Başında me olan 5 harfli 93 kelime var. Me ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde me olan kelimeler listesine ya da sonu me ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında me bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Me Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E M

2 Harfli Kelimeler

EM, ME

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MEDYA

Kelime Kökeni: İngilizce media

  1. [isim] Bakınız iletişim ortamı
    • "Medya dedikleri bu bin başlı ejderhayla baş edemedim." (Nezihe Meriç)
  2. Bakınız iletişim araçları
    • "Medyanın marifetlerini aklı başında okur zaten biliyordu." (İnci Aral)
MEBİZ

Kelime Kökeni: Arapça mebīż

  1. [isim, eskimiş, anatomi] Bakınız yumurtalık
MEMUR

Kelime Kökeni: Arapça meʾmūr

  1. [isim] Devlet hizmetinde aylıkla çalışan kimse; görevli, işyar
    • "Kasabaya gelen her yeni memur ilk olarak beni tanır." (Tarık Buğra)
  2. [sıfat] Bakınız yükümlü
    • "Sen de kaçmamasına dikkat edeceksin. Muhafazasına memursun." (Refik Halit Karay)
MEMUL

Kelime Kökeni: Arapça meʾmūl

  1. [sıfat, eskimiş] Umulan, düşünülen
MEŞRU

Kelime Kökeni: Arapça meşrūʿ

  1. [sıfat, hukuk] Bakınız yasal
    • "Meşru, gayrimeşru, ölümlü, ölümsüz çocuklarının sayısını bilen yok." (Haldun Taner)
MEŞBU

Kelime Kökeni: Arapça meşbūʿ

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız dolmuş
  2. Bakınız dolu (II)
  3. [kimya, fizik] Bakınız doymuş
MEMBA

Kelime Kökeni: Arapça menbaʿ

  1. [isim] Bakınız kaynak (I)
    • "Siyah gözleri, siyah birer kaynar su membası gibiydi." (Halide Edip Adıvar)
  2. [mecaz] Bir şeyin ilk olarak ortaya çıktığı yer
    • "Böyle bir siyaset, sabit ve payidar bir membadan çıkar." (Memduh Şevket Esendal)
MEŞİN

Kelime Kökeni: Farsça mīşīn

  1. [isim] İşlenmiş koyun derisi
  2. [sıfat] Bu deriden yapılan
    • "Meşin ciltlerin çoğu kıvrılmış, bir kısmı da arkalarından çatlamıştı." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
MEŞUM

Kelime Kökeni: Arapça meşʾūm

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız uğursuz
    • "İlk çocuğunu doğuran genç bir kadına meşum şeyler söylememeliydim, sustum." (Aka Gündüz)
MEVKİ

Kelime Kökeni: Arapça mevḳiʿ

  1. [isim] Bakınız yer
    • "Gelibolu civarında Akbaş mevkisinde bir cephane deposu vardı." (Atatürk)
  2. Bakınız makam
    • "Senelerce devletin yüksek mevkilerinde bulundu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer
    • "İkinci mevki sıralar oldukça dolmuş, localardan ise ancak bir ikisi tutulmuş." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Bakınız durum
    • "Hey Allah'ım! Ben ne müşkülatlı bir mevkide kalmışım şimdi." (Osman Cemal Kaygılı)
MEREK

  1. [isim, ağızlardan] Samanlık, odunluk, hayvan yemi deposu veya ahır
MECAL

Kelime Kökeni: Arapça mecāl

  1. [isim] Bakınız takat
    • "Sesini çıkarmak, bağırmak istiyor, mecal bulamıyordu." (Peyami Safa)
MEDAR

Kelime Kökeni: Arapça medār

  1. [isim, eskimiş, coğrafya] Bakınız dönence
  2. Dayanak, yardımcı
METOT

Kelime Kökeni: Fransızca méthode

  1. [isim] Bakınız yöntem
    • "Onun metodunu uygulamakla araştırıcının varamayacağı erek yoktur." (Azra Erhat)
MEDÜZ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, hayvan bilimi] Bakınız denizanası
MECAZ

Kelime Kökeni: Arapça mecāz

  1. [isim, edebiyat] Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz
  2. Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma; metafor
METRO

Kelime Kökeni: Fransızca métro

  1. [isim] Büyükşehirlerde semtler arasında işleyen, ulaşımı yerin altında sağlayan tren; yer altı treni
    • "Sizler de bir parça himmet edersiniz, Boğaz Köprüsü'nün, metroların kurulduğu bugünlerde, bizim dev harita da sıraya girer belki." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
MEVZİ

Kelime Kökeni: Arapça mevżiʿ

  1. [isim] Bakınız yer
  2. [askerlik] Askerî birliğin savaş sırasında savunma tedbirleri alarak yerleştiği yer
    • "Ne olursa olsun, bizim vazifemiz cephaneyi topçu mevzilerine yetiştirmektir." (Aka Gündüz)
MEDET

Kelime Kökeni: Arapça meded

  1. [isim] Yardım, imdat
    • "Bekleyiniz ha başlıyor ha başlayacak, ha bire medet efendim..." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [ünlem] "Yardım edin, imdat" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
METRE

Kelime Kökeni: Fransızca mètre

  1. [isim, matematik] Yer meridyen çemberinin kırk milyonda biri olarak kabul edilen, 100 cm'lik temel uzunluk ölçüsü birimi
    • "İskenderun Körfezi'ne sekiz yüz metre yukarıdan bakıyordum." (Refik Halit Karay)
  2. Genellikle desimetre, santimetre, milimetrelere bölünmüş ölçü aracı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü