Sonunda lemek olan 7 harfli 24 kelime var. LEMEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde lemek olan kelimeler listesine ya da başında lemek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Lemek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E E K L M
5 Harfli Kelimeler
EKLEM, ELMEK, KELEM, MELEK
4 Harfli Kelimeler
EKME, ELEK, ELEM, EMEK, EMEL, KELE, KEME, LEKE, MEKE
3 Harfli Kelimeler
EKE, ELK, KEL, KEM
2 Harfli Kelimeler
EK, EL, EM, KE, LE, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÜÇLEMEK
-
-
[-i]
Üçe çıkarmak
-
Ürünün üçte birine karşılık, toprağını kiraya vermek
-
Tarlayı üç kez sürmek
-
[-i]
Üçe çıkarmak
- İNLEMEK
-
-
[nesnesiz]
Acı, üzüntü belirten kesik sesler çıkarmak; inildemek
- "O, inledikçe benim de yüreğim sızlıyor, sıkıntıdan damarlarımı saran yağ eriyor."
-
Gür, uğultulu, yankılı ses çıkarmak
- "Yer gök inlesin."
-
[nesnesiz]
Acı, üzüntü belirten kesik sesler çıkarmak; inildemek
- EŞLEMEK
-
-
[-i]
Benzer iki şeyi bir araya getirmek
-
[sinema, televizyon]
Ses ile görüntü arasında gerekli bağı sağlamak
-
[-i]
Benzer iki şeyi bir araya getirmek
- EKLEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyi ekle tamamlamak; beslemek, koymak, ulamak, ilave etmek
- "Bahçeye doğru bir çıkma mutfak yaptırmış, bu koca balkonu eklemiştir."
-
[-e, -i]
Bir şeyi ek olarak kullanmak
- "Bu kumaşı örtüye eklemeli."
-
[-i]
Bir şeyi ekle tamamlamak; beslemek, koymak, ulamak, ilave etmek
- İPLEMEK
-
-
[-i, argo]
Saygı göstermek, değer vermek
- "Hadi müşteriyi iplediğin yok, patrona ne demeye boş verirsin!"
-
[-i, argo]
Saygı göstermek, değer vermek
- ÜNLEMEK
-
-
[-e]
Bakınız seslenmek
- "Mustafa'ya ünle, görelim."
-
[-i]
Yüksek sesle bildirmek
- "Bir ses, sırası gelenin adını ünlüyordu."
-
[-e]
Bakınız seslenmek
- İŞLEMEK
-
-
[-i]
Bir şeye emek vererek onu daha elverişli bir duruma getirmek
-
[nesnesiz]
İnce ve süslü şeyler yapmak; nakışlamak
- "Para için işlemediğini iddia eden bu fakir ihtiyar şüphesiz sanatının âşığıydı."
-
[-e]
İçine girmek, etkilemek; nüfuz etmek
- "O uzun ve derin bakış genç adamın ta yüreğine kadar işlemişti."
-
[-e]
Bakınız nakşetmek
- "Al bayrağa narin eller işliyor zafer / Uzaklarda yaralanır kahraman nefer"
-
[nesnesiz]
İyi çalışmak, müşterisi bol olmak
- "Rabia Hanım para sıkıntısı çekecek mi? -Dükkân işliyor. Belki çekmez."
-
Durağan durumdan hareketli duruma geçmek; çalışmak
-
Herhangi bir konuyu ele alarak incelemek, öğretmek
-
Düşüncelerini herhangi birine etki yaparak benimsetmek
- "Ali Rıza Bey bu ilk çocuğu ile, bir çiçek meraklısı, bahçesiyle oynar gibi oynamış, onu ancak kendi hayalinde yaşayan mükemmel insan maddelerine göre işlemişti."
-
[-den]
Bir yerden girip çıkmak
- "Lütfügiller büyücek bahçelerinin ana yola açılan kapısından işlerlerdi."
-
[nesnesiz]
Çıban, olgunlaşma yolunda olmak
-
[nesnesiz]
Yara, kapanmamak
-
[nesnesiz]
Gidip gelmek
- "Şimdi otomobillerin, otobüslerin işledikleri asfalt caddeden bir zamanlar ne kervan ne insan geçerdi."
-
Hesapları, kayıtları düzenli olarak tutmak veya gereken yere aktarmak
- "Tayın çizelgelerini düzenliyorum, ambar defterini işliyorum."
-
Herhangi bir ürünü satışa sunulmadan önce birtakım işlemlerden geçirmek
-
[-i]
Bir şeye emek vererek onu daha elverişli bir duruma getirmek
- EYLEMEK
-
-
[-den]
Bir kişiden veya bir şeyden yoksun bırakmak
- "Yurdumdan yuvamdan eyledi beni / Yârsiz dünya malı bana pul gibi"
-
[yardımcı fiil]
Bakınız etmek
- "Arap atlar yakın eyler ırağı / Yüce dağdan aşan yollar bizimdir"
-
[-den]
Bir kişiden veya bir şeyden yoksun bırakmak
- ÖNLEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyin olmasına veya yapılmasına engel olmak
- "Bir yerden kokusu çıkarsa baban vasıtasıyla önlemek isteyecekler."
-
Ortaya çıkan veya çıkacağı düşünülen bir tehlikeyi durdurmak, önüne geçmek
- "Yakın felaketi önlemek için esaslı tedbir almak güçtür."
-
[-i]
Bir şeyin olmasına veya yapılmasına engel olmak
- EĞLEMEK
-
-
[-i]
Bakınız durdurmak
- "Deveniz gidiyordu eğleyemedim / Kıratın boşanmış bağlayamadım"
-
Bakınız oyalamak (I)
- "Beni işler eğledi de vaktinde yetişemedim."
-
Bakınız avutmak
-
[-i]
Bakınız durdurmak
- DİLEMEK
-
-
[-i]
Birinden bir şeyin yapılmasını istemek; rica etmek
- "Yalnız bu hususta beni bağışlamanızı dilerim."
-
Bir şeyin gerçekleşmesini veya olmasını istemek; arzu etmek
-
[nesnesiz]
Biri için dilekte bulunmak
- "Karadakiler her lisandan hayırlı yolculuklar dilediler."
-
[mecaz]
Kendi düşünce, görüş ve isteğini yapmak
-
[-i]
Birinden bir şeyin yapılmasını istemek; rica etmek
- BELEMEK
-
-
[-e, -i, ağızlardan]
Çocuğu kundaklamak
-
Beşiğe yatırıp bağlamak
- "Eledim eledim höllük eledim, aynalı beşikte bebek beledim, diye başlayan acıklı Erzurum türküsünde de bir anne yitirdiği yavrusuna yaktığı ağıtta bunu dile getirir."
-
Bakınız bulamak
-
[-e, -i, ağızlardan]
Çocuğu kundaklamak
- ESLEMEK
-
-
[-i, ağızlardan]
Önem vermek, aldırış etmek
-
[-i, ağızlardan]
Önem vermek, aldırış etmek
- TÜLEMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Kuş veya kümes hayvanları tüylerini değiştirmek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Kuş veya kümes hayvanları tüylerini değiştirmek
- ELLEMEK
-
-
[-i]
Elle dokunmak
- "Görüyorsunuz, ben hiçbirini ellemiyor, hiçbirini açmıyorum."
-
[-i]
Elle dokunmak
- EMLEMEK
-
-
[-i, ağızlardan]
İlaç sürmek, ilaç vermek
-
[-i, ağızlardan]
İlaç sürmek, ilaç vermek
- ÖZLEMEK
-
-
[-i]
Bir kimseyi, bir yeri veya bir şeyi görmeyi, ona kavuşmayı istemek, göreceği gelmek
- "Bütün özlediğim eserlerle bir kütüphane yapabilsem artık yapılacak bir iş kalmayacak."
-
[-i]
Bir kimseyi, bir yeri veya bir şeyi görmeyi, ona kavuşmayı istemek, göreceği gelmek
- İZLEMEK
-
-
[-i]
Birinin veya bir şeyin arkasından gitmek; takip etmek
- "Babam kaşları çatılmış, başını sallayarak izliyor bizi."
-
Zaman, süre, sıra vb. bakımından gelmek, arkasından gelmek, arkasında olmak
- "Geceyi gündüz izler."
-
Bir olayın gelişimini gözden geçirmek
- "Bu ustaca düzeni Osmanlıların her işinde izleyebilirsiniz."
-
Eğlenmek, görmek, öğrenmek için bakmak; seyretmek
- "Televizyonu izlemek."
-
Belirli bir yönde gitmek
- "Geç vakit hayvanla, Deliçay'ı izleyip gidiyordum."
-
Gözlemek, incelemek
- "Çocuk kuşu gözleriyle izledi."
-
Belirli bir tutum, davranış veya düşünceyi benimsemek
- "Bu üretim politikasını izleyeceğiz."
-
Bir şeye uymak, bağlı olmak
- "Modayı izlemek."
-
Herhangi bir olayla ilgilenmek
- "Çeşitli siyasi olaylar karşısındaki tepki ve düşüncelerini dolaylı da olsa izleyebiliyordum."
-
[-i]
Birinin veya bir şeyin arkasından gitmek; takip etmek
- ÜFLEMEK
-
-
[-e, -i]
Dudakları büzerek soluğu bir şey üzerine hızla vermek; üfürmek
- "İki senedir sigaralarının dumanlarını burnuma üflediği yetmemiş gibi şimdi de bana oyun etmeye kalkışıyor."
-
[-i]
Yanmakta olan bir şeyi söndürmek veya canlandırmak için soluk vermek
- "İdris, iskele başında salep güğümünün altındaki eleme kömürlerin küllerini üflüyor."
-
[-i]
Nefesli çalgıları çalmak
- "Arkadaş çalgısını bir iki defa üfledikten sonra döndü."
-
[-e, -i]
Dudakları büzerek soluğu bir şey üzerine hızla vermek; üfürmek
- İMLEMEK
-
-
[-i]
İm koymak, imle göstermek
-
Dolayısıyla anlatmak; ima etmek
- "Bu tür kısaltmalar, adları geçenlerin, yakından tanıdığımız kişiler olduğunu imler."
-
[-i]
İm koymak, imle göstermek