Başında l olan 8 harfli 98 kelime var. L harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde l harfi olan kelimeler listesine ya da sonu l harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında l bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- LACİVERT
-
Kelime Kökeni: Farsça lācverd
-
[isim]
Mor ve mavinin karışımından ortaya çıkan renk
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Bir lacivert pardösü almanın daha iyi olacağına karar verdi."
-
[isim]
Mor ve mavinin karışımından ortaya çıkan renk
- LİMANLIK
-
-
[sıfat]
Liman gibi kullanılan, liman kurmaya elverişli (yer)
-
Yatışmış, dalgasız, sakin (deniz, hava)
- "… Kâğıthane civarına hava limanlık olursa on akçeye, deniz yavuz olursa on beş akçeye gidilirdi."
-
[sıfat]
Liman gibi kullanılan, liman kurmaya elverişli (yer)
- LATEKSLİ
-
-
[sıfat]
Özünde lateks bulunduran
-
[sıfat]
Özünde lateks bulunduran
- LİMONATA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca limonada
-
[isim]
Su, şeker ve limon suyundan yapılan şerbet
- "Fahri'nin canı soğuk bir limonata istiyor."
-
[isim]
Su, şeker ve limon suyundan yapılan şerbet
- LARVACIL
-
-
[sıfat, hayvan bilimi]
Larvayla beslenen (hayvan)
-
[sıfat, hayvan bilimi]
Larvayla beslenen (hayvan)
- LABORANT
-
Kelime Kökeni: Almanca Laborant
-
[isim]
Araştırmalarda, laboratuvar deneylerinde yardımcı olarak çalıştırılan kimse
- "Röntgen hademesi ile laborantı kandırıp bir radyografisini çektirmişti."
-
[isim]
Araştırmalarda, laboratuvar deneylerinde yardımcı olarak çalıştırılan kimse
- LASTİKÇİ
-
-
[isim]
Lastik ürünlerini yapan veya satan kimse
-
Taşıt lastiği satan veya onaran kimse
- "Lastiği patlamıştı ve tamir ettirecek lastikçi arıyordu."
-
[isim]
Lastik ürünlerini yapan veya satan kimse
- LOĞLAMAK
-
-
[-i, ağızlardan]
Üzerinde loğ gezdirip toprağı bastırmak, sıkıştırmak
- "Dama toprak çekip, müteaddit defalar loğlayıp akıntının önüne geçinceye kadar geceleri hep şemsiye ile yattık."
-
[-i, ağızlardan]
Üzerinde loğ gezdirip toprağı bastırmak, sıkıştırmak
- LAKLAMAK
-
-
[-i]
Laka veya vernik sürmek
-
[-i]
Laka veya vernik sürmek
- LATİFECİ
-
-
[sıfat]
Bakınız şakacı
- "Acaba küçük hanım, latifeci bir adam diye işittiği için benimle böyle, zarifane bir şaka mı ediyordu?"
-
[sıfat]
Bakınız şakacı
- LİNOLYUM
-
Kelime Kökeni: Fransızca linoléum
-
[isim]
Yer döşemesi olarak kullanılan, üzeri keten yağı ve mantar tozuyla kaplanmış jüt bezi; muşamba
- "Ben bir tek odada oturuyorum. Döşeme linolyum döşeli."
-
[isim]
Yer döşemesi olarak kullanılan, üzeri keten yağı ve mantar tozuyla kaplanmış jüt bezi; muşamba
- LOKALİZE
-
Kelime Kökeni: Fransızca localisé
-
[isim]
“Yeri ve niteliği belirlenilmek, sınırlanılmak” anlamındaki lokalize edilmek, “yerini ve niteliğini belirlemek, sınırlamak” anlamındaki lokalize etmek, “yeri ve niteliği belirlenmek, sınırlanmak” anlamındaki lokalize olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
- "Bu sebeplerden Arzawa’nın Likya’da lokalize edilmesinin doğru olmadığını kabul etmiştir."
-
[isim]
“Yeri ve niteliği belirlenilmek, sınırlanılmak” anlamındaki lokalize edilmek, “yerini ve niteliğini belirlemek, sınırlamak” anlamındaki lokalize etmek, “yeri ve niteliği belirlenmek, sınırlanmak” anlamındaki lokalize olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
- LİTOSFER
-
Kelime Kökeni: Fransızca lithosphère
-
[isim, jeoloji]
Bakınız taş yuvarı
- "Litosfer, oluşmaya başladığı andan itibaren iç ve dış kuvvetlerin etkisi altında kaldığından devamlı değişen rölyef şekillerine sahip olmuştur."
-
[isim, jeoloji]
Bakınız taş yuvarı
- LATİNLİK
-
-
[isim]
Latin olma durumu
-
[isim]
Latin olma durumu
- LAHURAKİ
-
-
[sıfat]
Lahor'da yapılan (bir tür şal kumaşı); lahuri
- "Hasan lahuraki kumaştan bir entariyi Fatma Hanım'a uzattı."
-
[sıfat]
Lahor'da yapılan (bir tür şal kumaşı); lahuri
- LAHMACUN
-
Kelime Kökeni: Arapça laḥm + ʿacīn
-
[isim]
Üstüne kıyma, kıyılmış soğan, maydanoz ve baharat konularak fırında pişirilen pide türü bir yiyecek
-
[isim]
Üstüne kıyma, kıyılmış soğan, maydanoz ve baharat konularak fırında pişirilen pide türü bir yiyecek
- LEFFETME
-
-
[isim]
Leffetmek işi
-
[isim]
Leffetmek işi
- LİFLEŞME
-
-
[isim]
Lifleşmek durumu veya biçimi
-
[isim]
Lifleşmek durumu veya biçimi
- LÜZUMSUZ
-
-
[sıfat]
Bakınız gereksiz
- "Birtakım resmî sıfatlı insanlar onun vücudunu lüzumsuz ilan ettiler."
- "Kadının bu lüzumsuz merakı canımı sıkıyordu."
-
[sıfat]
Bakınız gereksiz
- LİBASSIZ
-
-
[sıfat]
Bakınız giysisiz
-
[sıfat]
Bakınız giysisiz