Sonunda lık olan 7 harfli 152 kelime var. LIK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde lık olan kelimeler listesine ya da başında lık olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
I K L Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KIL
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SIRTLIK
-
-
[isim]
Sırt dayayacak yer
-
[isim]
Sırt dayayacak yer
- KALPLIK
-
-
[isim]
Düzmelik, sahtelik
-
İş yapma isteksizliği
-
[isim]
Düzmelik, sahtelik
- RAZILIK
- ...
- AYIKLIK
-
-
[isim]
Ayık olma durumu
-
[isim]
Ayık olma durumu
- LALALIK
-
-
[isim]
Lala olma durumu veya lalanın görevi
- "Onlara da lalalık galiba bize düştü." (Halide Edip Adıvar)
-
[isim]
Lala olma durumu veya lalanın görevi
- AĞIRLIK
-
-
[isim]
Ağır olma durumu
- "Taşın ağırlığı."
- "Yükün ağırlığı."
- "Kimseye ağırlık olmaz, kimseyi sıkıştırmaz, iyilikten başka bir şey yapmaz." (Ömer Seyfettin)
- "Başsavcının yargıçlar arasında belli bir ağırlığı var kuşkusuz." (Ayşe Kulin)
-
Değerli olma durumu
- "Hediyenin ağırlığı."
- "Yavaş yavaş bir ağırlık çöktü. Bir sakinlik herkesi kapladı." (Memduh Şevket Esendal)
-
Ağırbaşlılık
- "Çocuğa yıllar geçtikçe bir ağırlık geldi."
-
Tehlikeli olma durumu
-
Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum
- "Havanın ağırlığı."
-
Sıkıntı
-
Çeyizini düzmek için güveyinin geline verdiği para, kalın
-
Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum
-
Yük, külfet
- "Bütün ailenin ağırlığı omuzlarındadır."
-
Takı
- "Kadın bütün ağırlığını takıp düğüne gitti."
-
Sorumluluk
- "Bu işin ağırlığını tek başıma yüklendim."
-
Etki, baskı, güçlük
-
Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak
- "Şimdi bütün ağırlığı reklama vermeli." (Atilla İlhan)
-
Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne
-
Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer
-
Uyuşukluk ve gevşeklik durumu
- "Beynime bir ağırlık peyda olmuştu." (Aka Gündüz)
-
Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri
- "Akşama doğru, ağırlığın başında bezgin neferlere iş gördürmeye uğraşıyordum." (Falih Rıfkı Atay)
-
Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke
-
Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori
-
[isim]
Ağır olma durumu
- GRAMLIK
- ...
- BALALIK
-
-
[isim]
Bala olma durumu
-
[isim]
Bala olma durumu
- DAYILIK
-
-
[isim]
Dayı olma durumu
-
Kayırıcılık
-
Kabadayılık, külhanbeylik
-
[isim]
Dayı olma durumu
- DAVALIK
-
-
[sıfat]
Davayı gerektiren
-
[sıfat]
Davayı gerektiren
- KASALIK
-
-
[isim]
Kasa yapımına elverişli ince dilinmiş tahta
-
[isim]
Kasa yapımına elverişli ince dilinmiş tahta
- ALINLIK
-
-
[isim]
Kadınların alınlarına taktıkları altın veya gümüşten süs eşyası
-
Yapılarda cephe süsü
-
[isim]
Kadınların alınlarına taktıkları altın veya gümüşten süs eşyası
- TAYALIK
-
-
[isim]
Dadılık
- "Osman Efendi, tayalık vazifesini üstüne almıştı." (Ercüment Ekrem Talu)
-
[isim]
Dadılık
- AĞAÇLIK
-
-
[isim]
Ağaç öbeği
-
Ağacı bol olan yer
- "Kendilerini saklayabilmek için yan tarafa, ağaçlığa doğru koştular." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
Ağaç öbeği
- ADCILIK
-
-
[isim]
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm
-
[isim]
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm
- AZIKLIK
-
-
[isim]
Azık olarak ayrılan veya hazırlanan yiyecekler
-
Azık koymaya yarayan kap veya torba
-
Hemen yemek üzere, harman zamanından önce biçilip savrulan ekin
-
[isim]
Azık olarak ayrılan veya hazırlanan yiyecekler
- UYARLIK
-
-
[isim]
Uygun olma durumu, uygunluk
- "Ben o aralık -üçü yirmi geçiyor- deyivermiştim. Bu uyarlığa önce kimse şaşmadı." (Haldun Taner)
-
[isim]
Uygun olma durumu, uygunluk
- ASIKLIK
- ...
- ATAKLIK
-
-
[isim]
Atak olanın durumu veya atakça iş, davranış, cüret
- "Kara Yusuf ve arkadaşlarındaki ataklık halkı sarıyor." (Tarık Buğra)
-
[isim]
Atak olanın durumu veya atakça iş, davranış, cüret
- HARÇLIK
-
-
[isim]
Ufak tefek gereksinimler için ayrılmış para
- "Yanıma epeyce yol harçlığı almıştım." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Ufak tefek gereksinimler için ayrılmış para