullanılan, içinde birçok etken madde bulunan, yumuşak ve koyu kıvamda, yağlı ilaç
- MECAZİ
-
Kelime Kökeni: Arapça mecāzī
-
[sıfat]
Mecazla ilgili, mecaz niteliğinde olan
-
[sıfat]
Mecazla ilgili, mecaz niteliğinde olan
- MENGEN
-
-
[isim]
Bolu iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Bolu iline bağlı ilçelerden biri
- MERGUP
-
Kelime Kökeni: Arapça merġūb
-
[sıfat, eskimiş]
Sevilip aranan, istenilen, beğenilen, rağbet edilen
- "Böyle altı erkekli, iki kadınlı bir mecliste, kadınların en güzeli pek nadir ve merguptur."
-
[sıfat, eskimiş]
Sevilip aranan, istenilen, beğenilen, rağbet edilen