Sonunda mak olan 9 harfli 655 kelime var. MAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde mak olan kelimeler listesine ya da başında mak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A K M Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KAM
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KLORLAMAK
-
-
[-i]
Mikroplardan arındırmak amacıyla suya düşük oranda klor katmak
-
Özellikle yünlü kumaşlara, ipliklere parlaklık vermek için klor gazına tutmak
-
Savaşta insanlara, hayvanlara ve bitkilere zararlı olması, öldürmesi için klor püskürtmek
-
[-i]
Mikroplardan arındırmak amacıyla suya düşük oranda klor katmak
- TAKTIRMAK
-
-
[-i]
Takma işini yaptırmak
- "Çocukken ön dudaklarından fırlayan iri dişi söktürmüş, yerine iki altın diş taktırmıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[-i]
Takma işini yaptırmak
- AMAÇLAMAK
-
-
[-i]
Bir amaca ulaşmayı istemek, istihdaf etmek
- "Sınıf veya zümre egemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayan siyasi partiler kurulamaz." (Anayasa)
-
[-i]
Bir amaca ulaşmayı istemek, istihdaf etmek
- EGAVLAMAK
- ...
- FISLATMAK
-
-
[-i]
Fıslama işini yaptırmak
-
[-i]
Fıslama işini yaptırmak
- KALKIŞMAK
-
-
[-e]
Yetenek, imkân ve gücü aşan bir işe girişmek
-
Girişmek, başlamak, yeltenmek
- "Bunu haber alınca zavallı intihara kalkışmış." (Aka Gündüz)
-
[-e]
Yetenek, imkân ve gücü aşan bir işe girişmek
- UTANILMAK
- ...
- UĞRALAMAK
-
-
[-i]
Uğra serpmek
-
[-i]
Uğra serpmek
- AKÇALAMAK
-
-
[-i]
Bir girişim için gereken parayı, krediyi sağlamak, finanse etmek
-
[-i]
Bir girişim için gereken parayı, krediyi sağlamak, finanse etmek
- FIRTLAMAK
- ...
- KASALAMAK
-
-
[-i]
Kasalara yerleştirmek
-
[-i]
Kasalara yerleştirmek
- MARNLAMAK
-
-
[-i]
Kireci az olan toprağın içine marn katarak daha iyi duruma getirmek
-
[-i]
Kireci az olan toprağın içine marn katarak daha iyi duruma getirmek
- SIRROLMAK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[nsz]
Bir şey veya kimse akıl almaz bir biçimde ortadan yok olmak
- "Bu peri daima çamlığın içine kaçıyor, orada sırroluyor." (Ömer Seyfettin)
-
[nsz]
Bir şey veya kimse akıl almaz bir biçimde ortadan yok olmak
- UZAKSAMAK
-
-
[-i]
Uzak saymak, istibat etmek
-
[-i]
Uzak saymak, istibat etmek
- KALDIRMAK
-
-
[-i]
Bulunduğu yerden almak
- "Örtüyü masanın üzerinden kaldır."
-
Yukarı doğru hareket ettirmek
- "Gözlerini yüzüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Yükseltmek
- "Duvarı bir metre daha kaldırmalı."
-
[nsz]
Ürün toplamak, taşımak
- "Harman kaldırmak."
-
Çekmek, taşımak
- "Bu araba bu yükü kaldırmaz."
-
Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek
- "Meclis ... olağanüstü hâli kaldırabilir." (Anayasa)
-
[-e]
Hastayı hastaneye götürmek
- "Yarasının dikişleri koptu dün öğleden sonra, Fransız Hastanesi'ne kaldırdılar." (Aka Gündüz)
-
Tören yaparak ölüyü gömmek
-
Toplamak
- "Anası, kardeşi ile hep beraber sofrayı kaldırdılar." (Necati Cumalı)
-
Alıp başka yere götürmek
-
Uyandırmak
- "Bir gece yanında mihman olduğum / Sabah oldu deyi kaldırdın beni." (Halk türküsü)
-
Piyasadan çekmek
- "İstifçilerin piyasadan kaldırdığı mallar."
-
Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak
- "Vazoyu ortadan kaldıralım, çocuğun eline geçmesin."
-
Kaçırmak
- "Yakın köyden kaldırdığı bir yosmayı sarhoş etmekle meşguldü." (Sait Faik Abasıyanık)
-
İyi etmek, iyileştirmek
- "Bu ilaç onu yataktan kaldırdı."
-
Bir şeyden çokça satın almak
-
Tayin etmek, atamak
- "Günün birinde bu müdürü başka, daha önemli bir yere kaldırdılar, buraya da bir başka müdür getirdiler." (Memduh Şevket Esendal)
-
Yok etmek, ortadan silmek
- "Yeryüzünden hayali kaldırın, dünya bir taş ve toprak yığınından ibaret kalır." (Orhan Seyfi Orhon)
-
[nsz]
Katlanmak, tahammül etmek
- "Doğrusunu isterseniz onu çoktan kapı dışarı etmeliydim ama yüreğim kaldırmıyor, acıyorum." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[nsz]
Uygun gelmek, götürmek, yakışmak
- "Bu kumaş fazla süs kaldırmaz."
-
Çalmak, aşırmak
-
[-i]
Bulunduğu yerden almak
- ŞAŞALAMAK
-
-
[nsz]
Şaşkın bir duruma düşmek, şaşkınca davranmak, şaşırmak
- "Annemin tereddütsüz cevabından biraz şaşaladım." (Aka Gündüz)
-
[nsz]
Şaşkın bir duruma düşmek, şaşkınca davranmak, şaşırmak
- YANSITMAK
-
-
[-i]
Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak, aksettirmek
- "Ayna ışığı yansıtır. Kubbe sesi yansıtır."
-
İletmek, duyurmak, aktarmak
- "Palyaço, yaşamın sorunlarını lafsız, az lafla, ukalalığa kaçmadan yansıtmak durumundadır." (Haldun Taner)
-
[-i]
Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak, aksettirmek
- AHIRLAMAK
-
-
[nsz]
Hayvan ahırda uzun süre kalıp hamlaşmak
-
[nsz]
Hayvan ahırda uzun süre kalıp hamlaşmak
- NALLANMAK
-
-
[nsz]
Nallama işine konu olmak
-
[nsz]
Nallama işine konu olmak
- OKUNULMAK
-
-
[nsz]
Okuma işi yapılmak
- "Karanlıkta okunulmaz."
-
[nsz]
Okuma işi yapılmak