Sonunda lamak olan 8 harfli 151 kelime var. LAMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde lamak olan kelimeler listesine ya da başında lamak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Lamak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A K L M

5 Harfli Kelimeler

ALMAK, KALMA, MALAK

4 Harfli Kelimeler

AKMA, ALMA, AMAL, KALA, KAMA, LAKA, LAMA, MALA

3 Harfli Kelimeler

AKA, ALA, AMA, KAL, KAM, LAK, LAM, MAL

2 Harfli Kelimeler

AK, AL, AM, LA, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SAKLAMAK

  1. [-i] Elinde bulundurmak, tutmak
    • "Sarayın sükûnu bir kederli muammayı saklar gibi ağırdı." (İbrahim Alâeddin Gövsa)
  2. [-i, -de] Kaybolmaması, görünmemesi için gizli bir yere koymak, kaldırmak; hıfzetmek
    • "Paralarını kasada saklıyor."
  3. Görünmesine engel olmak, ortalıkta bulundurmamak
  4. [-i, -de] Bozulmadan doğal durumları ile durmasını sağlamak; muhafaza etmek
    • "Eti buzdolabında saklamak. Peyniri tuzlu suda saklamak."
  5. [-i, -den] Gizli tutmak, duyurmamak
    • "Batı, o büyük kaynaktan sık sık faydalanır ama iktibaslarını titizce saklar." (Cemil Meriç)
  6. [-e, -i] Birine vermek için ayırmak
    • "Bu kitabı size sakladım."
  7. [nesnesiz, mecaz] Korumak, esirgemek
    • "Allah saklasın."
PAHLAMAK

  1. [-i] Bir parçanın keskin kenarını keserek pah durumuna getirmek, keskinliğini gidermek
ŞAPLAMAK

  1. [nesnesiz] "Şap" diye ses çıkarmak
    • "Tokat şapladı."
PULLAMAK

  1. [-i] Üzerine pul yapıştırmak
    • "Zarfı pulladı."
  2. [mecaz] Pulla süslemek
    • "Çatının üstünü kiremitle pullayıp süsledi." (Lâtife Tekin)
TAŞLAMAK

  1. [-i] Taş atmak, taşa tutmak
    • "Hem bağırıyor hem atlıları taşlıyordu." (Yaşar Kemal)
  2. Bir şeyin içindeki taşları ayıklamak
  3. Taş vb. nesnelerle kumaşı beyazlatmak veya parlatmak
  4. Metal bir parçayı zımpara ile törpüleyerek yuvasına alıştırmak
  5. Taş döşemek
  6. [nesnesiz, mecaz] Üstü kapalı, iğneleyici söz söylemek
    • "Sen istediğin kadar taşla beni, gene de bir şiirle girişeceğim işe." (Azra Erhat)
YANLAMAK

  1. [nesnesiz] Yana yatmak, yana dönmek
    • "Bu evler ne kadar mütevazı, çöküp yanlamışlar." (Aka Gündüz)
  2. [-i] Yanından geçmek
  3. [-e, mecaz] Çalışıp yorulmadan başka birisinden geçinmek
    • "Validenin yanına yanlamaktan başka çarem yok!" (Ercüment Ekrem Talu)
HAYLAMAK

  1. [-i] At gibi hayvanları sürmek için seslenmek
    • "Arabacılık, sararsın burmayı, çalarsın kamçıyı, haylarsın hayvanı geçer gidersin." (Ahmet Rasim)
ÇAPLAMAK

  1. [-i] Bir şeyin enini, boyunu ölçmek; çapkımak
  2. Keresteleri dört köşe olarak kesip biçmek
VIRLAMAK

  1. [nesnesiz] Bakınız vırıldamak
ŞAKLAMAK

  1. [nesnesiz] "Şak" diye ses çıkarmak
    • "Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
TUZLAMAK

  1. [-i] Herhangi bir şeyin üzerine tuz serpmek
    • "Talât Kılıç, limonları soğanın, maydanozun üstüne sıktı, fırtlayan çekirdekleri çatalın ucuyla ve söylene söylene çıkardı, tuzladı, karıştırdı." (Muzaffer Buyrukçu)
  2. Daha fazla dayanması için peynir vb. yiyecekleri tuza yatırmak
  3. Deri, et, balık vb.nin çürümemesi veya kokmaması için içine veya arasına bolca tuz dökmek
    • "Etin erken çürümemesi için, kimseye danışmadan tuzladı, işi bitince de ağaların artırdığı etlerden yemeye koyuldu." (Eşref Ayaz)
  4. Yara vb.nin iyileşmesi için üzerine tuz dökmek
  5. [ağızlardan] Keçilerin yalayarak tuz ihtiyacını karşılaması için kayaların üzerine tuz serpmek
  6. [ağızlardan] Hastalıklar ondan uzak olsun, kaderi rahmetli babasına benzemesin, diye yeni doğan bebeğin bedenini tuzla ovmak
    • "Ebe, çocuğu tuzladı, göbeğini kesti, iğne ile kulaklarında küpe deliği açtı." (Reşat Enis Aygen)
ÇATLAMAK

  1. [nesnesiz] Parçaları ayrılıp dağılmayacak bir biçimde yarılmak
    • "Eğer çay doldururken bardak çatlarsa, üzerlerinde nazar olduğuna hükmeder, gidip bir koşu ateşte tuz çevirirdi." (Elif Şafak)
  2. Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak
    • "Meşin ciltlerin çoğu kıvrılmış, bir kısmı da arkalarından çatlamıştı." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  3. [mecaz] Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek
  4. [-den, mecaz] Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak
    • "Neredeyse sevincinden yüreği çat deyip ortasından çatlayacaktı." (Yaşar Kemal)
  5. Ses pürüzlü, bozuk çıkmak
VINLAMAK

  1. [nesnesiz] Dönerken veya düz bir doğrultuda hızla hareket ederken "vın" diye ses çıkarmak
    • "Bir kurşun vınlayarak başımın üzerinden geçti gitti." (Tarık Dursun K)
KAŞLAMAK

  1. [-i] Yüzüğün taşını kaşa oturtmak
SAPLAMAK

  1. [-e, -i] Hızla batırmak
    • "Bıçağı sapladı."
CAVLAMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Tüyünü dökmek, çıplak kalmak
ÇULLAMAK

  1. [-i] Hayvana çul örtmek
  2. [-e] Fırtınalı denizde dalgalar güverteye su atmak
KUTLAMAK

  1. [-i] Mutlu bir olaya sevinildiğini söz, yazı veya armağanla anlatmak; kutlulamak, tebrik etmek
  2. Önemli bir olayın gerçekleşmesinin yıl dönümü dolayısıyla tören yapmak; tesit etmek
    • "Ben her sene 11 Mayıs'ta doğum günümü kutlarım." (Burhan Felek)
POZLAMAK

  1. [-i] Çekilen fotoğrafın doğru oranlarda ışık almasını sağlamak
    • "Bu dönemki denemelerde problem ya fazla pozlayıp görüntünün kararması ya da az pozlayıp görüntünün sabitlenememesi olmuştur." (Özgür Külcü)
OYALAMAK

  1. [-i] Belirli bir süre birinin dikkat ve ilgisini başka bir şey üzerine çekmek, meşgul etmek; bekletmek, eğlemek
    • "Gazino varmış / Denize karşı / Beni oyalarmış / Dükkânlarıyla çarşı" (Behçet Necatigil)
  2. Vakit kazanmak için aldatmak
  3. Eğlendirmek, hoşça vakit geçirtmek
    • "Biz onu eğlendirdiğimiz kadar o da bizi oyalamıştı." (Falih Rıfkı Atay)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü