Sonunda mak olan 8 harfli 578 kelime var. MAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde mak olan kelimeler listesine ya da başında mak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A K M Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KAM
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇATLAMAK
-
-
[nsz]
Parçaları ayrılıp dağılmayacak biçimde yarılmak
- "Bardak çatladı."
-
Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak
- "Meşin ciltlerin çoğu kıvrılmış, bir kısmı da arkalarından çatlamıştı." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
-
Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek
-
[-den]
Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak
- "Neredeyse sevincinden yüreği çat deyip ortasından çatlayacaktı." (Yahya Kemal)
-
[nsz]
Parçaları ayrılıp dağılmayacak biçimde yarılmak
- YANLAMAK
-
-
[nsz]
Yana yatmak, yana dönmek
-
[-i]
Yanından geçmek
-
[-e]
Çalışıp yorulmadan başka birisinden geçinmek
- "Validenin yanına yanlamaktan başka çarem yok!" (Ercüment Ekrem Talu)
-
[nsz]
Yana yatmak, yana dönmek
- YATILMAK
-
-
[nsz]
Yatma işi yapılmak
-
[nsz]
Yatma işi yapılmak
- YORDAMAK
- ...
- ATLANMAK
-
-
[nsz]
Ata binmek
-
At edinmek
-
[nsz]
Ata binmek
- FISLAMAK
-
-
[-i]
Fısıldamak
-
Gizlice haber vermek
-
[-i]
Fısıldamak
- KIRIŞMAK
-
-
[nsz]
Bir yüzeyin düzgünlüğü bozulmak, kırışık oluşmak
- "Boynu uzamış, kararmış, yaşlı adamların boynu gibi kırışmıştı." (Yahya Kemal)
-
[nsz]
Birbirini kırmak, yok etmek, öldürmek
-
Karşılıklı kırmak
- "Çocuklar yumurta kırışıyorlar."
-
Pazarlık etmek
-
[-le]
Bahse tutuşmak
-
Bir şeyi eşit olarak paylaşmak
-
[nsz]
Bir yüzeyin düzgünlüğü bozulmak, kırışık oluşmak
- SAVAŞMAK
-
-
[nsz]
Ordu ölçüsünde iki silahlı kuvvet karşı karşıya gelip çarpışmak, vuruşmak, muharebe etmek
-
Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla mücadeleye girişmek
- "Azmi'yi bizimle beraber gelmeye pek güçlükle razı edebilmişizdir. Hatta bir kere de gazinonun kapısında bizden kaçmaya savaşmıştır." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[nsz]
Ordu ölçüsünde iki silahlı kuvvet karşı karşıya gelip çarpışmak, vuruşmak, muharebe etmek
- TANINMAK
-
-
[nsz]
Kim olduğu bilinmek
- "İçeride bir süre, tanınan bu sesin verdiği bir korku ile her şey sustu." (Refik Halit Karay)
-
Herhangi bir özelliği ile bilinmek
- "Meddahlıkta kendinden önce gelenleri geçmiş bir adam olarak tanınmıştı." (Memduh Şevket Esendal)
-
Hukuki yönden varlığı kabul edilmek
-
[nsz]
Kim olduğu bilinmek
- OYNANMAK
-
-
[nsz]
Oynama işine konu olmak
- "O gece orada ne oynanacağına bakmadan içeri daldılar." (Osman Cemal Kaygılı)
-
Herhangi biri oynamak
-
[nsz]
Oynama işine konu olmak
- ŞIRLAMAK
-
-
[nsz]
Şırıl şırıl ses çıkararak akmak
-
[nsz]
Şırıl şırıl ses çıkararak akmak
- SOYULMAK
-
-
[nsz]
Soyma işine konu olmak
- "Küçük çocuğun gözü soyulmuş bir taze badem gibi parladı." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[nsz]
Soyma işine konu olmak
- TAŞITMAK
-
-
[-i]
Taşıma işini yaptırmak
- "Bir gün gelip ölülerimizi parayla taşıtacağımızda şüphe yok, diye düşünüyordum." (Memduh Şevket Esendal)
-
[-i]
Taşıma işini yaptırmak
- AĞILAMAK
-
-
[-i]
Zehirlemek
-
Bir şeye zehir katmak
-
[-i]
Zehirlemek
- ARILAMAK
-
-
[-i]
Bir şeyde herhangi bir ayıp veya kusur bulunmadığını bildirmek, tenzih etmek
-
[-i]
Bir şeyde herhangi bir ayıp veya kusur bulunmadığını bildirmek, tenzih etmek
- SOĞUTMAK
-
-
[-i]
Soğumasını sağlamak, soğumasına sebep olmak
- "Suyu soğutmak."
-
[-den]
Herhangi bir durum, kişi, olay; birine, bir yere veya bir şeye karşı duyulan sevgi ve ilginin yok olmasına yol açmak
- "Fakat kız kardeşiyle annesinin iki ay ara ile ölmesi onu birdenbire İstanbul'dan soğutmuştu." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[-i]
Soğumasını sağlamak, soğumasına sebep olmak
- MAYIŞMAK
-
-
[nsz]
Çok yemekten, sıcaktan veya zevkten gevşemek
-
[nsz]
Çok yemekten, sıcaktan veya zevkten gevşemek
- SIYIRMAK
-
-
[-i]
Hızla sürtünerek bir şeyin yüzünden bir parça soymak, koparmak veya üzerini hafifçe yırtmak
- "Çark elini sıyırdı."
-
Sürtünerek veya çekerek bir şeyi yerinden almak, kaldırmak, düşürmek
-
Bir şeyin üstündeki örtüyü çekerek almak veya açmak
- "Genç adam ceketini çıkardı, kolunu sıyırdı, uzattı." (Peyami Safa)
-
Çekerek çıkarmak
- "Kılıcını sıyırdı."
-
Kazıyarak, silerek üzerinde veya içinde hiçbir şey bırakmamak
- "Tabağı sıyırmak. Eti sıyırmak."
-
Hafifçe dokunarak geçmek
- "Kurşun başını sıyırıp geçti."
-
Akıl sağlığını kaybetmiş olmak
-
Çekip kurtarmak
- "Hem o kız on gündür, yağmurlarla beraber devam eden çökkünlüğümden beni sıyırıp kurtaracak kudrette mi?" (Refik Halit Karay)
-
[-i]
Hızla sürtünerek bir şeyin yüzünden bir parça soymak, koparmak veya üzerini hafifçe yırtmak
- YARATMAK
-
-
[-i]
Allah, olmayan bir şeyi var etmek
- "Allah, mutlaka dünyayı kullarına sevdirmek için baharı yaratmış olacaktı!" (Ömer Seyfettin)
-
[nsz]
Zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak o zamana kadar görülmeyen yeni bir şey ortaya koymak, yapmak
- "Bir cazibe yaratmak için ne yapmalı diye düşünüyorduk." (Falih Rıfkı Atay)
-
[nsz]
Olmasına, ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak
- "Bu haber sinirli bir hava yarattı. Yangın büyük tehlike yarattı."
-
[-i]
Allah, olmayan bir şeyi var etmek
- SIKINMAK
-
-
[nsz]
Kendini sıkmak, zorlamak
-
[nsz]
Kendini sıkmak, zorlamak