Sonunda la olan 6 harfli 45 kelime var. LA ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde la olan kelimeler listesine ya da başında la olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A L Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- VİDALA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Çanta ve ayakkabı yapılan tabaklanmış dana derisi
-
[isim]
Çanta ve ayakkabı yapılan tabaklanmış dana derisi
- ÇAVELA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Tutulan balıkların içine konduğu sepet, çavalye
-
[isim]
Tutulan balıkların içine konduğu sepet, çavalye
- İPSALA
- ...
- MORULA
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Blastula
-
[isim]
Blastula
- GÜVELA
-
-
[isim]
Açık yeşil, maviye çalan göz rengi
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Karabuğday rengindeki esmer simasının üzerinde bir çift duru bakışlı güvela gözleri vardı." (Ercüment Ekrem Talu)
-
[isim]
Açık yeşil, maviye çalan göz rengi
- RİYALA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Osmanlı donanmasında tuğamirale eş bir rütbe
-
[isim]
Osmanlı donanmasında tuğamirale eş bir rütbe
- FANİLA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Genellikle ince pamuk ipliğinden dokunmuş, ten üzerine giyilen iç çamaşırı
- "Nihat'ı birkaç fanila ile sımsıkı giydirerek bitişik odada, karyolaya oturttu." (Peyami Safa)
-
[sıfat]
Yumuşak yünden örülmüş veya dokunmuş, hafif ve gevşek (kumaş)
- "Fanila örtü."
-
[isim]
Genellikle ince pamuk ipliğinden dokunmuş, ten üzerine giyilen iç çamaşırı
- TATULA
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Patlıcangillerden, çiçekleri beyaz veya mor renkte, meyveleri dikenli, hekimlikte kasların kasılmasını gidermek üzere kullanılan bir yıllık ve otsu bir bitki, şeytan elması, boru çiçeği (Datura stramonium)
-
[isim]
Patlıcangillerden, çiçekleri beyaz veya mor renkte, meyveleri dikenli, hekimlikte kasların kasılmasını gidermek üzere kullanılan bir yıllık ve otsu bir bitki, şeytan elması, boru çiçeği (Datura stramonium)
- ORANLA
-
-
[zarf]
Herhangi bir şeye göre, herhangi bir şeyle kıyaslayarak, nispeten
- "Kahve caddeye oranla azıcık geride, bir bahçe içinde." (Salâh Birsel)
-
[zarf]
Herhangi bir şeye göre, herhangi bir şeyle kıyaslayarak, nispeten
- MANİLA
- ...
- MESELA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[edat]
Söz gelişi
- "Bir hayvan mesela bir kedi..."
-
[edat]
Söz gelişi
- EVVELA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Önce, ilk önce, ilkin
- "Başını ellerinin içine alarak evvela kendini bir tartmak istedi." (Peyami Safa)
-
[zarf]
Önce, ilk önce, ilkin
- BUDALA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Zekâca geri olan (kimse), alık
- "Biz ondan yaşlı üç akıllı bu budalaya inandık." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Ahmak, bön
- "Kendisi için bu budalaların arasında bir dakika geçirmek artık bir asır kaybetmeye müsaviydi." (Ömer Seyfettin)
-
Bir şeye aşırı düşkün
- "Kibarlık budalası."
-
[sıfat]
Zekâca geri olan (kimse), alık
- SİGALA
-
-
[isim]
Sığla
-
[isim]
Sığla
- İNATLA
- ...
- VİYOLA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Kemana benzer, kemandan büyük bir çalgı, alto
-
[isim]
Kemana benzer, kemandan büyük bir çalgı, alto
- KAVALA
-
-
[isim]
Genellikle Arapların kullandığı kamıştan yapılan bir tür üflemeli çalgı aleti
-
[isim]
Genellikle Arapların kullandığı kamıştan yapılan bir tür üflemeli çalgı aleti
- PAROLA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Askerlerin birbirlerini tanımalarını sağlayan ve kendi aralarında önceden kararlaştırdıkları kelime veya söz
- "Bir asker uzaktan, görünmeyen bir yerden parola soruyordu." (Memduh Şevket Esendal)
-
Varılmak istenen amacı özetleyen söz
- "Öyleyse ya istiklal ya ölüm! İşte hakiki kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktı." (Atatürk)
-
Gizlilik ortamında insanların birbirini tanımalarını ve anlaşmalarını sağlayan işaret
- "Eşinin balkona asacağı çamaşırların parolasından İngiliz polisinin o gün kendini evde arayıp aramadığını ve civarda nöbet tutup tutmadığını anlar." (Haldun Taner)
-
[isim]
Askerlerin birbirlerini tanımalarını sağlayan ve kendi aralarında önceden kararlaştırdıkları kelime veya söz
- FAZILA
- ...
- FASILA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Aralık, ara, kesinti
- "Kısa bir fasıladan sonra kadının sesi tekrar işitildi." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Birer kart göndererek baş ağrılarından dolayı bu kabullere fasıla verdiğini bildirmişti." (Peyami Safa)
-
[isim]
Aralık, ara, kesinti