Sonunda lemek olan 7 harfli 24 kelime var. LEMEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde lemek olan kelimeler listesine ya da başında lemek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Lemek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E E K L M

5 Harfli Kelimeler

EKLEM, ELMEK, KELEM, MELEK

4 Harfli Kelimeler

EKME, ELEK, ELEM, EMEK, EMEL, KELE, KEME, LEKE, MEKE

3 Harfli Kelimeler

EKE, ELK, KEL, KEM

2 Harfli Kelimeler

EK, EL, EM, KE, LE, ME

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÜÇLEMEK

  1. [-i] Üçe çıkarmak
  2. Ürünün üçte birine karşılık, toprağını kiraya vermek
  3. Tarlayı üç kez sürmek
İNLEMEK

  1. [nesnesiz] Acı, üzüntü belirten kesik sesler çıkarmak; inildemek
    • "O, inledikçe benim de yüreğim sızlıyor, sıkıntıdan damarlarımı saran yağ eriyor." (Etem İzzet Benice)
  2. Gür, uğultulu, yankılı ses çıkarmak
    • "Yer gök inlesin."
EŞLEMEK

  1. [-i] Benzer iki şeyi bir araya getirmek
  2. [sinema, televizyon] Ses ile görüntü arasında gerekli bağı sağlamak
EKLEMEK

  1. [-i] Bir şeyi ekle tamamlamak; beslemek, koymak, ulamak, ilave etmek
    • "Bahçeye doğru bir çıkma mutfak yaptırmış, bu koca balkonu eklemiştir." (Tarık Buğra)
  2. [-e, -i] Bir şeyi ek olarak kullanmak
    • "Bu kumaşı örtüye eklemeli."
İPLEMEK

  1. [-i, argo] Saygı göstermek, değer vermek
    • "Hadi müşteriyi iplediğin yok, patrona ne demeye boş verirsin!" (Rıfat Ilgaz)
ÜNLEMEK

  1. [-e] Bakınız seslenmek
    • "Mustafa'ya ünle, görelim." (Nabizade Nâzım)
  2. [-i] Yüksek sesle bildirmek
    • "Bir ses, sırası gelenin adını ünlüyordu." (Attilâ İlhan)
İŞLEMEK

  1. [-i] Bir şeye emek vererek onu daha elverişli bir duruma getirmek
  2. [nesnesiz] İnce ve süslü şeyler yapmak; nakışlamak
    • "Para için işlemediğini iddia eden bu fakir ihtiyar şüphesiz sanatının âşığıydı." (Memduh Şevket Esendal)
  3. [-e] İçine girmek, etkilemek; nüfuz etmek
    • "O uzun ve derin bakış genç adamın ta yüreğine kadar işlemişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. [-e] Bakınız nakşetmek
    • "Al bayrağa narin eller işliyor zafer / Uzaklarda yaralanır kahraman nefer" (Enis Behiç Koryürek)
  5. [nesnesiz] İyi çalışmak, müşterisi bol olmak
    • "Rabia Hanım para sıkıntısı çekecek mi? -Dükkân işliyor. Belki çekmez." (Halide Edip Adıvar)
  6. Durağan durumdan hareketli duruma geçmek; çalışmak
  7. Herhangi bir konuyu ele alarak incelemek, öğretmek
  8. Düşüncelerini herhangi birine etki yaparak benimsetmek
    • "Ali Rıza Bey bu ilk çocuğu ile, bir çiçek meraklısı, bahçesiyle oynar gibi oynamış, onu ancak kendi hayalinde yaşayan mükemmel insan maddelerine göre işlemişti." (Reşat Nuri Güntekin)
  9. [-den] Bir yerden girip çıkmak
    • "Lütfügiller büyücek bahçelerinin ana yola açılan kapısından işlerlerdi." (Sait Faik Abasıyanık)
  10. [nesnesiz] Çıban, olgunlaşma yolunda olmak
  11. [nesnesiz] Yara, kapanmamak
  12. [nesnesiz] Gidip gelmek
    • "Şimdi otomobillerin, otobüslerin işledikleri asfalt caddeden bir zamanlar ne kervan ne insan geçerdi." (Sermet Muhtar Alus)
  13. Hesapları, kayıtları düzenli olarak tutmak veya gereken yere aktarmak
    • "Tayın çizelgelerini düzenliyorum, ambar defterini işliyorum." (Erhan Bener)
  14. Herhangi bir ürünü satışa sunulmadan önce birtakım işlemlerden geçirmek
EYLEMEK

  1. [-den] Bir kişiden veya bir şeyden yoksun bırakmak
    • "Yurdumdan yuvamdan eyledi beni / Yârsiz dünya malı bana pul gibi" (Âşık Veysel)
  2. [yardımcı fiil] Bakınız etmek
    • "Arap atlar yakın eyler ırağı / Yüce dağdan aşan yollar bizimdir" (Dadaloğlu)
ÖNLEMEK

