Sonunda le olan 5 harfli 43 kelime var. LE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde le olan kelimeler listesine ya da başında le olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E L Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EL, LE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BÖYLE
-
-
[sıfat]
Bunun gibi, buna benzer
- "Ah Şaban'ın böyle bir çocuğu, böyle bir karısı olsaydı!" (Halide Edip Adıvar)
-
[zarf]
Bu yolda, bu biçimde, hakeza
- "Böyle acıklı şeyleri ne diye yazıyorum bilmem ki?" (Aka Gündüz)
-
[zarf]
Bu derece
- "Böyle bir sevmek görülmemiştir." (Atilla İlhan)
-
[zarf]
İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz
- "Maşallah, dedi, nereden teşrif böyle?" (Peyami Safa)
-
[sıfat]
Bunun gibi, buna benzer
- HAİLE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Çok acıklı olay
-
Manzum biçimde yazılmış trajedi
-
[isim]
Çok acıklı olay
- DİCLE
- ...
- KEHLE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bit
- "Günah kirli, kehle yüklü / Çamaşırlarımı yudum." (Ahmet Muhip Dranas)
-
[isim]
Bit
- RAHLE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Üzerinde kitap okunan, yazı yazılan, bazıları açılıp kapanabilen alçak, küçük masa
- "İlk defa yeni usul bir rahleye oturtuldum." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
[isim]
Üzerinde kitap okunan, yazı yazılan, bazıları açılıp kapanabilen alçak, küçük masa
- AMELE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Gündelikle çalışan işçi, emekçi
- "Tuğla harmanındaki ameleler etrafı aradılar." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
Gündelikle çalışan işçi, emekçi
- KULLE
-
-
[isim]
Büyük bağ evi
- "Bağdaki ailelerin bütün çocuklarını kulle dışında bir başka evde toplamışlardı." (Tarık Dursun K)
-
[isim]
Büyük bağ evi
- MÖBLE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Mobilya
-
[isim]
Mobilya
- SİLLE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Elin iç yüzüyle vurulan tokat
- "Adam keçinin gerisine hafif bir sille indirdi." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Elin iç yüzüyle vurulan tokat
- RÖFLE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Saçın değişik tonlarda boyanması
-
Saçın yansıması, gölge
-
[isim]
Saçın değişik tonlarda boyanması
- GÜLLE
-
-
[isim]
Eskiden som taş veya demirden, yuvarlak bir biçimde yapılırken, günümüzde çelikten silindir biçiminde, bir ucu sivri olarak yapılan top mermisi
- "Atılan gülle ve lağımlardan kale duvarlarında geniş menfezler açıldı." (Orhan Seyfi Orhon)
-
Atletizm yarışmalarında atılan, pirinç veya pirinçten daha sert bir maddeden yapılan, erkekler için 7,257 kg, kadınlar için 4 kg olan madenî küre
- "Ayakkabılarını giymeden gülle gibi çocukların yanına düştü." (Osman Cemal Kaygılı)
-
[isim]
Eskiden som taş veya demirden, yuvarlak bir biçimde yapılırken, günümüzde çelikten silindir biçiminde, bir ucu sivri olarak yapılan top mermisi
- MEHLE
-
-
[isim]
Kasaplık hayvanların omuz başından çıkan külbastılık veya pastırmalık yumuşak et
-
[isim]
Kasaplık hayvanların omuz başından çıkan külbastılık veya pastırmalık yumuşak et
- NEZLE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Soğuk almaktan ileri gelen, burun akması, aksırma ile beliren hastalık, ingin, dumağı, zükâm, nevazil
- "Havaların değişik gitmesi, bir sıcak bir soğuk olması adamcağızı nezle etmiş, üstelik nezle göğsüne inmiştir." (Burhan Felek)
-
[isim]
Soğuk almaktan ileri gelen, burun akması, aksırma ile beliren hastalık, ingin, dumağı, zükâm, nevazil
- ŞÖYLE
-
-
[zarf]
Şunun gibi, şuna benzer biçimde
- "O zamanlar, şöyle öğleye doğru otele bir başvurup çamaşır değiştireceği varsa değiştiriyor." (Ercüment Ekrem Talu)
- "Uyumak şöyle dursun, biraz dinlenmek bile mümkün olmadı."
- "Hakkında yanlış işlem yapılmıştır. Şöyle ki..."
-
Şu yolda, şu biçimde, aşağı yukarı
- "Kendisi lisedeki ilk zamanlarını şöyle anlatmıştı." (Falih Rıfkı Atay)
-
[zarf]
Şunun gibi, şuna benzer biçimde
- HÜRLE
-
-
[isim]
Bir cins burçak
-
[isim]
Bir cins burçak
- İHALE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İş, mal vb.ni birçok istekli arasından en uygun şartlarla kabul edene verme, eksiltme veya artırma
-
[isim]
İş, mal vb.ni birçok istekli arasından en uygun şartlarla kabul edene verme, eksiltme veya artırma
- RUBLE
-
Kelime Kökeni : Rusça
-
[isim]
Rusya Federasyonu'nda geçerli olan para birimi
-
[isim]
Rusya Federasyonu'nda geçerli olan para birimi
- KİTLE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İnsan topluluğu
- "Kendimi bu acı ve acıklı kitlenin bir parçası gibi hissediyordum." (Halide Edip Adıvar)
-
Kütle
-
[isim]
İnsan topluluğu
- SUFLE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Sahnedeki oyunculara, izleyicilere duyurmadan unutulmuş bir sözü veya cümleyi hatırlatma
-
Un, şeker, yumurta vb. maddelerin muhallebi kıvamına gelinceye kadar çırpılıp pişirilmesiyle yapılan bir tür tatlı
-
[isim]
Sahnedeki oyunculara, izleyicilere duyurmadan unutulmuş bir sözü veya cümleyi hatırlatma
- KELLE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Koyun, kuzu ve keçinin pişirilmiş başı
- "İşi besbelli acele imiş... Bir koşturur ki sanırsın kelle götürüyor." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Kimi kellesinden olur padişah olayım derken, kimi de yaka paça oturtulur tahtına." (Turan Oflazoğlu)
- "Kelleyi koltuğun altına almışız, memleketteki pisliği kanımızla temizlemeye karar vermişiz." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
- "Atı kimin evinde, kimin elinde bulursa onun kellesini vurduracakmış." (Yahya Kemal)
-
Ekinlerde başak
- "Aralarında yaşlı başlı, kelle kulak yerinde, efendiden adamlar da var." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Külçe biçimindeki şeker
- "Şekerin kellesi yetmiş üç kuruştan satılıyor." (Atilla İlhan)
-
Baş, kafa
-
[isim]
Koyun, kuzu ve keçinin pişirilmiş başı