Başında m olan 7 harfli 523 kelime var. M harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde m harfi olan kelimeler listesine ya da sonu m harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında m bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MARABUT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kuzey Afrika'da dervişlere verilen ad, murabıt
-
[isim]
Kuzey Afrika'da dervişlere verilen ad, murabıt
- MODAEVİ
-
-
[isim]
Moda giysilerin yapıldığı ve satıldığı yer
-
[isim]
Moda giysilerin yapıldığı ve satıldığı yer
- MUŞTULU
-
-
[sıfat]
Sevindirici, müjdeli
-
[sıfat]
Sevindirici, müjdeli
- MAKLUBE
- ...
- MALKARA
- ...
- MÜSAADE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İzin, icazet, ruhsat
- "Rica ederim, bize artık müsaade edin!" (Osman Cemal Kaygılı)
-
Elverişli, uygun olma durumu
-
[isim]
İzin, icazet, ruhsat
- MÜSABIK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Yarışçı
-
Yarışmacı
-
[isim]
Yarışçı
- MALARYA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Sıtma
-
[isim]
Sıtma
- MAÇOLUK
- ...
- METODİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Yöntemli
- "Yazdığı anıları metodik bir şekilde inceleyen bu kürsü oldu." (Haldun Taner)
-
Düzenli, derli toplu
-
[sıfat]
Yöntemli
- MİTOMAN
- ...
- MÜLEMMA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Alaca renkli, renk renk
-
[isim]
Dizelerinden her biri başka dille yazılmış şiir
-
Bulaşmış, sıvanmış
-
[sıfat]
Alaca renkli, renk renk
- MADEMKİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[bağlaç]
Madem
-
[bağlaç]
Madem
- MAZERET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kendini veya başka birini özürlü göstermek için ileri sürülen sebep, özür, bahane
- "Kabahatime mazeret, haklı sebep aramıyorum." (Aka Gündüz)
- "Kendini gösterdiğine pişman olmuş gibi görünüyor, bir mazeret bulmaya çalışıyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Bir şeyden kurtulmak veya kaçınmak için ileri sürülen gerekçe, bahane
-
[isim]
Kendini veya başka birini özürlü göstermek için ileri sürülen sebep, özür, bahane
- MİNAKOP
-
-
[isim]
Gölge balığı
-
[isim]
Gölge balığı
- MÜNASİP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Uygun, yerinde
- "O şekilde yaşayacak olsam İstanbul daha münasiptir." (Sait Faik Abasıyanık)
- "Karısını affederek onunla barışmayı daha münasip bulduğunu bildiriyordu." (Haldun Taner)
- "O makama daha gayur bir zat münasip düşüyordu." (Atilla İlhan)
- "Kendi çocukları hep kız olduğu için yeğeni Bilâl'i bu işe münasip gördü." (Halide Edip Adıvar)
-
Beğenilen, hoşa giden
- "Yaşta küçük amma boyda münasip / Sallanıyor bir fidanca dal gibi." (Dadaloğlu)
-
[sıfat]
Uygun, yerinde
- MAREŞAL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
En yüksek askerî rütbe
- "Mareşal Fevzi Çakmak."
-
Bu rütbede bulunan general, müşir
-
[isim]
En yüksek askerî rütbe
- MEVDUAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Belli bir süre sonunda veya istenildiğinde çekilmek üzere bankalara faizle yatırılan para, tevdiat
- "Vadeli mevduat. Vadesiz mevduat."
-
Yatırım
-
[isim]
Belli bir süre sonunda veya istenildiğinde çekilmek üzere bankalara faizle yatırılan para, tevdiat
- MEZHEBİ
- ...
- MİZAHLI
- ...