  1. [-i] Bir şeyin olmasına veya yapılmasına engel olmak
    • "Bir yerden kokusu çıkarsa baban vasıtasıyla önlemek isteyecekler." (Sabahattin Ali)
  2. Ortaya çıkan veya çıkacağı düşünülen bir tehlikeyi durdurmak, önüne geçmek
    • "Yakın felaketi önlemek için esaslı tedbir almak güçtür." (Falih Rıfkı Atay)
EĞLEMEK

  1. [-i] Bakınız durdurmak
    • "Deveniz gidiyordu eğleyemedim / Kıratın boşanmış bağlayamadım" (Halk türküsü)
  2. Bakınız oyalamak (I)
    • "Beni işler eğledi de vaktinde yetişemedim."
  3. Bakınız avutmak
DİLEMEK

  1. [-i] Birinden bir şeyin yapılmasını istemek; rica etmek
    • "Yalnız bu hususta beni bağışlamanızı dilerim." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Bir şeyin gerçekleşmesini veya olmasını istemek; arzu etmek
  3. [nesnesiz] Biri için dilekte bulunmak
    • "Karadakiler her lisandan hayırlı yolculuklar dilediler." (Refik Halit Karay)
  4. [mecaz] Kendi düşünce, görüş ve isteğini yapmak
BELEMEK

  1. [-e, -i, ağızlardan] Çocuğu kundaklamak
  2. Beşiğe yatırıp bağlamak
    • "Eledim eledim höllük eledim, aynalı beşikte bebek beledim, diye başlayan acıklı Erzurum türküsünde de bir anne yitirdiği yavrusuna yaktığı ağıtta bunu dile getirir." (M. Necat Özgür)
  3. Bakınız bulamak
ESLEMEK

  1. [-i, ağızlardan] Önem vermek, aldırış etmek
TÜLEMEK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Kuş veya kümes hayvanları tüylerini değiştirmek
ELLEMEK

  1. [-i] Elle dokunmak
    • "Görüyorsunuz, ben hiçbirini ellemiyor, hiçbirini açmıyorum." (Yusuf Ziya Ortaç)
EMLEMEK

  1. [-i, ağızlardan] İlaç sürmek, ilaç vermek
ÖZLEMEK

  1. [-i] Bir kimseyi, bir yeri veya bir şeyi görmeyi, ona kavuşmayı istemek, göreceği gelmek
    • "Bütün özlediğim eserlerle bir kütüphane yapabilsem artık yapılacak bir iş kalmayacak." (Ahmet Haşim)
İZLEMEK

  1. [-i] Birinin veya bir şeyin arkasından gitmek; takip etmek
    • "Babam kaşları çatılmış, başını sallayarak izliyor bizi." (Ahmet Ümit)
  2. Zaman, süre, sıra vb. bakımından gelmek, arkasından gelmek, arkasında olmak
    • "Geceyi gündüz izler."
  3. Bir olayın gelişimini gözden geçirmek
    • "Bu ustaca düzeni Osmanlıların her işinde izleyebilirsiniz." (Salâh Birsel)
  4. Eğlenmek, görmek, öğrenmek için bakmak; seyretmek
    • "Televizyonu izlemek."
  5. Belirli bir yönde gitmek
    • "Geç vakit hayvanla, Deliçay'ı izleyip gidiyordum." (Halide Edip Adıvar)
  6. Gözlemek, incelemek
    • "Çocuk kuşu gözleriyle izledi."
  7. Belirli bir tutum, davranış veya düşünceyi benimsemek
    • "Bu üretim politikasını izleyeceğiz."
  8. Bir şeye uymak, bağlı olmak
    • "Modayı izlemek."
  9. Herhangi bir olayla ilgilenmek
    • "Çeşitli siyasi olaylar karşısındaki tepki ve düşüncelerini dolaylı da olsa izleyebiliyordum." (Haldun Taner)
ÜFLEMEK

  1. [-e, -i] Dudakları büzerek soluğu bir şey üzerine hızla vermek; üfürmek
    • "İki senedir sigaralarının dumanlarını burnuma üflediği yetmemiş gibi şimdi de bana oyun etmeye kalkışıyor." (Aka Gündüz)
  2. [-i] Yanmakta olan bir şeyi söndürmek veya canlandırmak için soluk vermek
    • "İdris, iskele başında salep güğümünün altındaki eleme kömürlerin küllerini üflüyor." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. [-i] Nefesli çalgıları çalmak
    • "Arkadaş çalgısını bir iki defa üfledikten sonra döndü." (Osman Cemal Kaygılı)
İMLEMEK

  1. [-i] İm koymak, imle göstermek
  2. Dolayısıyla anlatmak; ima etmek
    • "Bu tür kısaltmalar, adları geçenlerin, yakından tanıdığımız kişiler olduğunu imler." (Tomris Uyar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü