Başında me olan 5 harfli 93 kelime var. Me ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde me olan kelimeler listesine ya da sonu me ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında me bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

E M Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

EM, ME

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MEBDE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Baş, başlangıç
  2. Kaynak, kök
  3. İlke

MEVKİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yer, mahal
    • "Gelibolu civarında Akbaş mevkisinde bir cephane deposu vardı." (Atatürk)
  2. Makam
    • "... senelerce devletin yüksek mevkilerinde bulundu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer
    • "İkinci mevki sıralar oldukça dolmuş, localardan ise ancak bir ikisi tutulmuş." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Durum
    • "Hey Allah'ım ben ne müşkülatlı bir mevkide kalmışım şimdi." (Osman Cemal Kaygılı)

MEDAR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Dönence, cezir karşıtı
  2. Dayanak, yardımcı

METİS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Melez

MEVLA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Efendi, sahip, malik

MEVZU

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Konu
    • "Para aklımdan geçen bir mevzu olmamıştır." (Aka Gündüz)

MEVDU

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Emanet edilmiş, verilmiş, bırakılmış

MECAZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz
  2. Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor

MERES

  1. [isim] Köpekte yaş

MEVUT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Vadolunmuş, söz verilmiş

MELUN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Tanrı tarafından lanetlenmiş olan, lanetli
    • "Melun şeytan."
  2. [isim] Lanetlenmiş kimse
    • "Kendisini Müslüman adıyla takdim eden bu kır saçlı melunu da tanıdım." (Aka Gündüz)
  3. Nefretle karşılanan, kötü

MESEL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Örnek alınacak söz
    • "Büyük annemin sık sık kullandığı bir mesel belleğimde beliriyor." (Haldun Taner)
  2. Atasözü
  3. Eğitici hikâye veya masal

METAN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Çürümekte olan karbonlu maddelerden çıkan, havada sarı bir alevle yanan, renksiz bir gaz, bataklık gazı (CH4)

MEZRU

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Ekilmiş, ekili

MEZON

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Elektrondan ağır, protondan hafif bir atom cisimciği

MERAK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir şeyi anlamak veya öğrenmek için duyulan istek
    • "Ona bu merak nereden, nasıl, niçin, ne zaman illet olmuştur diye az kafa yormadım." (Haldun Taner)
    • "Bir gün, böyle dalgın oynarken, anası onun elini bağlı gördü, merak etti." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Bu iş bana merak oldu."
    • "Bu adama, her gördüğüm vakit, merhamet ve korku ile karışık bir merak duyuyordum." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bir şeyi edinme, yapma, bir şeyle uğraşma isteği
    • "Öteden beri güzel giyinmeye, güzel konuşmaya merakım vardır." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Hele okuyanı, araştıranı hatta sadece neler oluyor diye merak edeni hiç yoktu aralarında." (Tarık Buğra)
    • "Rica ederim söyleyiniz, merakımdan çatlayacağım." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. Düşkünlük, heves
  4. Kaygı, tasa

MECRA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yatak
  2. Bir işin gidişi, bir olayın doğrultusu

METİN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan kelimelerin bütünü, tekst
  2. Basılı veya el yazması parça, tekst

MEHAZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir eser yazılırken başvurulan kaynak

MERAM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İstek, amaç, gaye, maksat
    • "Benim meramım sana yalnız bir şey sormak." (Ömer Seyfettin)
    • "Gözlerini siyasi ihtiraslar bürüyen kimselere meram anlatmak mümkün olmamıştı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "İşte o, meram ettiği zaman etrafındakilere böyle tahakküm ederdi." (Reşat Nuri Güntekin)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü