Sonunda la olan 4 harfli 28 kelime var. LA ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde la olan kelimeler listesine ya da başında la olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

La Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A L

2 Harfli Kelimeler

AL, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

URLA

  1. [isim] İzmir iline bağlı ilçelerden biri
BULA

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız yenge
PALA

Kelime Kökeni: İtalyanca pala

  1. [isim] Kavisli, kısa, uç bölümü geniş, kabzasına doğru daralan bir tür kılıç
    • "Belindeki kısa palasıyla ve omuzunda gri tüfeğiyle masanın kenarına oturdu." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Kürek vb. araçların, enli ve yassı bölümü
  3. Bir yere çaprazlama konulan yassı kiriş veya kereste
SELA

Kelime Kökeni: Arapça ṣalāʾ

  1. [isim, din bilimi] Müslümanları bayram veya cuma namazına çağırmak, bazı yerlerde cenaze için kılınacak namazı haber vermek amacıyla minarelerde okunan dua
    • "Su selası, gündüz, vakitli vakitsiz verilirdi." (Yahya Kemal Beyatlı)
MOLA

Kelime Kökeni: İtalyanca mola

  1. [isim] Yorgunluğu gidermek için duraklama
    • "Aslında, molaya benim niyetim yoktu." (Kemal Tahir)
  2. Ara verme
    • "… şiir konusuna dalmış olan bayan sözüne hiç mola vermiyordu ki bana da söz sırası gelsin." (Aziz Nesin)
  3. [denizcilik] "Bırak, koyuver, gevşet” emri
    • "Savulun varda! İskeleyi çek! Halatı bırak! Mola et!" (Ahmet Rasim)
  4. [spor] Voleybol ve basketbolda takımların oyun içinde taktik alışverişleri yapmak için aldıkları dinlenme
İLLA

Kelime Kökeni: Arapça illā

  1. [zarf] Ne olursa olsun, hangi şartta olursa olsun; ille, illaki
    • "İlla seni evine kadar geçireceğim diye ayak diriyor." (Haldun Taner)
  2. Hele, özellikle
  3. Bakınız kesinlikle
MALA

Kelime Kökeni: Farsça māle

  1. [isim] Harç alıp sürmeye yarayan, çoğu üçgen biçiminde, yassı biçimli, tahta saplı, demirden sıvama aracı
TELA

Kelime Kökeni: İtalyanca tela

  1. [isim] Kumaşla astar arasına konularak giysinin dik durmasını sağlayan kolalı bez
HELA

Kelime Kökeni: Arapça ḫalā

  1. [isim] Bakınız tuvalet
KOLA

Kelime Kökeni: İtalyanca colla

  1. [isim] Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta
  2. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı
  3. Bakınız kolalama
    • "Zaten bu devirde kola, ütü bir evin baş işlerindendir." (Refik Halit Karay)
BALA

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız yavru
    • "Ağlama ceylan balası / Sızlama ceylan balası / Gider gözün karası" (Halk türküsü)
  2. Bakınız çocuk
KALA

  1. [zarf] Kaldığında
    • "Frankfurt'a gece yarısından sonra ikiye yirmi kala vardık." (Ahmet Haşim)
CİLA

Kelime Kökeni: Arapça cilāʾ

  1. [isim] Bir şeyi parlatmak için kullanılan kimyasal bileşik
    • "Üzerine özenle dizilmiş boya kutuları, parlatma bezleri, ayakkabı cilası ve fırça yerlere saçıldı." (Ayhan Çelik)
  2. Bir kişinin veya bir şeyin dış görünüşündeki parlaklık
  3. [mecaz] Bir şeydeki aldatıcı, göz boyayıcı durum
  4. [mecaz] Gereksiz süs veya gösteriş
  5. [argo] Sert içkiden sonra içilen hafif içki
ZULA

  1. [isim] Kaçak ve yasak şeylerin saklandığı gizli yer
    • "Hasan Kaptan, iskelenin altında hem gözcülük yapıyor hem de benim iple bağladığım sandıkları yukarı çekip zulaya yerleştiriyordu." (Hasan İzzettin Dinamo)
  2. Rağbet gören ve sayısı az olan şeylerin zamanı geldiğinde kullanılmak üzere saklandığı yer
    • "Bilet satışındaki kıza, tiyatrocu olduğumuzu söyledik; bize kıyıdan, köşeden, zuladan, iadeden yer buluyor." (Ferhan Şensoy)
ABLA

  1. [isim] Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi; aba, bacı
    • "Bir Türk on dört yaşına girdi mi annesinden, ablasından, kız kardeşinden ve nihayet teyzesinden ve halasından başka bir kadının yüzünü göremez." (Ömer Seyfettin)
  2. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın
    • "Hatırda kalan şey değişmez zamanla / Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye abla" (Ahmet Muhip Dıranas)
  3. [argo] Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın; çaça, mama (II)
    • "Bir akşam gel benimle, gidelim bir sarhoşluk edelim, ablaları şöyle bir dolaşalım." (Memduh Şevket Esendal)
  4. [teklifsiz konuşmada] Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz
    • "Abla be, ne şanslı kadınsın, haftada iki kere çiçek geliyor. Ama helal olsun sana, adama kan kusturuyorsun be abla, demişti Serkan." (Yaşar İşgörenler)
LALA

Kelime Kökeni: Farsça lālā

  1. [isim, eskimiş] Çocuğun bakım, eğitim ve öğretimiyle görevli kimse
    • "Mekteple ev arasında daima bir lalanın refakatinde gidip gelmeye alıştı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [tarih] Şehzadelerin özel eğitmenleri
  3. [ünlem] Padişahların vezirlerine seslenirken kullandıkları bir söz
LİLA

Kelime Kökeni: Fransızca lilas

  1. [sıfat] Leylak renginde olan, açık mor
  2. [isim] Bu renk
EVLA

Kelime Kökeni: Arapça evlāʾ

  1. [sıfat] Daha iyi
    • "Bir şeyi bilmek, onun cahili olmaktan evladır, diyen bir hadis vardır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
HALA

Kelime Kökeni: Arapça ḫāle

  1. [isim] Babanın kız kardeşi; bibi
    • "Halamın çevresi değişmiş, hayat standardı değişmişti ama üç yeğenine olan sevgisi, ilgisi azalmamıştı." (Can Kozanoğlu)
KULA

  1. [isim] Gövdenin sarı veya kirli sarı renkte, yele, kuyruk ve bacağın alt kısmındaki kılların koyu renkte olduğu at donu
  2. [sıfat] Bu renkte olan (at)
    • "Yanında dizgini boynuna bırakılmış bir kula at vardı." (Reşat Nuri Güntekin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü