Başında l olan 3 harfli 32 kelime var. L harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde l harfi olan kelimeler listesine ya da sonu l harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında l bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- LİF
-
Kelime Kökeni: Arapça līf
-
[isim]
Her türlü maddeyi oluşturan çok ince ve uzun parça
- "Ihlamur lifleriyle tavana asılmış kış kavunları gözünün önüne geliyordu."
-
Hayvan, bitki, mineral vb. doğal maddelerden elde edilen ince iplik
-
Besinlerin vücutta bağırsak enzimleri tarafından sindirilemeyen kısmı
-
Yıkanmak için kullanılan bitki telleri demeti veya türlü ipliklerden yapılmış örgü
- "Yumuşak lifi alarak kurnaya batırdı."
-
[biyoloji]
Bakınız tel
-
[isim]
Her türlü maddeyi oluşturan çok ince ve uzun parça
- LİG
-
Kelime Kökeni: Fransızca ligue
-
[isim, spor]
Takımların belli kurallar çerçevesinde karşılıklı olarak iç ve dış sahalarda karşılaştıkları yarışma grubu
-
[isim, spor]
Takımların belli kurallar çerçevesinde karşılıklı olarak iç ve dış sahalarda karşılaştıkları yarışma grubu
- LÜK
-
Kelime Kökeni: Farsça luk
-
[isim, eskimiş]
Boyacılıkta kullanılan Hint zamkı
-
[isim, eskimiş]
Boyacılıkta kullanılan Hint zamkı
- LÖK
-
-
[isim, ağızlardan]
Yedi yaşından büyük erkek boz deve
- "Hürriyet Meydanı’nın en göz alıcı yerine gelmiş, lök gibi oturmuş."
-
[isim, ağızlardan]
Yedi yaşından büyük erkek boz deve
- LİM
-
Kelime Kökeni: Fransızca lime
-
[isim]
Küçük limon
-
[isim]
Küçük limon
- LUP
-
Kelime Kökeni: Fransızca loupe
-
[isim]
Bir tür büyüteç
- "Sol gözüne lupunu iliştirmiş, beyaz taş yüzüğü, bir türlü elinden bırakamıyordu."
-
[isim]
Bir tür büyüteç
- LİR
-
Kelime Kökeni: Fransızca lyre
-
[isim, müzik]
Kaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı
-
[isim, müzik]
Kaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı
- LÜP
-
-
[isim, argo]
Emek vermeden ele geçirilen şey
- "Lüpe bayılır. Lüp buldu mu dayanamaz."
-
Büyükçe bir şeyin birdenbire ve kolaylıkla yutulmasını anlatan ses
-
Bakınız evin
-
[isim, argo]
Emek vermeden ele geçirilen şey
- LÖP
-
-
[sıfat]
Bakınız lop (I)
-
[sıfat]
Bakınız lop (I)
- LÖS
-
Kelime Kökeni: Almanca Löss
-
[isim, jeoloji]
En çok vadilerde, yamaçlarda bulunan, kil ve kum karışımı, sarı renkli verimli balçık
-
[isim, jeoloji]
En çok vadilerde, yamaçlarda bulunan, kil ve kum karışımı, sarı renkli verimli balçık
- LIĞ
-
-
[isim]
Bakınız alüvyon
-
[isim]
Bakınız alüvyon
- LOĞ
-
-
[isim, ağızlardan]
Yollarda, tarlalarda toprağı ezmek veya toprak damlı evlerin üstündeki killi toprağı sert bir katman durumuna getirmek için dam üzerinde yuvarlanan, silindir biçimindeki ağır taş; loğ taşı, yuvgu, yuvak
-
[isim, ağızlardan]
Yollarda, tarlalarda toprağı ezmek veya toprak damlı evlerin üstündeki killi toprağı sert bir katman durumuna getirmek için dam üzerinde yuvarlanan, silindir biçimindeki ağır taş; loğ taşı, yuvgu, yuvak
- LAK
-
-
[isim]
Uzak Doğu'da yetişen Amerikan elmasından çıkan zamk
-
Boyacılıkta kullanılan, kırmız böceğinin üst deri bezlerinin salgıladığı madde; laka (I)
-
[isim]
Uzak Doğu'da yetişen Amerikan elmasından çıkan zamk
- LAM
-
Kelime Kökeni: Arapça lām
-
[isim]
Arap alfabesinin yirmi üçüncü harfinin adı
-
[isim]
Arap alfabesinin yirmi üçüncü harfinin adı
- LAL
-
Kelime Kökeni: Farsça lāl
-
[sıfat]
Dili tutulmuş, konuşamaz duruma gelmiş
-
[sıfat]
Dili tutulmuş, konuşamaz duruma gelmiş
- LAN
-
-
[ünlem, kaba konuşmada]
Bakınız ulan
- "İte bak lan, dedi, nasıl da horozlanıyor?"
-
[ünlem, kaba konuşmada]
Bakınız ulan
- LOK
-
Kelime Kökeni: İngilizce lock
-
[isim, denizcilik]
Gemileri, farklı iki su düzeyinin birinden öbürüne aşırmak için yapılmış ara havuz
-
[isim, denizcilik]
Gemileri, farklı iki su düzeyinin birinden öbürüne aşırmak için yapılmış ara havuz
- LAF
-
Kelime Kökeni: Farsça lāf
-
[isim]
Bakınız söz
- "Galiba ızdırabın ne olduğunu tecrübe edenler için saadet boş laf."
-
Sonuçsuz, yararı olmayan söz
- "Onun söyledikleri laftan ibaret."
-
Bakınız konu
- "Lafı değiştirdi."
-
[ünlem]
"Öyle şey olamaz, bu sözün hiçbir değeri yok" anlamlarında hafifseme yollu kullanılan bir söz
- "Şunu yapacakmış, bunu yapacakmış, laf!"
-
[mecaz]
Bakınız dedikodu
-
[isim]
Bakınız söz
- LEP
-
Kelime Kökeni: Farsça leb
- LOT
-
Kelime Kökeni: Fransızca lot
-
[isim, ekonomi]
Bakınız tutam (II)
-
[isim, ekonomi]
Bakınız tutam (II)