Sonunda lamak olan 9 harfli 145 kelime var. LAMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde lamak olan kelimeler listesine ya da başında lamak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Lamak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A K L M
5 Harfli Kelimeler
ALMAK, KALMA, MALAK
4 Harfli Kelimeler
AKMA, ALMA, AMAL, KALA, KAMA, LAKA, LAMA, MALA
3 Harfli Kelimeler
AKA, ALA, AMA, KAL, KAM, LAK, LAM, MAL
2 Harfli Kelimeler
AK, AL, AM, LA, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YUHALAMAK
-
-
[-i]
Birine "yuha" diye bağırmak
- "Şiir gecesinde Behçet Kemal'i yuhalamak için düzen kurduklarını işittik."
-
[-i]
Birine "yuha" diye bağırmak
- ZAMKLAMAK
-
-
[-i]
Zamk sürmek
-
Bir şeyi zamk ile yapıştırmak
-
[-i]
Zamk sürmek
- RASTLAMAK
-
-
[-e]
Bir kimse ile karşı karşıya gelmek; rast gelmek, tesadüf etmek
- "Hava kararmaya başladığında, mezarlıkta sadece bir kişiye rastladı."
-
Herhangi bir şeyle karşı karşıya gelmek
- "Birbirini bütün tedaileriyle karşılayan iki kelimeye ne aynı dilde rastlarsınız ne iki ayrı dilde."
-
Atılan şey hedefi bulmak; rast gelmek
- "Taş cama rastladı."
-
[-e]
Bir kimse ile karşı karşıya gelmek; rast gelmek, tesadüf etmek
- TELALAMAK
-
-
[-i]
İki kumaş parçası arasına tela koymak
-
[-i]
İki kumaş parçası arasına tela koymak
- YARALAMAK
-
-
[-i]
Silah, bıçak vb. bir araçla veya vurarak yara açmak
- "Kocaman bir bıçağı kuşağının arasından çıkarıp Seher'i böğründen yaraladı."
-
[mecaz]
Bakınız kırmak
- "Gururunu yaraladılar."
-
[-i]
Silah, bıçak vb. bir araçla veya vurarak yara açmak
- TUNÇLAMAK
-
-
[-i]
Tunç durumuna getirmek
- "Güneşin tunçladığı yanakları solgun ve dudakları etrafında derin ızdırap hatları var."
-
[-i]
Tunç durumuna getirmek
- MAŞALAMAK
-
-
[-i]
Maşa şeklindeki aletle saçları dalgalı, bukleli veya kıvırcık duruma getirmek; maşa yapmak
-
[-i]
Maşa şeklindeki aletle saçları dalgalı, bukleli veya kıvırcık duruma getirmek; maşa yapmak
- ODAKLAMAK
-
-
[-i, sinema, televizyon]
İyi görüntü elde etmek, görüntüyü tam odak noktasına düşürmek için alıcı merceğini ayarlamak; fokuslamak
-
[-i, sinema, televizyon]
İyi görüntü elde etmek, görüntüyü tam odak noktasına düşürmek için alıcı merceğini ayarlamak; fokuslamak
- ANIKLAMAK
-
-
[-i, eskimiş]
Bakınız hazırlamak
-
[-i, eskimiş]
Bakınız hazırlamak
- KAMALAMAK
-
-
[-i]
Kama ile yaralamak
-
[-i]
Kama ile yaralamak
- ÇIPALAMAK
-
-
[-i, denizcilik]
Gemi, kayık vb.nin dalgalara, akıntılara kapılarak yer değiştirmesini çıpa aracılığıyla önlemek
-
Gemi, kayık vb.ni çıpa aracılığıyla çıpaya bağlı halatın uzunluğu ölçüsünde, dar bir bölgede tutmak
-
[ekonomi]
Herhangi bir yatırım aracını esas almak
- "Servetini veya gelirini dolara çıpalamış tüm insanlar için hem fiyatlar genel seviyesi artmakta hem de hayat pahalılanmaktadır."
-
[-i, denizcilik]
Gemi, kayık vb.nin dalgalara, akıntılara kapılarak yer değiştirmesini çıpa aracılığıyla önlemek
- AÇIKLAMAK
-
-
[-i]
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek; izah etmek
- "İş adamları sırayla uzatılan mikrofonu alarak yapacakları yardımları açıkladı."
-
Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek; tavzih etmek
- "Ben siyasal tavrımı ağlayarak açıkladım."
-
Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak
-
Açıkça söylemek
- "Kenan Bey bunun kuru bir inanç olmadığını da ilk defa açıkladı."
-
Belirtmek, göstermek, açığa vurmak
-
[-i]
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek; izah etmek
- AVUÇLAMAK
-
-
[-i]
Avuçla kavramak, avuçla almak; apazlamak, hapazlamak
- "Kapının sarı tokmağını avuçlayıp çeviriyor, kolaycacık açılıyor kapı."
-
[-i]
Avuçla kavramak, avuçla almak; apazlamak, hapazlamak
- MAYALAMAK
-
-
[-i]
Maya koymak, içine maya karıştırmak
-
[-i]
Maya koymak, içine maya karıştırmak
- AYIPLAMAK
-
-
[-i]
Bir durumun, bir davranışın veya sözün toplumun ahlak kurallarına aykırı, utanılacak bir davranış veya söz olduğunu belirtir biçimde muhatabına söylemek
- "Ayıplama kardeş, üç gündür lakırtı orucundayım."
-
[-i]
Bir durumun, bir davranışın veya sözün toplumun ahlak kurallarına aykırı, utanılacak bir davranış veya söz olduğunu belirtir biçimde muhatabına söylemek
- KİRALAMAK
-
-
[-e, -i]
Kiraya vermek
- "Evi ona kiraladım."
-
[-i, nesnesiz]
Kira ile tutmak
- "Oturduğunuz evin alt katını bir terzi kiralamıştı."
-
[-i]
Birini belli bir ücretle belirli bir süre çalıştırmak
- "Haydutların reisiyle anlaşıp üç adamını bir ay süreyle kiraladı."
-
[-e, -i]
Kiraya vermek
- IRGALAMAK
-
-
[-i]
Yerinden oynatıp sallamak
-
[teklifsiz konuşmada]
Bakınız ilgilendirmek
- "Çirkin ya da güzel oluşum çoktandır ırgalamıyordu beni."
-
[-i]
Yerinden oynatıp sallamak
- PUANLAMAK
-
-
[-i]
Sorulara verilen cevapları puan olarak değerlendirmek; puan vermek
-
Herhangi bir konuda puan vermek
- "Buna göre kullanışlılık testi hazırlayan, uygulayan, cevaplayan ve puanlayan için kolay olmalıdır."
-
[-i]
Sorulara verilen cevapları puan olarak değerlendirmek; puan vermek
- HİZALAMAK
-
-
[-i]
Hizaya getirmek
-
[-i]
Hizaya getirmek
- KUTULAMAK
-
-
[-i]
Kutuya yerleştirmek, kutuya koymak
-
[-i]
Kutuya yerleştirmek, kutuya koymak