Başında m olan 5 harfli 346 kelime var. M harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde m harfi olan kelimeler listesine ya da sonu m harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında m bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MEŞİN
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
İşlenmiş koyun derisi
-
[sıfat]
Bu deriden yapılmış olan
- "Yağız atlar kişnedi / Meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı." (Faruk Nafiz Çamlıbel)
-
[isim]
İşlenmiş koyun derisi
- MIGRİ
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Sularımızda yaşayan bir yılan balığı türü (Conger conger)
-
[isim]
Sularımızda yaşayan bir yılan balığı türü (Conger conger)
- MAGRİ
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Yılan balığıgillerden, Avrupa kıyılarında yaşayan, eti lezzetli büyük bir balık (Conger conger)
-
[isim]
Yılan balığıgillerden, Avrupa kıyılarında yaşayan, eti lezzetli büyük bir balık (Conger conger)
- MEZAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ölünün gömülü olduğu yer, kabir, sin, makber, gömüt
- "Mezar, tabuta yakın yerdeymiş ve cenaze dilencilerle kalabalıklaşmıştı." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
Ölünün gömülü olduğu yer, kabir, sin, makber, gömüt
- MABUT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kendisine tapılan varlık
-
[isim]
Kendisine tapılan varlık
- MAKAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kıç
-
Anüs
-
Minderli alçak sedir
- "... duvardaki çiviye lambayı asarken odanın makatına yığılır gibi oldu." (Abbas Sayar )
-
Minder yüzü, minderin üzerine yayılan kumaş
-
[isim]
Kıç
- MATUF
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Bir yöne eğilmiş
-
Yöneltilmiş
-
[sıfat]
Bir yöne eğilmiş
- MAHFE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Deve, fil vb. hayvanların sırtına konulan, üzerine oturmaya yarayan sepet
- "İkide bir beni mahfesinin yanına çağırarak biraz sonra uzağından geçeceğimiz ... ebediyetin adını, varsa hikâyesini söylerdi." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
-
[isim]
Deve, fil vb. hayvanların sırtına konulan, üzerine oturmaya yarayan sepet
- MADEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral
-
[sıfat]
Bu mineralden yapılmış
- "Maden kap."
-
Maden ocağı veya maden işletmesi
-
Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak
- "Bu kütüphane bir madendir, değerini bilin."
-
Uyuşturucu, esrar, eroin
- "İstersen sana biraz maden vereyim de çek!" (Osman Cemal Kaygılı)
-
Kolay ve iyi kazanç sağlayan iş veya parası elinden kolaylıkla alınan kimse
-
Metal
-
[isim]
Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral
- MEMUR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Devlet hizmetinde aylıkla çalışan kimse, görevli
- "Kasabaya gelen her yeni memur ilk olarak beni tanır." (Tarık Buğra)
-
[sıfat]
Yükümlü
- "Sen de kaçmamasına dikkat edeceksin. Muhafazasına memursun." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Devlet hizmetinde aylıkla çalışan kimse, görevli
- MİRAÇ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Göğe çıkma
-
[isim]
Göğe çıkma
- MİZAN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Terazi
-
Tartı, ölçü aleti
-
Ölçü
-
Sağlama
-
Bir tüccarın, ticari durumunu, işinin genel sonucunu gösteren, belirli zamanlarda yaptığı hesap özeti
-
[isim]
Terazi
- MEZRU
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Ekilmiş, ekili
-
[sıfat]
Ekilmiş, ekili
- MEDİH
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Övme, övgü
- "Gel ha güzel ha methin söyleyim / Ağzın şeker, dudakların bal gibi." (Dadaloğlu)
-
[isim]
Övme, övgü
- MUHİT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Çevre, yöre, etraf
-
Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu insanlar topluluğu, çevre
- "Bir de şuuraltı dahi olsa muhitin onu göçüp giden, sönen bir insan telakki ettiğini hissetmiştim." (Halide Edip Adıvar)
-
[isim]
Çevre, yöre, etraf
- MAKAM
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Mevki, kat, yer
- "İnsan değil gökyüzündeki makamını şaşırarak yere inmiş bir melektir." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Klasik Türk müziğinde bir müzik parçası veya şarkının işleniş biçimi
-
[isim]
Mevki, kat, yer
- MÜŞİR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Mareşal
- "Sakarya zaferi ile gazi ve müşir Mustafa Kemal Paşa tam otoritesini elde etmiştir." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
Mareşal
- MUYLU
-
-
[isim]
Başka bir parça için dönme ekseni görevini yapan, silindir biçiminde parça
-
Bir milin yatağında dönmesini sağlayan bölüm
-
Bir top namlusunun iki yanına tutturulan miller
-
[isim]
Başka bir parça için dönme ekseni görevini yapan, silindir biçiminde parça
- MAKTU
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Kesilmiş, kesik
-
Kesin olarak değeri biçilmiş
-
Ölçü ile satılmayan, götürü
-
[sıfat]
Kesilmiş, kesik
- MASAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bıçak bilemeye yarayan çelikten, çubuk biçiminde araç
- "Kasap masadı. Aşçı masadı."
-
[isim]
Bıçak bilemeye yarayan çelikten, çubuk biçiminde araç