Sonunda lı olan 10 harfli 122 kelime var. LI ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde lı olan kelimeler listesine ya da başında lı olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UYGULAMALI
-
-
[sıfat]
Yalnız düşünce alanında kalmayıp işe dönüşen; kılgılı, kılgısal, kılgın, tatbikî, pratik, amelî, kuramsal karşıtı
-
[sıfat]
Yalnız düşünce alanında kalmayıp işe dönüşen; kılgılı, kılgısal, kılgın, tatbikî, pratik, amelî, kuramsal karşıtı
- TIKSIRIKLI
-
-
[sıfat]
Tıksırığı olan
-
[mecaz]
Rahatsız olan
-
[sıfat]
Tıksırığı olan
- ERZİNCANLI
-
-
[isim]
Erzincan ilinden olan kimse
-
[isim]
Erzincan ilinden olan kimse
- HASTALIKLI
-
-
[sıfat]
Vücut direnci az olan, çabuk hastalanan; çorlu, öksürüklü, mariz
-
[sıfat]
Vücut direnci az olan, çabuk hastalanan; çorlu, öksürüklü, mariz
- MUHATARALI
-
-
[sıfat]
Bakınız tehlikeli
- "Böyle bir zabiti birlik komutanı atamak, Binbaşı Ferit'e muhataralı göründüğünden, taburun ikmal subayı yapıyor onu."
-
[sıfat]
Bakınız tehlikeli
- KARŞILIKLI
-
-
[sıfat]
Birbirleriyle karşı karşıya bulunan
-
Her iki tarafta da birbirine karşı aynı şekilde var olan; ivazlı, mütekabil, zikzak
- "Sohbet ilerledikçe görüşlerimiz ortaya çıkıyor ve sorulara cevaplar verildikçe karşılıklı anlayış, kaynaşma ve hoşgörü pekişmeye devam ediyordu."
-
[zarf]
Karşı bulunan; mukabil
-
[zarf]
Birbirlerine karşı bir biçimde
- "Köşedeki itibarlı masalardan birine karşılıklı oturduk."
-
[zarf]
Birbiriyle ilgili olarak
-
Bir işi sırayla yapmak
- "Topal Dev ile devlerin beyi arasındaki bu karşılıklı deyişmenin birinci kısmında Topal Dev, sakat olduğu için arkadaşlarının delikanlıyı kendisine bırakmasını ister."
-
[sıfat]
Birbirleriyle karşı karşıya bulunan
- ANALIKIZLI
-
-
[isim]
Soğan ve kıyma ile yapılan harcın bulgurdan yapılan büyük köftenin içine doldurulup ayrıca hazırlanan küçük köfteler ve nohut ile birlikte pişirilmesiyle yapılan bir tür yemek
- "Son yıllarda tüketim ekonomisi hazır paketlerde analıkızlının reklamını yapsa, yemeğin türünü ve özünü yok etse de aslını bilenler bunun aynı olmadığını bilirler."
-
[isim]
Soğan ve kıyma ile yapılan harcın bulgurdan yapılan büyük köftenin içine doldurulup ayrıca hazırlanan küçük köfteler ve nohut ile birlikte pişirilmesiyle yapılan bir tür yemek
- SOLUNGAÇLI
-
-
[sıfat]
Solungacı olan
-
[sıfat]
Solungacı olan
- KABARTMALI
-
-
[sıfat]
Kabartması olan; rölyefli
-
[sıfat]
Kabartması olan; rölyefli
- ÇALKANTILI
-
-
[sıfat]
Çalkantısı olan
- "Dar boğazda deniz gece gündüz çalkantılıdır."
-
[mecaz]
Düzensiz, karmakarışık
- "Oldukça çalkantılı günler geçirdi, isteklerinin çoğunu gerçekleştirecek zaman bulamadı."
-
[sıfat]
Çalkantısı olan
- KANALCIKLI
-
-
[sıfat]
Kanalcığı olan
- "Önde hava kanalcıklı disk ile arkada da kampana kullanılmış."
-
[sıfat]
Kanalcığı olan
- SAPLANTILI
-
-
[sıfat]
Saplantısı olan; sabit fikirli
-
[sıfat]
Saplantısı olan; sabit fikirli
- BIÇILGANLI
-
-
[sıfat]
Bıçılgana yakalanmış
- "Eşeğin başını gözleri bıçılganlı, kirpikleri dökülmüş biri çekiyor."
-
[sıfat]
Bıçılgana yakalanmış
- HARMANDALI
-
-
[isim, müzik]
Ege Bölgesi'nde oynanan bir tür zeybek oyunu
-
[müzik]
Bu oyunun müziği
-
[argo]
Sarhoş durumda olma
- "Baktı ki harmandalıyım, çık dedi, yarın akşam gel; sayılıdır sarhoşluğum benim."
-
[isim, müzik]
Ege Bölgesi'nde oynanan bir tür zeybek oyunu
- HANDİKAPLI
-
-
[sıfat]
Engeli olan
- "Üstün yeteneklerine, çalışmalarına karşın virtüözlükte handikaplıydı."
-
[sıfat]
Engeli olan
- PARAGUAYLI
-
-
[isim]
Paraguay’da yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
-
[isim]
Paraguay’da yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
- KULLANIMLI
-
-
[sıfat]
Kullanımı kolay olan
-
[sıfat]
Kullanımı kolay olan
- KARYAĞDILI
-
-
[sıfat]
Üstünde beyaz benekler bulunan
- "Sırtında İngiliz kumaşından karyağdılı mükemmel bir elbise."
-
[sıfat]
Üstünde beyaz benekler bulunan
- ÜNİFORMALI
-
-
[sıfat]
Üniforması olan, üniforma giymiş olan (kimse)
- "Ertuğrul yatına bir muş yaklaştı. O muştan redingotlu asker üniformalı birçok paşalar çıktılar."
-
[zarf]
Üniforma giyerek
-
[sıfat]
Üniforması olan, üniforma giymiş olan (kimse)
- TOLERANSLI
-
-
[sıfat]
Bakınız hoşgörülü
-
[sıfat]
Bakınız hoşgörülü