Sonunda lı olan 5 harfli 89 kelime var. LI ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde lı olan kelimeler listesine ya da başında lı olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HAÇLI
-
-
[sıfat]
Haçı olan
-
Üzerinde haç bulunan
-
[sıfat]
Haçı olan
- TATLI
-
-
[sıfat]
Şeker tadında olan
- "Tatlı elma. Tatlı nar."
-
Acı olmayan, acı karşıtı
- "Tatlı salatalık. Tatlı su."
-
[isim]
Şekerle veya şekerli şeylerle yapılan yiyecek
- "Baklava, revani, lokma birer tatlıdır."
-
[mecaz]
İnsanı çeken, göze, kulağa hoş gelen, rahatlatan, dinlendiren, sevindiren
- "Bu acı adam, tatlı ve nüktedandı."
-
[mecaz]
Sevimli, hoş olan
- "Görüp de sevmemek ne mümkün seni / Güzelsin, incesin, tatlısın, şensin"
-
[zarf, mecaz]
Hoşa gidecek bir biçimde, tatlılıkla
- "Anlattıklarını çok çocukça, çok tatlı anlatıyor."
-
[sıfat]
Şeker tadında olan
- KASLI
-
-
[sıfat]
Kasları sıkı, gelişmiş; adaleli, adali
-
[sıfat]
Kasları sıkı, gelişmiş; adaleli, adali
- SALLI
-
-
[sıfat]
Büyük ve geniş, sal gibi yayvan
- "Sallı bir yapı."
-
[sıfat]
Büyük ve geniş, sal gibi yayvan
- BARLI
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Üstü barlanmış olan
-
[sıfat, ağızlardan]
Üstü barlanmış olan
- TAŞLI
-
-
[sıfat]
İçinde taş olan, taş karışmış olan (tahıl, bakliyat vb.)
- "Yağsız köpüklü ayranlar içmiş, taşlı bulgur pilavı yemişler."
-
Üzerinde taş bulunan
- "Taşlı yol"
-
Üzerinde süs taşı bulunan
- "Taşlı yüzük."
-
[sıfat]
İçinde taş olan, taş karışmış olan (tahıl, bakliyat vb.)
- CAZLI
-
-
[sıfat]
Cazı olan
- "Eğer gürültülü, cazlı bir yerde yemeği tercih etmezseniz sizi lokantaya götürecektim."
-
[sıfat]
Cazı olan
- NAZLI
-
-
[sıfat]
Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen; nazende, nazenin
- "Nazlı mı nazlı, süzüm süzüm süzülen bir kız çocuğuydu."
-
Özen isteyen; nazik
-
Sağlığını, dayanıklılığını çabuk yitiren
-
[zarf]
Üstüne titrenilerek, değer verilerek
- "Ben çocukluğumdan beri gayet nazlı büyüdüm."
-
[sıfat]
Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen; nazende, nazenin
- PASLI
-
-
[sıfat]
Üzerinde pas oluşmuş, pas tutmuş, paslanmış
- "Duvarlarında ağır ve büyük paslı kılıçlar, kalkanlar, zincirler asılı dururdu."
-
[tıp]
Hastalık dolayısıyla beyaz tabakayla kaplanmış (dil)
-
[mecaz]
Huzursuz, sıkıntılı, üzgün, kararsız
- "Bir haftadan fazla süren yağmurlardan, rutubetten içinde paslı, kapanık ve sıkıntılı bir duygu belirmiş."
-
[sıfat]
Üzerinde pas oluşmuş, pas tutmuş, paslanmış
- BAĞLI
-
-
[sıfat]
Bir bağ ile tutturulmuş olan
- "Günlerden beri bağlı duran demir, sert bir hırıltıyla denize daldı."
-
Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren; vabeste
- "Ekinlerin gürleşmesi yağmura bağlıdır, Sevincimiz üzüntümüz / Hep sana bağlı"
-
Sınırlanmış, sınırlı olan
- "Tüzüğe bağlı bir işlem."
-
Kapatılmış olan
- "Bağlı geçit."
-
Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan
- "Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun bağlı kuruluşlarını ziyaret ettim."
-
Birinin emri altında bulunan, onun hâkimiyeti altında olan; tabi (I)
-
Bakınız köyaltı
-
[mecaz]
Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan
- "Çocuklarına bağlı ana."
-
[ağızlardan]
Halk inanışına göre büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek)
-
[sıfat]
Bir bağ ile tutturulmuş olan
- HARLI
-
-
[zarf]
Kuvvetli bir biçimde
- "Yüreğimizdeki uygarlaşma ateşi öylesine harlı yanıyordu ki hatalarımızı görmüyorduk."
-
[zarf]
Kuvvetli bir biçimde
- ŞAPLI
-
-
[sıfat]
İçinde şap bulunan
-
[sıfat]
İçinde şap bulunan
- ZAMLI
-
-
[sıfat]
Fiyatı arttırılmış; bindirimli
-
[zarf]
Fiyatı artırılmış olarak
-
[sıfat]
Fiyatı arttırılmış; bindirimli
- EDALI
-
-
[sıfat]
Herhangi bir biçim ve görünüşlü olan
- "... çıplak baldırlı, şalvarlı, sarıklı, hamarat tavırlı, kahraman edalı birçok yedekçiler kayıklara doğru ipler, halatlar atıyor ve kayıkları çekiyorlardı."
-
Tavırları hoş, nazlı, işveli olan
-
[sıfat]
Herhangi bir biçim ve görünüşlü olan
- SANLI
-
-
[sıfat]
Sanı olan, ünlü
-
[sıfat]
Sanı olan, ünlü
- YAYLI
-
-
[sıfat]
Yayı olan
- "Tabakanın sert yaylı kapağını tak diye kapatıyor."
-
Ok ve yayla silahlanmış
-
[isim]
Üstü ve yanları kapalı, dört tekerlekli, altında yayları olan, atla çekilen bir tür binek arabası; yaylı araba
- "Yaylımız tüketirken yolları aynı hızla / Savrulmaya başladı karlar etrafımızda"
-
[sıfat]
Yayı olan
- DUALI
-
-
[sıfat]
İçinde dua olan
-
Kendisine dua edilmiş olan
-
[sıfat]
İçinde dua olan
- MIHLI
-
-
[sıfat]
Bakınız çivili
-
[mecaz]
Dimdik, sabit
- "O telaş durumunda kımıldanamayarak sürekli mıhlı duruşları gözlerimi yoruyor ve yüreğimi eziyor."
-
[sıfat]
Bakınız çivili
- ASILI
-
-
[sıfat]
Asılmış olan; asma, asık, muallak
- "Bugün son kuraklığın on ikinci yılıdır / Hakanın baş ucunda bir kılıç asılıdır"
-
[zarf]
Asılmış bir biçimde
- "Dostlarından birine kızdı mı onun salonda asılı duran resmini alır, ayakyolunun duvarına asar."
-
[sıfat]
Asılmış olan; asma, asık, muallak
- ORALI
-
-
[sıfat]
O yerden olan
- "Oralı mıdır, değil midir, beni zerre kadar ilgilendirmez."
-
[sıfat]
O yerden olan