Sonunda le olan 7 harfli 42 kelime var. LE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde le olan kelimeler listesine ya da başında le olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E L Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EL, LE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PİSTOLE
- ...
- MUADELE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Eşitlik, beraberlik, denklik
-
Anlaşılmaz iş
-
Denklem
-
[isim]
Eşitlik, beraberlik, denklik
- SİLSİLE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra
- "Trende herkes uyuyor, uzun bir öksürük silsilesi ve bazı iniltilerden başka ses yok." (Halide Edip Adıvar)
-
Bilinen en eski atalardan yaşayan torunlara kadar aile sırası
- "Kökten, silsileden, anadan, babadan, ecdattan asildi." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra
- BESMELE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
"Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adı ile" anlamına gelen ve bir işe başlarken söylenilen bismillahirrahmanirrahim sözü, bismillah
- "İlk ders olarak besmeleyi öğrendiler." (Yahya Kemal Beyatlı)
- "Üç dört kişi birden besmele çekmişlerdi ve hepsi birden okumaya başlamışlardı." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
"Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adı ile" anlamına gelen ve bir işe başlarken söylenilen bismillahirrahmanirrahim sözü, bismillah
- GAMSELE
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Kauçuktan yapılmış, su geçirmeyen yağmurluk
- "İçeriye gamselelerini giymiş, gök gözlü bir adam giriyor. Sarı saçlı, gök gözlü bir civanmış." (Kemal Bilbaşar)
-
[isim]
Kauçuktan yapılmış, su geçirmeyen yağmurluk
- HERGELE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Binmeye veya yük taşımaya alıştırılmamış at veya eşek sürüsü
-
[sıfat]
Terbiyesiz, görgüsüz (kimse)
- "Sandalcı Ali it, hergele bir şeydi." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
Binmeye veya yük taşımaya alıştırılmamış at veya eşek sürüsü
- KAMUFLE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Gizlenmiş
-
[sıfat]
Gizlenmiş
- BONFİLE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Kasaplık hayvanlarda bel kemiğinin iki yanında bulunan ve yumuşaklığı dolayısıyla beğenilen et bölümü
-
Bu bölümden hazırlanan et dilimi
-
[isim]
Kasaplık hayvanlarda bel kemiğinin iki yanında bulunan ve yumuşaklığı dolayısıyla beğenilen et bölümü
- MUAMELE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Davranma, davranış
- "Bana karşı olan muamelesini beğenmedim."
- "Hanımefendimin hayatını kurtardığı için bütün hizmetkârlar ona güler yüz gösteriyor, iyi muamele ediyorlardı." (Haldun Taner)
- "İyi muamele görmekle beraber eski neşesini kaybetmişti." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
Yol, yöntem
- "Bu adam muamele bilmiyor."
-
İşlem
- "Onlar gündelik muamelelere başlayınca da benim ağzım açık kaldı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
İşlem
-
Alışveriş
- "Borsada bugün muamele olmadı."
-
[isim]
Davranma, davranış
- MİNKALE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İletki
-
[isim]
İletki
- MECELLE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kitap
-
Fıkıh hükümleriyle bu konudaki türlü içtihadı bir araya getiren, Tanzimattan sonra hazırlanmış olan, yasa yerine kullanılan eser
-
[isim]
Kitap
- İSKEMLE
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Arkalıksız sandalye
- "İskemlelerin maroken minderlerinden kendime yatak yapıyordum." (Çetin Altan)
-
Üstüne sigara tablası, çiçek vazosu vb. konulan küçük masa
-
Sandalye
- "Verilen iskemleleri, ısmarlanmak istenen kahveleri reddetti." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Arkalıksız sandalye
- ASAMBLE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Kurul
-
[isim]
Kurul
- VELVELE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Gereksiz telaş, gürültü ve heyecan
- "Çoktan böyle gürültü, kalabalık görmemiş, böyle velvele duymamıştı." (Memduh Şevket Esendal)
- "Kıyamet kopar gibi bir velvele koptu, bütün ordu surların üstüne atıldı." (Yahya Kemal Beyatlı)
- "Susun, ortalığı velveleye vermeyin! Ne bağrışıyorsunuz?" (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
Gereksiz telaş, gürültü ve heyecan
- BAŞKALE
- ...
- SEYYALE
- ...
- EZCÜMLE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[zarf]
Kısaca, özet olarak, özetle
-
Başlıca, belli başlı olarak, esas olarak
- "Başkan ezcümle şunları söyledi..."
-
[zarf]
Kısaca, özet olarak, özetle
- GULGULE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Gürültü, şamata
- "Kürekçilerin zincir gürültüleri saz ve hanendenin çıkardığı seslerle birbirine karışır, ortalığı büyük bir gulgule kaplar." (Salâh Birsel)
-
[isim]
Gürültü, şamata
- MANİPLE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Telgraf işaretlerini göndermek için bir devredeki akımı kesmekte veya yeniden vermekte kullanılan araç, manipülatör
-
[isim]
Telgraf işaretlerini göndermek için bir devredeki akımı kesmekte veya yeniden vermekte kullanılan araç, manipülatör
- NARGİLE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Tömbeki denilen bir cins tütünün dumanının sudan geçirilerek içilmesini sağlayan araç
- "Sağdan soldan nargile gurultularının yükseldiği işitiliyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Tömbeki denilen bir cins tütünün dumanının sudan geçirilerek içilmesini sağlayan araç