Sonunda lamak olan 7 harfli 25 kelime var. LAMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde lamak olan kelimeler listesine ya da başında lamak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Lamak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A K L M
5 Harfli Kelimeler
ALMAK, KALMA, MALAK
4 Harfli Kelimeler
AKMA, ALMA, AMAL, KALA, KAMA, LAKA, LAMA, MALA
3 Harfli Kelimeler
AKA, ALA, AMA, KAL, KAM, LAK, LAM, MAL
2 Harfli Kelimeler
AK, AL, AM, LA, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ANLAMAK
-
-
[-i]
Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak; fehmetmek
- "Yıldızın hemen altında, namluya benzer bir başka şekil var, bunun bir tabanca olduğunu anlamakta gecikmiyorum."
-
Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek; fehmetmek
-
Sorup öğrenmek
-
Doğru ve yerinde bulmak
- "Hani bunu anladık ama!"
-
Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek; çakozlamak, fehmetmek
- "Kabul etmeyeceğini ben daha o gün anlamıştım."
-
[-den]
Bir şey hakkında bilgisi bulunmak
- "Hele bir de denizcilikten anlamıyorsanız su üstünde bahadırlık göstermek yerine beceriksizlik göstereceksiniz demektir."
-
[nesnesiz, -den]
Yarar sağlamak
- "Bu ilaçtan hiçbir şey anlamadım."
-
[-i]
Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak; fehmetmek
- AYLAMAK
-
-
[-de, ağızlardan]
Bir aylık süreyi geçirmek
-
Bir yerde aylarca kalmak
-
[-de]
Ayı dolduran bir süre geçirmek, aylarca kalmak
-
[-de, ağızlardan]
Bir aylık süreyi geçirmek
- OHLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Oh sesini çıkarmak
- "Nefesini boşaltmış gibi ohlayarak bekledi."
-
Rahata ermek, rahata kavuşmak, rahat bir soluk almak
- "Üç ay geçti, daha yeni ohladım."
-
[nesnesiz]
Oh sesini çıkarmak
- UYLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Sürekli aynı şeyi yapmak, bıktıracak kadar tekrarlamak
- "Şu Fakiha Abla da amma uyladı ha!... Gidip gelip soruyor: Bir şey var mı?"
-
[nesnesiz]
Sürekli aynı şeyi yapmak, bıktıracak kadar tekrarlamak
- IHLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Hastalıktan veya yorgunluktan inler gibi "ıh" sesi çıkarmak
-
[nesnesiz]
Hastalıktan veya yorgunluktan inler gibi "ıh" sesi çıkarmak
- OKLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Ok gibi fırlamak
-
[-i]
Okla vurmak
-
[nesnesiz]
Ok gibi fırlamak
- AVLAMAK
-
-
[-i]
Bir avı diri veya ölü olarak ele geçirmek; tutmak
-
[mecaz]
Tuzağa düşürmek, kurnazlıkla kandırmak
-
[-i]
Bir avı diri veya ölü olarak ele geçirmek; tutmak
- IRLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Türkü, şarkı söylemek; yırlamak
- "Bu çocuk kafilesi 'Allah Deyü Deyü' ilahisini cumhurca ırlayarak yola düzüldüler."
-
[nesnesiz]
Türkü, şarkı söylemek; yırlamak
- ALLAMAK
-
-
[-i]
Kırmızı duruma getirmek
-
[-i]
Kırmızı duruma getirmek
- UNLAMAK
-
-
[-i]
Una bulamak
-
Üzerine un serpmek
-
[-i]
Una bulamak
- ISLAMAK
-
-
[-i]
Bakınız ıslatmak
- "Su kenarında davulcu mendilini ıslayarak tıraşlı kafasına yapıştırdı."
-
[-i]
Bakınız ıslatmak
- SULAMAK
-
-
[-i]
Toprak, bitki, hayvan vb.ne su vermek
- "Babası çiçekleri suluyor ve öksürüyordu."
-
Hayvana su vermek
-
[argo]
Para ödemek, vermek, harcamak
- "Sabah sabah beş milyon lirayı suladık."
-
[-i]
Toprak, bitki, hayvan vb.ne su vermek
- ATLAMAK
-
-
[-den]
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak
- "Kızın fırlayıp gittiğini gören Tolga duvardan atladı, etrafı kolaçan ederek çantaya gitti."
-
[-e, -den]
Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak
- "Çukura atlamak."
-
[-e]
Bakınız binmek
- "Atlasam bir vapura, şehre insem diyorum."
-
[-i]
Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek
-
[-i]
Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek
-
[-i]
Sınıfı okumadan geçmek
- "Birinci sınıfı atladı."
-
Bakınız inmek
- "Otomobilden atlayıp vapura doğru seğirten bir adama tutup sual sorulur mu?"
-
[-de, mecaz]
Yanılmak, aldanmak
-
[mecaz]
Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek
-
[-den]
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak
- AĞLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek
- "Annemi ölmüş gördüm rüyamda / Ağlayarak uyanmışım"
-
[mecaz]
Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak
-
[-den, mecaz]
Herhangi bir şeyden yakınmak
-
[-e, mecaz]
Bir duruma üzülmek
- "Şu kara bahtıma ağlıyorum."
-
[nesnesiz]
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek
- AHLAMAK
-
-
[nesnesiz]
İç çekmek, ah etmek, ah çeker gibi ses çıkarmak
- "Hatta kızın küçümseyişlerine katlandı, gözyaşları döktü, inledi, ahladı."
-
[nesnesiz]
İç çekmek, ah etmek, ah çeker gibi ses çıkarmak
- IKLAMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Yük altında güçlükle solumak
-
Ağlarken bunalır ve soluğu kesilir gibi iç çekmek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Yük altında güçlükle solumak
- YALAMAK
-
-
[-i]
Bir şeyin üzerinden dilini sürüp geçirmek
-
Dilini gezdirerek bir şeyin üzerindekini almak
- "Kara üzüm tıkınıyor ya, parmak uçlarına bulaşan görünmez balını teker teker yalıyor."
-
[mecaz]
Sıyırarak, dokunarak geçmek
- "Bir güneş parçası binanın yüzünü yalayarak açık kapılardan içeri giriyor."
-
[denizcilik]
Dalgalar geminin içine girmeyip yalnız bordasını sıyırarak geçmek
-
[-i]
Bir şeyin üzerinden dilini sürüp geçirmek
- OTLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Hayvan, dolaşarak yerdeki ot, çimen, yaprak vb.ni yemek; yayılmak
- "Çimenler üzerinde çocuklar oynuyor, kuzular otluyor."
-
[mecaz]
Meşgul olmak
- "Liseyi bitirmiş, üniversiteye gitmiş, birkaç sene otlamış orada, çakmış."
-
[argo]
Para ve emek harcamadan başkalarının sırtından geçinmek
-
[nesnesiz]
Hayvan, dolaşarak yerdeki ot, çimen, yaprak vb.ni yemek; yayılmak
- DOLAMAK
-
-
[-e, -i]
İplik, şerit, tel vb. nesneleri bir şeyin üzerine döndürerek sarmak
- "İpleri sedirlerin bacaklarına doladılar."
-
Sarmak, kavuşturmak
- "Annem yerinden kalktı, yanıma geldi, bir kolunu uzatarak omzuna doladı."
-
[-e, -i]
İplik, şerit, tel vb. nesneleri bir şeyin üzerine döndürerek sarmak
- OYLAMAK
-
-
[-i]
Oya koymak veya oya sunmak
-
[-i]
Oya koymak veya oya sunmak